Radika ve Bach

0
521

Ulvi Yaman: İklim ne dinler? Gerek klasik müzik anlamında gerekse diğer tarz müzikler olarak? Paco deme hemen onu bilmeyen sağır sultan kaldı 

İklim Tamkan: Bu çok tehlikeli bir soru. Onlarca isim var elbette. Sayısız müzik türleri. Kısaca; Sevdiği her şeyi dinler işte. “İyi müzik” dediği, içini titreten her müziği yani.

Detaya girersek; Özel bir bossa merakım olduğunu söyleyebilirim. Tatsızsam keyiflenmek için, keyifliysem daha da mutlu olmak için bossa dinlerim. Vinicius de Moraes, Antônio Carlos Jobim, Elis Regina, Caetano Veloso, João Gilberto, Gilberto Gill hayran olduğum isimlerden bazıları. Bu isimler çok büyük isimler. Sair, müzisyen, politikacı, Bossanova’nın yaratıcıları, ilk yorumcuları.  İlginç insanlar. Elbette bu ekolun genç takipçilerine de kapılarım hep açık. Güzel havalar, güzel ülkeler… Leo Ferre hayran olduğum bir başka isim. Cesária Évora  keza. Dino Saluzzi yine aynı kategoriye sokabileceğim ustalardan. Bu insanlar sadece müzisyenlikleriyle değil duruşlarıyla da kendilerine hayran bıraktıran müzisyenler. Paco’yu sadece dinlemiyorum. Ona bir şeyler de hissediyorum. Hayatinin istisnasız her döneminde bu kadar etkileyici olan başka bir insan tanımıyorum. Bu arada Paco demişken Vicente Amigo da hiç hafife alınmaması gereken bir yetenek bence. Yine de kimse Paco olamaz. Olmasın zaten.

İklim TamkanP. Metheny, Jaco Pastorius, George Benson, Chet Baker, Charlie Haden,  Tania Maria, Chick Corea, Bill Evans, Abdullah Ibrahim, Gonzalo Rubalcaba, Keith Jarrett, Vakif Mustafazade, Brad Mehldau, Aydin Esen, Sting ilk aklıma gelen isimler.

Durmadan dinlediğim müzikler olmasa da ; Beatles, The Who, Bee Gees, Pink Floyd, Queen, Deep Purple, Dire Straits , Pink Floyd kültürü de babadan. Daha konservatuvarın ne olduğunu bilmezken bu müziklerle buyuyordum. Büyük şans.

Klasik yorumculardan; Michelangeli, Lipatti, Sokolov, Haskil, Richter, Gould, Nikolayeva, Brendel, Pollini, Gilels hayran olduğum piyanistlerden. Gerci Barenboim’i de bu listeye katmazsak olmaz. Hayatımda canlı dinlediğim en güzel Schubert yorumu ona ait. Cd kayıtlarında da daha iyisini duymadım. Casals, Jacqueline du Pré  sevdiğim cellistler. (Artık bir de besteci saymayayım dedim) Erken dönem müziklere daha çok merakım var. Belki klavsen yüzünden. Romantik dönemden biraz yoruldum, çok kremalı makarna gibi geliyor. Chopin beni artık kalbimden vuramıyor. Gençken vuruyordu. Damak tadımı ise genel olarak jazz, funk, soul, Arjantin tangoları diyerek tarif ederim. Türkiye’den ise;  Fikret Kızılok , Erkan Oğur, Birsen Tezer gibi muhteşem insanları zevkle dinlerim. Ama bu liste bitmez, en iyisi ben susayım. Tadımlık isimler vermiş olayım. Sonra unuttuğum isimler için tek tek üzülürüm.

Ulvi Yaman: Kadın piyanistler için sırt dekoltesi şart mıdır?

İklim Tamkan: Dekolte; Bilmem! Dekolte konusuna hiç kafa yormadım. Yakıştığını düşündüğüm şeyi giyer sahneye çıkarım. Konser sonrası da “ay bunu giymeme nasıl izin verdiniz? Çok kötü olmuş” derim dostlarıma. Onlar da “İklim saçmalama” der.Böyle geçinip gideriz.

Ulvi Yaman: Şaka bir yana piyano ve kadın ilişkisi üzerine biraz konuşalım mı? Müzik aletlerini kadınlar ve erkekler için ayırabilir miyiz?

İklim Tamkan: Hayır. Müzik aletlerini kadınlar ve erkekler için ayıramayız. Hem yanlış hem de saçma olur. Herkes her şeyi çalabilir, çalsın. Belki “Arp”  kadına daha çok yakışan bir enstrüman olabilir. Zira çok zarif. Benim piyanoyla ilişkim bildiğiniz gibi iste. Bazen kavga bazen büyük ask. Psikolojime, repertuvara, ajandama göre değişiyor. Piyano benim ilk çocuğum gibi. Yeri çok ayrı. Çalmayı çok seviyorum ancak belli bir repertuvar için saatlerce çalışmak zorunda kalmaktan sıkılıyorum bazen. Klavsenle ilişkim daha başka. O ikinci çocuğum. Ona doyamıyorum. Onunla saatlerce, günlerce yemeden içmeden vakit geçirebilirim. Onun nazını biraz daha kolay çekebiliyorum Belki biraz daha geç tanıştığım içindir. Bilemiyorum. 

Ulvi Yaman: Mükemmeliyetçi misin?

İklim Tamkan: Mükemmeliyetçi miyim? Bu soruyu bir suredir birlikte çalıştığım partnerim mezzo soprano Senem Demircioğlu yanıtlamalı diye düşündüm. Üşenmedim aradım sordum, şunları söyledi; “Bence İklim üzerine titizlendiği ve önem verdiği projelerinde çok mükemmeliyetçidir. O kadar mükemmeliyetçidir ki parçaları 40 kez mix’e sokabilir. Çok önemsemediği konular olduğunda ise benim kadar olmasa da oluruna bırakır diyebilirim” (Albüm kayıtlarımızı alan, sonrasında da edit ve mixlerimizi yapan Alp Turac’a sormaya korktum. Senem daha insaflı davranır diye düşündüm!) Maalesef ve çok şükür çok detaycıyım. Birlikte çalıştığım insanları biraz yoruyorum. Dahil olduğum -ya da sorumlusu olduğum, çok fark etmiyor- isin her aşamasının içime sinmesi önemli. Kafamı yastığa koyduğumda aklımda en ufak bir soru işareti ya da şüphe olmamalı, katlanamam. Bir kayıt yaptığınızda o is sizin senelerce pesinizden gidiyor. Kalıcı bir şey yapıyorsunuz. İrsaliye imzalayıp göndermiyoruz ki kâğıdın ucu kırışınca moralimiz bozulsun. 🙂 Elbette elinizden gelenin en iyisi için sınırlarınızı zorlamak isteyeceksiniz. Diğeri kolaycılık, tembellik olur. Geriye donup baktığımda “Ben ne yapmışım?!”diyeceğim hiçbir projeyi kabul etmem. İçime sinen ve yapabileceğime inandığım isleri yaparım.

İnsanın Hissettiremediğini Müzik Hissettirir

Ulvi Yaman: İnsanı yalnızlığa sürükleyen bir müzik aleti mi piyano?

İklim Tamkan: Müzik tuhaf şey. Anne, baba, sevgili, eş, dost giremiyor aranıza. Müzik dinlediğimiz anları mesela çok mahrem buluyorum. İnsanın hissettiremediği şeyi müzik size hissettirebiliyor. Dolayısıyla müzik de piyano da neye ihtiyacınız varsa size onu verir. Yalnızlaştırır da, dinginleştirir de, kalabalıklaştırır da. Kesin olan şu;  dokunur.

Ulvi Yaman: İyi bir klasik müzik dinleyicisi olmak için insanın kendini eğitmesi gerektiğine inanıyor musun? Müzik hakkında, besteciler hakkında bir okuma gerektiriyor mu? Emek istiyor mu?

İklim Tamkan: Eğitim ve emek olmadan en önemlisi ilgi olmadan dinleyip zevk aldığınız bir müzik türü var mi?  Sadece dinlemek de güzel, ama birazcık inceleyip, öğrenip, eserler, dönemler, hatta sanatçılar arasındaki nüansları yakalayacak seviyede olmanın getirisi büyük. Küçük emekler büyük hazlar olarak geri dönüyor. Pop müzikten sanat müziğine bir şekilde ya sanatçıyı, ya makamı ya geldiği yöreyi ya da anlattığı hikayeyi öğreniyorsunuz.  Örneğin, Billie Holiday’den “Strange Fruit” parçasını tabii ki dikkat etmeden radyoda dinleyip geçebilirsiniz, ama o müzik türüne ilginiz varsa, konusunu ve önemini bilmemeniz zor. Yani, eğer ilginiz varsa, neredeyse hiç bir zaman sadece bir tini olarak kalmıyor müzik. Klasik müzik için de ayni bu, değişen bir şey yok.  Bence tek fark, klasik müzik çok uzak kalıyor günlük hayattan ve medyadan. Her an, her dakika müzik ile iç içe oluyoruz, ama genelde pop kültürü oluyor bu; Gerek yabancı gerek yerli.  Yani istemesek de öğreniyoruz aslında popüler kültürün müziklerini, sanatçılarını, ilginç hikayelerini. TV’den, radyodan, dergilerden.  İlginiz varsa üstüne siz de emek harcıyorsunuz, beğendiğiniz bir sanatçının eski bir albümünü de almak istiyorsunuz.  Klasik müzik için emek biraz daha aktif olmayı gerektiriyor, hazır gelmiyor sanki tepside pop kültürü gibi.  Yalnız bir şeyi de atlamamak gerek. Klasik müzik dinleyicisi olmak için illa konuda bilgili olmak on çalışma yapmış olmak gerekmiyor. Bir eseri dinledikten sonra soracağınız basit bir sorunun cevabında her şey; Beğendim mi?  Cevap evet ise dinlemeye devam! 

Ulvi Yaman: Genç nüfusun klasik müzik ile ilgileri nasıl? Bu ilgi nasıl artırılabilir? Yoksa yakın tarihte müzelerde dinlenebilir bir hale mi gelecek? 

İklim Tamkan: Genç nüfusun klasik müziğe ilgisi az demek, asil problemi görmemek olur.  Genç nüfus içinde büyüdüğü kültürle olgunlaşır. Aile, arkadaş, okul, televizyon, radyo, medya da etki eder elbette bu gelişime, yoğurulma sürecine. Bir çocuğa sürekli Demet Akalın dinletirseniz müzisyen olmaya karar verdiğinde Demet Akalın olmak isteyecektir. Genç nüfus bu evrensel müzikle tanıştırılmıyor ki … Klasik müzik evrensel diyoruz, evrensel olan bir şeyin bizi de içermesi gerek. Sadece dinlemek değil üretmek de gerek yaşaması için.  Yoksa hep dinleyici, hep yabancı kalınır. Az önce bahsetmiştik, devlet politikası olarak klasik müziğe önem verildiği dönemlerde kendi bestecilerimizi de yaratmıştık ve bu evrensel müziğin bir parçası oluyorduk.  Klasik müziğe ilgi de orantılı bir şekilde artıyordu.  Daha sonra bu yönde insana yatırım azaldı, ve son yıllarda da özellikle yok edildi; Sonuç da ortada, çözümü de.

1
2
3
4
5
Önceki İçerikÇünkü O Şayir…
Sonraki İçerikAteş Böcekleri ve Moda Sahnesi
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project