Bir yanım, 80 darbesinden aylar sonra, mayıs ayının bir gecesi postal gürültüsü içinde kuşatılmış Cide’deki evinden apar topar alınarak sırf küçük düşürülmek için mahalleli...
“Bugün 22 Aralık’ta hepimizi Semyonovski meydanına götürdüler. Orada bizlere ölüm hükmümüz okunduktan sonra öpmemiz için haç verildi ve başımızın üzerinde hançer kırıldı. Mezar tuvaletlerimiz...
Birkaç mumun cılız ışıkları altında haritalara bakarken asla teslim olmayacaklarını, yanmış yıkılmış, küller içindeki bu şehirde boşu boşuna beklediklerini düşündü. Bir türlü kabul edemiyordu....
Mesainin ilk saatleriydi. Masanın üzerinde gelişigüzel dağılmış birkaç evrağı inceliyor, tasnif ediyordu. “Her gün birbirinin kopyası işte” diye hayıflandı. Birkaç sineğin vızıltısı ve monoton...
Ne kadar yüzeysel ne kadar da gelgeç ilişkiler dünyasındayız. Bağlar nasıl da kırılgan. En yakın sandığın bir bakıyorsun yıldızlar kadar uzak. Bugünün insanı için...
“Kusura bakma ama kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışmasak artık. Hiçbirimizin gerçek insanla, insani değerlerle ilgisi yok. Şu halimize bak! Dünyanın her yerinde acılar içinde...
Uzun zamandır içimden gelmiyor. Ne yazmak ne konuşmak ne de anlatmak… Aslında şu hayata, dünyanın geldiği hale bakınca yazacak, söylenecek o kadar çok şey...
Çoğu kişiden duyduğum bir şey bu: “Abi tam aklımdan geçiyordu, bir de baktım Instagram’da reklam olarak çıktı karşıma. Yoksa düşünceleri de mi okuyorlar?”
Yakın zamanda...