Bırak Güneş İçeri Girsin…

0
171

“Let the sun shine in…”

Modeli, markası ne olursa olsun, otomobille yakından ilgili, ilgisiz herkesin kayıtsız kalamadığı tek model otomobiller üstü açık olanlar. Benim gibi tevellüttü yetenler sanırım ilk kez Amerikan ve Yeşilçam filmlerinde görmeye başladılar. Benim ilk kez yakından görmem ise ilkokul yıllarında rahmetli Hulusi amcanın (Kentmen) Altunizade’deki evinin önünde yıllarca kullandığı, Yeşilçam filmlerinde bir çok kez boy gösteren 1956 Ford Fairline Convertible ile oldu. Her gidişimde tüm detaylarına hayran hayran ve uzun uzun bakmış, her yerine dokunmuştum. Kokusunu bugün bile  hatırlıyorum. Üzeri açık otomobiller Yeşilçam’dan sonra 80’li ve 90’lı yıllarda müzik kliplerinin vazgeçilmezleri olacaklardı.

Herkes üstü açık bir arabaya ilk binişini hatırlar. Güzel bir günde, rüzgar saçlarınızda uçuşurken güzel bir müzik eşliğinde yolda olmak unutulması zor bir deneyim. Özellikle eski modellerde zamanla kapılardan, camlardan ses gelmeye başlasa, tente su almaya başlasa, üzeri açıkken yolun, motorun gürültüsü rahatsız etse, bagajda yer kaybı olsa, kazalarda güvenli olmasa da, üzeri açık park edip bırakamasan da, güneşin altında pişsen, “hard top” değilse kışın zor ısınsa da üzeri açık otomobiller her zaman çekici olmuştur.

Geçmişe gittiğimizde; atlı arabalardan başlayarak aslında hiçbir arabanın tavanı yoktu ve arabaların hikayesi gökyüzünün altında bir sürüş keyfiyle başlar. “Convertible”, “Cabriolet”, “Cabrio”, “Drop Top”, “Drophead Coupé”, “Open Two-seater”, “Open Top”, “Rag Top”, “Soft Top”, “Spider” gibi terimler o günlerin üzeri açık araba tanımlarından gelmektedir. İngiltere’de ki ilk üzeri açılabilir otomobillerin iki kapılıları “Drophead Coupe”, dört kapılıları ise “All Weather Tourer” olarak adlandırılmaktaydı. 1800’lerin sonları ve 1900’ların başlarında hava koşulları yüzünden otomobillerin tavanları primitif şekilde kapanmaya ve/veya manuel şekilde açılır kapanır sistemler kullanılmaya başlandı.

İlk geri çekilerek açılabilir  tavan  tasarımı Ben P. Ellerbeck tarafından tanıtıldı; kapalı tavan, bir Hudson coupe üzerinde manuel olarak çalıştırıldı, ancak hiçbir zaman üretilmedi. 1920’lerden itibaren seri üretime geçilmeye başlandığında ise üreticilerin tercihi standart üzeri kapalı modelleri üretmek oldu. Böylece üzeri açık otomobillerin modası geçti. (Hala tek tük seri üretim olmayan modelleri görmek mümkün olsa da…) 1930’lı yıllarda lüks ve prestij simgesi olarak yeniden ortaya çıkmaya başladılar ancak fiyatları oldukça yüksekti. 1939 yılında Plymouth vakum sistemiyle çalışan ilk dönüştürülebilir tavanın lansmanını yapacaktı. Avrupa’da ise 1934 yılında Geogre Paulin tasarımı Peugeout, 601 Eclipse modeli ile arka koltuğun arkasına katlanabilen elektrikli sisteme sahip üzeri açık otomobilini tanıtıyordu. Böylelikle tavanı açıp kapatmak kolaylaşacak ve kullanıcı tercihleri yeniden yön değiştirecekti.

İkinci dünya savaşı sırasında özellikle Fransa ve İngiltere’ye giden Amerikan askerleri, Amerika’da bulunmayan küçük MG Midget, Triumph Roadster gibi “Roadster” otomobilleri deneyimlemeleriyle Amerikan pazarında üzeri açık otomobillere olan ilgi doruk noktasına ulaşacaktı. Ancak hala eski tasarım modelleri kullanılmaya devam ettiği için, pencere sızdırmazlığı ve tıkırtı ile ilgili sorunlar devam etmekteydi. Çözüm ilk olarak 1950 Nash Rambler ile geldi ve tam çerçeve kapıları ve katlanır kumaş üstleri olan üstü açılır arabaları piyasaya sürülmeye başladı. Bu yeni ve geliştirilmiş modelin hemen ardından AMC Rambler American , Studebaker Lark , Packard Caribbean , Oldsmobile 98 ve Chrysler Imperial gibi popüler araçların doğuşuna tanık olacaktık.

50’li ve 60’lı yıllar için gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da üzeri açık otomobillerin en popüler olduğu dönemlerdi dersek yanlış olmaz sanırım. Gençliğin, özgürlüğün, savaş sonrası tüketim toplumunun körüklediği lüks yaşam tarzının ve mutluluğun simgesi haline geldiler. 70’lerin sonuna geldiğimizde ise bu ilgi birden bıçak gibi kesildi. (1960’lı yıllarda Amerika’da Cabrio otomobiller pazarın % 6’sına sahipken, 70’li yıllarda % 1’e kadar geriledi.) Bunun bir çok sebebi olsa da temelde iki ana sebebi vardı; birincisi gittikçe uzayan ve gelişen karayolları ağlarının kapitalist yaşam tarzı ile birleşmesiyle birlikte insanlar otomobilleriyle daha uzun yollar yapmaya başladılar. Yolların iyileşmesi, otobanların artması nedeniyle yollarda yapılan ortalama sürat de bunla paralel olarak yükselmeye başladı. Dolayısıyla tenteleri kapalı dahi olsa Cabrio otomobillerin araç içi gürültüleri de bu oranda artmaya başladı ve üzeri açık otomobillerle uzun yol yapmak rahatsız edici olmaya başladı. İkinci ve aslında en büyük sebep ise otomobil içi klima sistemlerinin yaygınlaşması ve daha konforlu bir yolculuk imkanı sunmasıydı.

1976 yılına geldiğimizde son Cabrio Cadillac Eldorado da montaj hattından çıktıktan sonra, Kuzey Amerika’da mevcut olan tek üstü açılır otomobiller yabancı üreticilere ait olacaktı. Ancak hala devam eden konforlu bir şekilde gökyüzünün altında otomobil kullanma beklentisi üreticileri hibrid bir çözüm olan “sunroof”lu araçlar üretmeye yöneltti.

Amerikalı üstü açık araba severler için piyasa 80’li yıllarla birlikte yeniden hareketlenecekti. 1982’de piyasayı canlandıran Chrysler LeBaron ve Dodge 400 ile geri dönüşün temelleri atılmış oldu. 80’li ve 90’lı yıllara ikonik Pontiac Sunbird , Chevy Cavalier Z24 , Chevy Camaro IROC-Z , Ford Mustang ve Ford Thunderbird gibi modeller damgasını vuracaktı.

1989’da üzeri açık otomobil pazarına MX-5’in (Kuzey Amerika’da Miata olarak bilinen) ilk sürümü sunuldu . Bugün hala üretimde olan ve  gerçekten “zamansız bir otomobil” olarak tanımlayabileceğimiz araç, bugüne kadar bir milyondan fazla satarak tüm zamanların en çok satan üstü açılır otomobili oldu.

Geçmişten günümüze otomotiv endüstrisi sürekli gelişiyor ancak üstü açık arabaların varlığı sabit kalıyor. Ford, GM, BMW, Mazda, Volkswagen, Audi, Mercedes, Porsche, Lexus, MINI gibi bir çok otomobil üreticileri bugün hala üstü açık araçlar üretmeye devam ediyorlar. Talep inişli çıkışlı görünse ve tasarımlar değişmeye devam etse de, özgür ruhlu sürüş hayalleri devam ettiği sürece üstü açık arabalar pazarda yer almaya devam edecek.

Tüm zamanların tasarım anlamında en ikonik üzeri açık otomobillerini sayacak olursak en başta tabii ki 1934 Peugeot 601 Eclipse’i koymak gerekiyor… Tarih sırasıyla gidersek onu; 1948 Morris Minor Tourer, 1951 Volkswagen Beetle, 1955 Chevrolet Bel Air, 1958 Ferrari 250 GT Spider, 1962 Jaguar XKE/E-Type, 1967 Alfa Romeo Duetto Spider, 1986 Saab 900, 1995 Mazda MX-5 Miata, 2004 Aston Martin D89 Volante takip etmekte.

O zaman bırakın güneş içeri girsin…

Önceki İçerikGönüllü Kulluk Üzerine -2
Sonraki İçerikKiğı Doğa ve Kültür Festivali Yer Yok Gerekçesiyle İptal Edildi
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project