Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler ve Beowulf

Dramla başlayan ve sonrasında romantizmin doruklarına çıkan bir hikayeyi evirip çevirip fantastik öykü yapabilir misiniz? Bence hepiniz bunun cevabını zaten biliyorsunuz ve hatta çocukken okuduğunuz bir sürü masal da zaten fantastik öğeler içeriyordu. Büyüklerimizin dizinin dibinde ağzımız bir karış açık dinlediklerimizi, sayfalarını heyecanlı çocuk parmaklarıyla çevirip kendimizi o hayal dünyasına kaptırdığımız masal kitaplarını hatırlayın.

Pamuk prenses ve 7 cüceleri sanırım büyük bir çoğunluk biliyordur. Kral, kraliçe, prenses, avcı, prens ve 7 cücelerden oluşan kadrosu ile aslında çok sağlam, aşırı uçlardan uzak duran fantezi edebiyatı örneğidir.  Oysa öyküde yer alan bu kişilerin yerine normal hayatta var olan kişileri yerleştirdiğiniz ve boğaza tıkanan zehirli elma kısmını da hallettiğinizde karşınıza, günümüzde de yaşanabilecek, mutlu sonla biten, iyilerin ödüllendirildiği, kötünün ise cezalandırıldığı nefis bir dram çıkmaktadır.

Grimm kardeşler tarafından derlenen ve 1800’lerin başında ortaya çıkartılan bu halk masalı, çağının çok ötesinde fütüristik ayrıntılar da taşımaktadır. Büyülü ayna yerine şu an duvarınızda asılı olan 55 inç televizyonu ve tabii ki internet bağlantısını bire bir koyabiliyorsunuz. Google sesle arama yapabiliyor ve birkaç milisaniye içerisinde sonuçları sıralıyor… Soru ne kadar genel olursa olsun en çok aranan, en çok beğeni alan, RT edilen, paylaşılan her türlü fotoğraf bu sıralamada yer aldığına göre, gencecik ve aile baskından uzakta, mutlu mesut köy hayatı süren hanım kızımızın, bağ bahçe işlerine çok da vakit ayırmadığını, zamanının büyük kısmını instagram, twitter, twitch, youtube, facebook, snapchat gibi platformlarda geçirdiğini ve kısa zamanda fenomen olduğunu da tahmin edersiniz. Güzelliğini sakınmadan gösterdiği ve sevimli yeni ailesiyle çekip paylaştığı, hatta viral olan videoları, fotoğrafları ile binlerce beğeni ve paylaşımı hak eden kızımızın Google aramasında da ilk sırada çıkıp kendisinden güzel bir kadına tahammülü olmayan üvey annesini çıldırtması işten bile değil. Duvardaki 55 inç “aynadan” sonra ikinci nefis detay da camdan yapılmış tabut ki bunu zaten hepimiz oksijen zengini ortamıyla sıcaklığı sabit tutan kuvöz olarak adlandırabiliyoruz artık.

Pamuk Prenses Masalından

Masalın fütüristik yaklaşımını bir kenara bırakıp fantastik öğelerini didiklersek, her gün karşısında vakit geçirdiği ve kendi güzelliğini duymasını sağlayan sihirli ayna ile Pamuk Prensesi zehirlemek için büyülü bir iksir içip yaşlı bir kadına dönüşmesi haricinde başka bir öge barındırmamaktadır. Yalın ve akılda kalıcı bir masal olarak hayatımızda önemli bir yer edinmesi biraz da pozitif ve eğlenceli oluşundan kaynaklanma, iblisler, ejderhalarla bezeli modern zaman kurgularından ayrılarak daha düşük yaşlardaki okuyucu, dinleyici kitlesine hitap etmektedir.

Grimm kardeşler halk masalını derlerken ne kadar değiştirdiler, ne eklediler ya da ne çıkarttılar bilmiyoruz ancak şurası bir gerçek ki, yazıdan önce söz vardı, yani sözlü anlatımla ve hatta tasvirlerle hayata dair her şey bir sonraki yerleşim yerine, bir sonraki nesle anlatıla geliyordu. Bilinen tüm yazarların eserleri ortaya çıkmadan çok ama çok önce birileri ateşin başında çocuklara anlatmak için fantezi edebiyatına girmiş, hatta ciddi yol kat etmişti. Burada, İskandinavyalıların başına gelen büyük beladan bahseden en ünlü Anglosakson destanının kahramanı Beowulf’u anmadan geçemeyeceğim. Milattan sonra 6. yüzyılda İskandinavya’da yaşanan olayların 7. yüzyılın ortalarında dizeler halinde ortaya çıktığı düşünülmektedir. 11. yüzyılda yazılı hale getirilen ve sonrasında yine uzun bir süre sessizliğe bürünen bu epik şiir, nihayet 1800’lerin başında ilk kez basıldı ve 1930’larda İngiliz yazar, şair ve dil bilimci John Ronald Reuel Tolkien tarafından incelendi. Tolkien, bu destanı konu alan Beowulf; Monsters and Critics’i yazarak, İngiliz edebiyatı açısından değerini ortaya koymuş hak ettiği yere kavuşmasını sağlamıştır. Rivayete göre, bu müthiş  epik şiirin etkisinde kalan Tolkien, Hobbit’i yazmıştır.

Pamuk Prenses ve yedi cüceler, daha az fantastik öğeler barındırması, sevgililerin düğün dernek eşliğinde mutlu sona ermeleri ve kötü kalpli üvey annenin bertaraf edilmesi şeklindeki romantik ve içimizi ferahlatan bir sona ulaşmasıyla yalınlıkta öne çıkarken, Beowulf adındaki cesur kahramanın hikayelendirildiği epik şiir gerçek anlamda destan ve bolca fantastik öğe barındırmaktadır. Yardım için gittiği ülkede giriştiği ölümcül savaşın ilk rakibi, tam olarak tanımlanmayan ancak insanları parçalayıp yediği anlatılan Grendel’dir.

Beowulf, Grendel ile mücadele ederken yaratığın kolunu kopartmış ve onun ölüme yol açmıştır. Ardından, hesapta olmayan ikinci bir karakter sahneye çıkar; Grendel’in annesi! Ve Beowulf onunla olan savaşını da kanlı bir galibiyetle sonuçlandırır. Uzun yıllar huzurla yaşayıp ülkesine barış içinde bir dönem yaşattıktan sonra belki de en güçlü düşmanın ortaya çıkışıyla destanın sonuna yaklaşırız…

Beowulf

Beowulf artık yaşlı bir savaşçı, karşısında ise ejderha vardır. Uzun ve zorlu savaşın sonunda düşmanını yense de, aldığı yaraların sonucunda ölür. Bir kahraman daha halkı ve yurdu için canını vermeyi göze almış, destanlaşmış, hikaye de burada bitmiştir.

Yapısı itibariyle karanlık, kanlı ve hüzünlü bir kahramanlık hikayesi olarak basitçe özetleyebileceğimiz destanda mutlu son, kahramanın savaşı kazanmasına rağmen ölmesi ile gölgelenmemiştir aslında. Tam tersine, ölerek ölümsüzlüğü kazanmıştır ve onun hakkında yazılan üç bin küsur dize ile bin yıldan fazladır hatırlanmaktadır. Beowulf gerçek bir kahraman olabilir, belki çok güçlü düşmanlarla savaşmış, onları yenerek ülkesinde saygın bir yer dinmiştir, belki de gezgin bir masal anlatıcısının haşarı çocukları zapt etmek, kabilenin en güzel kızının gönlünü çelmek ya da ekmek ve şarap için uydurduğu hayali karakterdir.

Benim için önemli olan; on dört yüzyıl önce birilerinin fantastik bir hikaye kurgulamış olması ve modern dünyaya adım atan insan evladının, bunca yüz yıl önce söylene gelmiş o satırlardan etkilenerek evrenler, eşsiz yaratıklar ve inanılmaz hikayeler kurgulamasıdır. Arada geçen bunca zamanda, eski olan geçerliliğini yitirmediği gibi, kaya sağlamlığındaki yapısıyla, günümüz fantastik kurgularına temel oluşturmuştur.

Fantastik kurgu ile Bilim Kurguyu karıştırmamak adına çok uzun bir cümleyle rehber oluşturmak istiyorum. Hikayede büyücü, kurt adam, vampir, zombi, ejderha, iksir vesaire varsa, konuşmaması gereken canlılar ya da cansız varlıklar konuşuyor, hareket ediyor, düşünebiliyor ve bunu teknolojik bir alet yardımıyla yapmıyorsa,  tıbbi olarak öldüğü var sayılan canlılar bir anda diriliyor, doğuştan gelen uçma, görünmeme, duvarların arkasını görme, 10 tonluk su deposu kaldırma, şekil değiştirme, bir yerden bir yere an içinde ulaşabilme, organları kesildiğinde yeniden oluşma, başkasının düşüncelerini kitap gibi okuyabilme, beden değiştirme gibi yetenekleri olan karakterler varsa, o eser Fantastik Kurgu, hikayedeki karakter, bu saydıklarımın tamamını ve daha fazlasını teknolojik aletlerin/gelişimin sonucu olarak yapabiliyorsa Bilim Kurgudur.

İyi ve kötünün mücadelesinin her an yaşandığı ve galibin hangi taraf olacağını bilmediğimiz kurgu ise hayattır…

Hayallerimiz kadar var olduğumuz o fantezi dünyasında, hepinizin, kendisi için sınırsızca kurguladığı bir masalın kahramanı olmasını diliyorum…

Benzer İçerikler
Devamı

İnce şeyleri anlamak…

“Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya” der Gülten Akın İlkyaz şiirinde. Ne zaman aklıma gelse…