Mükemmelin Peşinde: Ozan Sinan Tığlıoğlu

0
757

Ulvi Yaman Yaratıcı sektörlerde özellikle müşteri odaklı, sipariş üzerine hizmet verilen durumlarda bizlerin “brief” dediği ve müşterinin/tüketicinin isteklerini, ihtiyaçlarını anlamak çok önemli doğru bir iş üretebilmek adına. Konu iç mimari, iç mekan tasarımı olduğunda bu daha da önem kazanıyor, doğru düzgün “brief” alabiliyor musun?

Ozan Sinan Tığlıoğlu: Kurumsal müşteri ile bazen de dostlarımızla işler yapıyoruz. Şöyle bir örnekle tanımlamak yanlış olmaz.

Kurumsal bir müşterimizden aldığımız briefler bazen çok katı ve çok tanımlı yaratıcılığınızı yada kendinizi anlatacak bir alan bulmakta zorlanıyorsunuz. Diğer taraftan para kazanmış bir esnafın yeni bir maceraya atılırken Pinteresten aldığı görselleri gösterdiği bir toplantıda buluyorsunuz kendinizi hangisi daha zor bilmiyorum ancak her ikisi de sınırlarınızı zorlayarak heyecan verici işler yapmanıza sebep olabiliyor. Özetle brieflerin bir önemi yok, endüstriyel tasarım yada bir iç mimari proje dinamikleri sizin yaratıcılığınız ve farklılığınızla başka bir yere evrilebiliyor.

Ulvi Yaman: Yaratıcı sektörlerde yaratım süreci aslında hiç bitmeyen bir olgudur. Ya teslim tarihi gelir öyle mecburen biter veya başka projeye geçmen gerekir o yüzden sonlandırırsın. Aksi takdirde sürekli bir arayış vardır şurasını şöyle mi yapsam, böyle mi olsa diye hiç bitmeyen. Bir tasarımın bittiğine nasıl karar veriyorsun? Daha sonra baktığında “keşke”ler oluyor mu?

Ozan Sinan Tığlıoğlu: Kesinlikle katılıyorum. Bazı ürünlerimizde üretildikten sonra müşteri deneyimleri ile revizyonlar yaptığımız oldu. Bu sebeple ülkemizde ürün tasarım yada proje süreci çok hızlı geçiliyor. Üreticiler yada müşteriler bu konuda sabırsız. Çok hızlı sonuca gitmek bazen sıkıntılar yaratabiliyor. Yurtdışında bir çok ürün projemiz var.  Bazılarının sonucunu almak 2 yıl sürüyor. Ülkemizde 3 ayda piyasada görebilirsiniz. Çok fazla  keşke şöyle yapsaydık dediğimiz bir projemiz olmadı. Öncesinde etütlerimizi iyi yaptığımızı düşünüyoruz.

Ulvi Yaman: Konu tasarım, yaratıcılık olduğunda özgünlük oldukça önem taşıyor. Fikir çalma, esinlenme vb. konularını bir yana bırakıyorum ama bilerek olmasa da bazen bulduğun, tasarladığın fikirler başka bir şeylere benzer çıkıyor. Nasıl bir kontrol mekanizman var konuyla ilgili olarak?

Ozan Sinan Tığlıoğlu: Her şeyin iç içe geçtiği zamanlardayız. Bir çok projemizde kurumsal firmalar dahil benzer yada aynı tasarımların üretildiğini görüyoruz. Bir fikrimizin bizden önce piyasada var olmuş olmasını tespit etmek, onun öncesinde bir hazırlık , araştırma gerektiriyor. Öyle olunca proje çöpe gider.  Günümüzde otomotivde, beyaz eşya, tekstil veya mobilya endüstrisinde işlevleri aynı olan birçok benzer ürünü görebilirsiniz. Bizim bir ürünün fikrini veya çizgisini paylaşmamız yeterli;  bir ürünün tescilinden daha güçlü bir yaklaşım. Ben bu konularda özellikle daha açığımdır, iznim olmadan bir ürünümü fikir ve sanat eserleri kapsamında üretmesi, kendilerine iletilir. Bu güne kadar bu konularda hep pozitif oldum. Tespit edilirse kendilerine bu iletilir bunu bilmeleri yeterli benim için.

Ulvi Yaman: Doku, Strüktür, Biçim, Leke, Form, Hacim, Ritim, Denge, Oran, Orantı,  Hareket, Hiyerarşi, Zıtlık, Uygunluk, Renk, Bütünlük, Farklılık, Vurgu, Alan, Kontrast,  gibi bir çok kavramdan bahsediyoruz aslında tasarım deyince. Üç boyutlu tasarımlarda ise buna bir de malzeme bilgisi ekleniyor ki bence çok önemli. Kumaş, ahşap, metal, boya, özel aparatlar vb. Malzeme tasarımcıyı sınırlandırıyor mu? Bu görünmez sınırı nasıl aşıyorsun? Ya da aşabiliyor musun?

Ozan Sinan Tığlıoğlu: Maalesef bu konularda ülkemizde ciddi sıkıntılar var. Sanayiciler hammadde üreticilerinin sunduğu kadar özgün materyal konusunda. Bu noktada her firma kendi çıkış yollarını bulmaya çalışırken bizde ortaya koyduğumuz çizgilerde zorlamalar yaparak farklılaştırmaya çalışıyoruz. Bu sebeple organik materyaller kullanmak, renk farklılıkları kalıplı ürünler ile bu konuları aşmaya çalışıyoruz, paralel olarak maliyetlerimiz artıyor.

1
2
3
4
5
Önceki İçerikPanik yok! Yaşamaya devam…
Sonraki İçerikGülmek Devrimci Bir Eylemdir!
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project