Türkiye’ye çeşitli zaman aralıklarında ziyaret gerçekleştirerek belirli akademik çalışmalar yaptığınızı biliyorum. Türkiye’de Romanes konuşulma oranı ve Roman toplumunun Romanes konuşmaya dair algıları nasıl?
Türkiye’de birçok şehir ve köy gezdim. Çok büyük Roman gruplar ama konuşmuyorlar. Unutulmuş bir dil. Çünkü dışlanmaktan ve ayrımcılık görmekten dolayı endişe duyuyorlar. Türkiye’de Romanes konuştuğu için gurur duyan sadece bir kişi gördüm. O kişi de benden daha iyi kimse konuşamaz bu dili diyerek göğsünü gererdi. Onun dışında böyle gurur duyarak Romanes konuşan birine hiç rastlamadım.
Roman toplumunun dile karşı yaklaşımları çeşitli bölgelere göre değişiyor. Kimisi “Dedemin dedesi konuşurdu” ve “çocuklarım Türkçe öğrenerek iş bulsun ve çalışsın, yeter” düşünceleriyle bakıyor. Kimi yerlerde de çok iyi konuşuluyor. Özellikle Edirne ve köylerinde çok iyi Romanes konuşan insanlar var. Bu sebeple Roman toplumunun dile karşı yaklaşımları konusunda net bir cevap veremiyorum. Bunun için ciddi bir araştırma yapılması gerekiyor. Bazı ülkelerde dil kullanımı ve kimlikle ilgili bir araştırma yıllar önce yapmıştım. Türkiye’de sadece Edirne’de 20-30 kişi ile bir araştırma yaptım. Gördüğüm kadarıyla durum böyle.
Tekrardan Türkiye’deki Roman gruplara döneceğim fakat şunu merak ediyorum. Bulgaristan’da ve Slovakya’da üniversitelerde Roman dili öğretim bölümleri açılmasın çok çaba gösterdiniz. Bu faaliyetlerin sonuçları nasıl oldu?
Avrupa Konseyi 2007 yılında bir program yayınladı. 3-18 yaş arasında Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde Roman dili öğretmenlerinin hazırlanması, bu yaş aralıklarında Roman dilinin okunması ve öğrenilmesi tavsiye edildi. Maalesef birçok ülke bu işi yapmadı. Hala daha yapılan bir şey yok. Yapmadıkları içinde herhangi bir yaptırımı da yok. Çünkü bu sadece tavsiye niteliğinde olan bir durumdu. Roman dili öğretmenleri hazırlamak ve bu öğretmenlere maaş ödemek ülkelerin eğitim bütçelerinden çıkacaktı. Çoğu ülke bu faaliyetlere ekonomik nedenlerden dolayı bütçe ayırmak istemediği için yapmıyor. İkinci bir sebep ise yine faşist düşünceler olmuştur. Önce ülkenin anadili öğrenilsin istiyorlar. Sadece Romanya ve İsveç’te eğitim hayatında Romanes görüyoruz. Romanya’da ilkokuldan ortaöğretimin sonuna kadar eğitim hayatında Romanes varken, İsveç’te sadece anaokulu seviyesine kadar Romanes eğitim var. Bir de Slovakya’da güzel bir proje yaptılar. Orada Romanlar için ilkokul yaptılar, Roman dili ve Slovak diliyle birlikte paralel tüm derslerin eğitimi verildi. Sınavlar bile çift dil ile yapılıyordu. Bu model Slovakya’da baya işe yaradı ve çok iyi sonuçlar verdi.
Ben bir model uyguladım ama belli bir yere kadar getirebildim. Üniversitelere Roman Dili bölümü açmak istedim. Dışardan kim öğrenmek isterse gelsin ve öğretelim istedim. Bunu yaptık ama Bulgaristan’da yönetim bu faaliyete devam etmedi. Rektör üniversitede Roman dili olmasını istemedi ve kapandı. Daha sonrasında bunu Slovakya’da yaptım ama sadece 1-2 yıl devam edebildi. Orda da sürdürülebilir bir hale getirilemedi.
Peki Türkiye’de yapılan Romanes dili çalışmaları ile ilgili neler söylersiniz?
Bugüne kadar çok az proje yapıldı. Yapılan projeler bir kişiye ya da iki kişiye bağlı gelişen olaylardı. Bu projeleri yapan insanlar “ne kadar enteresan bir konu, hadi bunu da konuşalım, çok güzel olur” algısıyla yapılan işlerdi. Sistematik bir politika maalesef yok. Türkiye’de yapılan projelerde Roman aktivistlerin de farklı görüşleri var. Bir sene içerisinde çok farklı şeyler duydum. Bazıları yapılan dil çalışmalarının ülkeyi böldüğüne kanaat getirdi. Projelere politik bir anlam katma çabasına girdiler. Oysa projeler tamamen kültürel amaçla yapılan projelerdi. Avrupa’da bulunan Romanlar tüm ülkelerde Romanes konuşuyor ama henüz bölünen bir ülke görmedim. Bu çok sapıkça bir görüş.
Kimi Roman aktivistler bu dil projelerine bir iş alanı ve parasal kaynak olarak bakıyor. Bunu bir görev olarak kabul etmedikleri gibi çocuklarımız tarihini bilsinler, kültürünü bilsinler, bir masal veya bir türkü söylesinler, kendinden utanmasınlar ve kimliğini saklamasınlar düşüncesinde olmadılar.
Türkiye’de 1870 yılında bir gramer kitabı yazılmış, sonra 1990 yılında küçük bir gramer çıkmış bu da 60-70 sayfalık bir kitap ve Roman grupları arasında bulunan sepetçilerin diyalektiği üzerine yazılan bir kitaptı. 1870 yılından 2020 yılına kadar arada geçen 152 senede Romanes için profesyonel anlamda sadece iki gramer kitabı yazıldı. Bazı federasyon ve derneklerin yurtdışı fonlarla yapmış olduğu ufak sözlük, gramer çalışmaları var ama inan hiç profesyonel değil. Bunu şöyle düşün, sen bir doktorsun ve bir insanın hastalığı tespit etmek için kişiden kan örneği alır laboratuvara gönderirsin. Buradan sana sonuçlar gelir ve sonuçlara göre tespitini yaparsın. Şimdi bizim Romanlar bunu anlamıyorlar. 500 adet Romanes kelime bilen karşısına Türkçe anlamlarını yazarak sözlük yapıyor. Böyle olmaz bu iş. Her şeyin bilimsel bir kuralı var.
