Elektrikte Taksite Bağlanmış Zam Dönemi

Elektrik ve gaza gelen son zammı gördünüz değil mi? Son bir yılda gelen zamlar uç uca dizilince ortaya fakirliğin resmi çıkar sanki..

Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gereken bölümlerinden her biri taksit olarak adlandırılıyor. Dolayısıyla taksit ödemeniz için, ödeme yapacağınız yere borcunuzun olması lazım. Bizim enerji üretim, dağıtım ve perakende şirketlerine bilmediğimiz bir borcumuz mu var ki böyle taksitle zam yapılıyor

EPDK’dan Taksite Bağlanmış Zam Uygulaması!

Elektrik enerjisinde normal tarife dönemi; 1 Ocak, 1 Nisan, 1 Temmuz ve 1 Ekim olmak üzere her çeyrek başında yılda dört kez uygulanmaktaydı. 2008 yılından buyana devam eden bu uygulama elektrik tüketiminin yoğun olduğu sanayi ve hizmet sektörü için maliyetlerin öngörülebilirliği, fiyat ve yatırım planlaması bakımından önemliydi. Ancak EPDK, 2022 yılı başından bu yana perakende ve toptan elektrik tarifelerinin yanı sıra kademe ve KDV manevraları ile neredeyse her ay tarife değişikliği yapmayı alışkanlık haline getirdi.

Normal tarife dönemi uygulaması, üretim ve dağıtım şirketlerinin piyasa koşullarında karlarını korumak veya daha da artırmak amacıyla her fırsatta el artıran talepleri nedeniyle EPDK tarafından uygulanamaz hale getirildi ve zamların taksite bağlanması biçimine dönüştürüldü.

Zam değil, sermaye transferi !

Aslında elektrik faturamızın enerji bedeli ve vergiden ibaret olmadığını faturalarımızda gizli (i)özelleştirme bedeli, (ii)çalıştırılmayan santralların maliyeti, (iii) ithal yakıt santrallerine kaynak aktarımı, (iv) HES’lere yüksek fiyat takviyesi ve (v) dağıtım şirketlerinin karlarını katlama desteği gibi adı konmamış ama pratikte olan   kalemler olduğunu, yapılan fiyat artışlarının zam değil, özel elektrik şirketlerine bir tür sermaye transferi olduğunu görmüştük.

Son bir yılda 1 Eylül 2021 – 1 Eylül 2022 Dolar ($) bazında; sanayide yüzde 130’luk bir artış olduğu görülüyor. OECD genelinde tüketicilere yansıyan elektrik, gaz ve yakıt fiyat artışları sıralamasında ülkemizde fahiş artışlar yapıldığı ortada. Üstelik Rusya Ukrayna savaşının başından bu yana Türkiye’nin petrol ihtiyacının yüzde 30’dan fazlasını dünya piyasasından 30-35 Dolar daha ucuza aldığı ve halka pahalı sattığı iddiaları basında yer almakla kalmadı, bu konu TBMM’de soru önergesine de konu oldu.

Gerek OECD verilerini gerekse uluslararası piyasadaki bu gelişmeleri de göz önüne alarak; elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki yıllık artışlar ile ücretli çalışanların gelirlerindeki yıllık artışları Dolar bazında karşılaştırarak; TL ile kazanıp Dolar ile soyulduğumuzu da net olarak görüyoruz, yaşıyoruz

Zamların taksite bağlanmasının altında yatan en önemli etken özel üretim şirketlerinin manipüle ettiği piyasanın fiyatı, yani elektrik piyasasında oluşan Piyasa Takas Fiyatı (PTF). Bunun yanında   EPDK tarafından ilan edilen azami fiyatlar (AF) da var. PTF ve AF arasında bir ilişki var ki dillere destan. 

Piyasa Takas Fiyatı  son bir yılda ( Eylül 2021 –  Eylül 2022)  7,6 kat, buna bağlı olarak EPDK’nın azami fiyat tarifesi de 7,1 kat artmış! Önden AF artışı kararı ve peşinden gelen PFT artışı ile şirketlere ödenen fiyatlar 7 (yazı ile yedi) katı artarak sermaye transferi hızlanmış. Bu soygunun PTF – AF grafiğini aşağıda incelemenizi öneriyorum.

Elektrik üretim şirketlerine sermaye transferi olur da dağıtım şirketlerine olmaz mı? Olur, açıklayalım.

Bu sorunun cevabı için  sadece EPDK’ın 8 Ağustos 2022 tarihli Kurul Kararı ile belirlediği toptan fiyatlara bakmak yeterli olacak. Bu kurul kararına göre; EÜAŞ piyasadan yaklaşık 4 TL/KWh (bknz PTF – AF grafiği) bedelle aldığı elektriği, 1,1 TL/kWh bedelle perakende satış yapan görevli tedarik şirketlerine (GTŞ) zararına toptan satış yapıyor!! Aradaki fark 2022 bütçesinde tahminen 40 Milyar TL’yi de görev zararı yazarak bize yansıtacak. Böylece mesken düşük kademe tarifesine daha fazla zam yapılmamış olacak. Yerseniz…

Bu arada EÜAŞ’ın elektrik alım ihalesi yapabileceğini ama yapamadığını ve böylece buna mahkum edildiğini de belirtelim.

Elektriğe yapılan zam oranları, elektriğin abone grupları bazında kilovatsaat bedelleri vs. rakamlar anlamını yitirdi.  

Elektrik tarifeleri arasındaki değişen oranlar kafa karıştırmasın bu zamlardan doğan artışların tümünü biz ödüyoruz. Bir ekmeği üreten fırının elektrik maliyeti yüzde 50, perakende satacak bakkal ya da marketin elektrik maliyeti yüzde 30, ekmeklik buğdayı üretecek çiftçinin elektrik maliyeti ise yüzde 20 arttı. Bu kadar artışı ödemekte zorlanan hane halkının elektrik faturası da yüzde 20 artarak satın alınabilecek ekmek küçüldü. Ekmeğin küçülme hikayesini aşağıdaki grafik üzerinden incelemenizi öneriyorum

EPDK, iktidarın talimatı olmadan her ay ya doğal gaza ya elektriğe ya da her ikisine birden zam yapamaz. Şirketlerin bizden gizlenen borçları mı var ya da bu kadar sermaye nereye ne için ve kim için aktarılıyor?

İktidar şirketlerin talepleri doğrultusunda enerji fiyatlarına zam yaparken artık çok cesur, hem elektriğe, hem temininde sıkıntı çekmediği halde doğal gaza, piyasa fiyatının altında fiyatla aldığı petrol ürünlerine topluca zam yapma cesaretini kendinde çok rahat bulabiliyor. Neden?

Bugün elektrikte yaşadığımız soygunun adımları son 20 yılda izlenen özelleştirme ve kamusal denetimin devre dışı bırakılması gibi bilinçli politikaların sonucu değil mi? Bu politikalara karşı bugüne kadar toplumdan ve doğadan yana ciddi bir politika ortaya konulabildi mi?  İktidarın elektrik zamlarını taksite bağlama cesareti biraz da karşısında politika ve program yoksunluğundan kaynaklanmıyor mu?

Burada asıl mesele şirketlerin piyasa faaliyetlerinden doğan zararlarının bize yıkılması, faturanın tümden bize kesilmesi ve bizim buna rıza gösterip göstermeyeceğimizdir.

Zammı talep eden sermayenin ve onu temsil eden kamu yönetiminin kendilerine göre haklı argümanları var, bizim bu zamları geri aldırmak için argümanımız ne olacak?

Bir kez daha elektrik üretim ve dağıtımında kamulaştırmayı şimdi talep etmeyeceksek ne zaman?

Benzer İçerikler
Devamı

Bir Kamyon Çarptı Bana!

Demanslı bir eş/akraba ile yaşamak ve ona bakmak genellikle kolay değildir hatta dürüst olalım zordur. Hastanın davranışı etrafındakiler…
Devamı

Rahatımı Bozmayın

Şurada bir bardak çayı rahat rahat içemeyecek miyiz arkadaş? İki lafın biri de dönüp dolaşıp bu konuya mı…

Reportare, dünyada ve Türkiye’de yaşanan sosyal, çevresel, ekonomik ve siyasal olayları analiz eden, bu alanlarda farklı görüşlere sahip programcı ve konukları ile yaşanan sorunlara yapıcı çözümler sunmayı amaçlayan tam bağımsız bir ortak yayın inisiyatifidir.

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli içerikler sunabilmek için desteğinize ihtiyacımız var. Youtube KATIL botunu üzerinden bize katkıda bulunabilirsiniz.

KATIL