Tarihin seyrini değiştiren 26 mayın…

0
427

Merhaba,

Tam 42 haftadır Sualtı Yazıları’nda beraberce sualtı, dalış, batıklar, mağaralar, iklim krizi, çevre, denizler, deniz canlıları üzerine konuşuyoruz. Reportare’de Sualtı Yazıları’ başlarken en temel amaçlarımdan biri deniz ve dalış üzerine düzenli yazma alışkanlığı kazanmak ve haftalık olarak bakıldığında farklı farklı başlıklarda gibi gözükse de bir bütün oluşturabilecek metinler hazırlamaktı, dönüp geriye baktığımda bu amacıma bayağı ulaşmışım, şimdi durup dururken 42. Yazıda bu bahsi niye açtın yazılar mı bitiyor diyeceksiniz. Yok bilakis Sualtı Yazıları’na bu haftadan itibaren bir süre yeni bir yön vereceğiz. 

Yaşlı dünyamızın üzerinde insanoğlu var olmaya başladığı andan itibaren savaşlar eksik olmamış ama hatırlayabildiğimiz ortak tarihimizi keskin şekilde ayıran 2 büyük savaşı geçtiğimiz yüzyılda gerçekleştirmişiz. Bunların ilki I. Dünya Savaşı ve maalesef üzerinde yaşadığımız toprakların bir bölümü bu acı dolu savaşın en kanlı cephelerinden birinin sahnesi olmuş: Çanakkale Savaşları…

İşte bu haftadan itibaren uzunca bir süre hatta belki bir kaç ay, önce 18 Mart 1915 günü gerçekleşen Çanakkale Deniz Savaşı’nı ve bu güne gelene kadar deniz cephesinde neler yaşandığını ve başta Nusret Mayın Gemisi personeli olmak üzere bu savaşta yokluklar içinde Çanakkale Boğazı’na set olan deniz gücünü, daha sonra da tüm savaş boyunca Çanakkale Boğazı ve çevresine yayılan her biri bambaşka öyküler barındıran batıklarından bahsedelim. 

Nusret Mayın Gemisi ve bir gecede döşediği mayınlar koca bir savaşın ve ardından dünya tarihinin seyrini değiştirdi.

Çanakkale Deniz Savaşı’nın ve daha sonra gerçekleşen Çanakkale Savaşları’nın sebeplerine ve sonuçlarına hiç değinmeyeceğim bugün ama bu savaşın dünya tarihinde belkide eninde sonunda yaşanacak bir çok tarihi gelişmenin hızlanmasına sebep olduğunu biliyoruz. 

Genel bir yanılgınımız Çanakkale Deniz Savaşı ile Çanakkale Savaşları’nın bütününü bir arada düşünmek ancak eğer 18 Mart günü İtilaf Donanması, Boğaz’daki savunmayı aşmayı başarsaydı daha sonra bahsedecek bir zafer olmayacaktı. Belki Osmanlı tarih sahnesinden daha çabuk çekilecek, Rusya’da ihtilal geriye kalacaktı. Belki savaşın sonunda Anadolu halkı Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak cesareti ve hatta o savaşı yönetecek lideri bulamayacaktı. 

Çanakkale Deniz Savaşı öncesi ve sonrasında bir çok ilk yaşanmıştı, örneğin denizaltılar 1. Dünya Savaşı’nın yeni ve tehlikeli silahlarıydı. 17 Mart 1915 gecesi Nusret Mayın Gemisi Boğaz girişine 26 mayın döşedi ve bu 26 mayın dünya tarihini değiştirdi. 18 Mart 1915’te İngiliz Donanmasına ait Irresistible ve Ocean zırhlıları ile Fransız Donanmasına ait Bouvet Zırhlısı batmış; Müttefik Donanmaya ait Gaulois, Suffren, Inflexible zırhlıları ağır hasar almış; bir çok zırhlı da kıyı bataryalarının ateşi nedeniyle çeşitli yaralar almıştı. Müttefik Donanması o gün öyle büyük bir şok yaşadı ki, Müttefiklerin bütün kolay zafer planları “battı”. 

Hurdaya çıkarııp sökülmekten kurtaramadığımız Nusret Mayın Gemisi

Çanakkale Savaşları boyunca yayımlanan gazetelerin sadece manşetlerine bakmak bile çok şey öğretiyor. Çanakkale Deniz Savaşı ve Çanakkale Savaşları konusunda yıllar boyunca bulabildiğim her kitabı, her hatırayı okudum, okuyorum. Savaşta yaşananlar hakkında hem İtilaf hem de İttifak kuvvetlerinin komutanlarının, askerlerinin hatıratını okudum, okuyorum.

Üstelik aradan geçen koca bir yüzyıla rağmen bu savaşlarla ilgili ortaya çıkan her yeni bilgi hala çok çok heyecan verici. Örneğin Çanakkale Savaşları sırasında adından çok bahsedilmeyen müthiş Alman denizaltı komutanı Otto Hersing, savaş boyunca yeni gelişen uçakların kahraman pilotları, acımadan jilet yapılan kahraman Nusret Mayın gemimiz gibi bir çok öykü var. Önümüzdeki haftalarda işte bunları teker teker uzun uzun konuşalım diyorum. 

Tabii Çanakkale Savaşı hatıratlarını okuyunca politikacıların hırsları doğrultusunda aldıkları emirleri hayatları pahasına uygulamaya çalışan her iki cephenin kahraman askerlerinin birbirlerine gösterdikleri saygı da yüzümüze tokat gibi çarpıyor. 

Çanakkale Savaşları’nı sadece okumak yeterli değil tabii, Çanakkale Boğazı dev bir açık hava müzesi, Boğaz ve çevresi de batıklarla, savaşın izleri ile dev bir tarih laboratuvarı. İşte bu yüzden önümüzdeki haftalarda bölgedeki batıklar ve bu batıklara yaptığım dalışlardan da konuşacağız.