Ulvi Yaman: Biraz İklim’in İzmir’ini dinleyelim mi? Bize İzmir’i anlatsana…
İklim Tamkan: Hep oralı olduğum ama hiç orada olmadığım… 11 yaşında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’nda başlayan konservatuvar eğitimim için gittim İzmir’den. Yatılıydı, yani evden uzaktaydım. Özledim. Babamın özlemime dayanamaması yüzünden Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuarı’na yatay geçiş yaptım. 6 sene İzmir’de okudum. Ortaokul, lise orada bitti. Üniversiteyi 1. sınıfta bırakarak 18 yaşında Avusturya’ya taşındım. Yine özledim. Bu sefer de ömrümün 12 senesi İzmir’den uzakta geçti. Şimdi de İstanbul’a döndüm. Mesafeli bir ilişkimiz var. İklim’in İzmir’i güzel tabii ama hep uzak. Bir yandan İzmir özleyince güzel, diğer yandan İstanbul çok yıpratıyor. Karışık duygular içerisindeyim. Ha bir de ben Karşıyakalıyım. Sadece İzmirli değilim.
Ulvi Yaman: Yine de bir aidiyet duygusu var gibi?
İklim Tamkan: Ailem orda. Çok kalabalık ve birbirine bağlı bir aileyiz. Düğünümüz, cenazemiz bol. Üçüncü, dördüncü kuşak kuzenler bile birbiriyle görüşür. Kocaman masalar kurmayı yemeyi, içmeyi uzun sohbetleri severiz
Ulvi Yaman: “Kocaman masalar” deyince merak ettim. Aile tam olarak nereli?
İklim Tamkan: Babaannem Giritlidir. Annesi Hanya’dan babası Resmo’dan gelmiş. Ömrümüz Radika, Arapsaçı, Turp otu falan yemekle geçti yani. Kardeşleriyle dedikodu yapmak istediğinde ikinci kanala geçer Rumca konuşurlardı. Simdi ağzından nadiren tek tük ünlem cümleleri duyuyoruz.
Ulvi Yaman: Sen konuşuyor ya da en azından anlıyor musun?
İklim Tamkan: Çok basit kalıpları bazen. Özeniyorum daha çok.
Ulvi Yaman: Sosyal medyada aktifsin ve özellikle twitter’ı etkin kullanıyorsun.
İklim Tamkan: Evet, Twitter’i seviyorum. Instagram’ı da epey kullanıyorum diyebilirim. Simdi bir Facebook sayfası da açtım, ona henüz alışmaya çalışıyorum. Orada ise sadece konser vb duyuruları yapıyorum. Mesleğim gereği buralarda olmak zorundayım zaten. Zor gelmiyor, zevk alıyorum. Ayrıca bana herkes dilediği zaman ulaşabilmeli. İstediğini sorabilmeli, danışabilmeli. İnsanları merak eden bir tipim, kolay diyalog kurabildiğime inanıyorum ve bunu çok önemsiyorum. Hiç tanımadığım insanların hakaretlerini ciddiye almam ama herkesin düşüncesini dikkate değer bulurum.
Ulvi Yaman: Takipçilerin sadece klasik müzik severler mi yoksa sosyal medyayı yeni ve daha önce tanışmadığın bir kitleyle buluşma aracı olarak da değerlendiriyor musun?
İklim Tamkan: Takipçilerim elbette sadece klasik müzik dinleyenler ya da müzisyenler değil. Çok şükür. Öyle olsaydı çok yazık olurdu. Dünya bizim camiadan ibaret değil. Benim dünyam da öyle.
Takip ettiklerimin “insan sever” olmasına özen gösteriyorum. Aksi kalbimi kırabiliyor. Nasıl kullandığıma gelince; Bazen “ağzıma geleni” yazıyorum. Bazen de konserler, kayıtlar, duyurular için kullanıyorum. Yüzünü hiç görmediğim ama arada twitter’dan sohbet ettiğim anonim hesaplardan konserlerime gelenler oluyor. Buna çok seviniyorum mesela. Kim olduklarını bilmiyorum ama konser salonunda beni dinlediklerini biliyorum. Çok zevkli. Bazen de müzikler ve yorumcular hakkında tatlı tatlı sohbet ediyoruz. Ne güzel işte !
