Savaşta bir cephe: Sosyal Medya

0
191

Bu yazıyı yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım. Rusya’nın Ukrayna’yı işgâli ve başlayan savaş sonrası, sürecin tarihsel, sosyo-ekonomik ve siyasal zemini açısından kullanılan her kelime ya da kavram savaş karşısında bir pozisyon belirtiyor kuşkusuz. Ama bu savaş konusunda fikirlerimi ve pozisyonumu saklayan biri değilim, beni bilen biliyor zaten, yazımızın konusunu parçalamamak adına siyasi değerlendirmelerimi kendime saklamak istiyorum. En nihayetinde bu savaş umuyorum ki diplomatik çözümlerle bir an evvel durur ve bölgede barış sağlanır.

Ben, canlı yayında ilk savaşı 2. Körfez Savaşı’nda izledim. O zamandan beri sayısız savaşa tanık oldum ve maalesef hepimiz gibi bu çatışmalara hâlâ tanık oluyorum. Ama yeni medya platformlarına erişimin ve paylaşımlarının zirve yaptığı bu dönemde, sosyal ağlar artık ana-akımı geçmiş durumda. Yani eskiden olduğu gibi artık savaş CNN’den değil, Twitter, Facebook, Telegram gibi sosyal medya ağlarından takip ediliyor. Kamerayı açıp istediğin yerden canlı yayın yapabildiğiniz bir ortamda, şok ve vahşet haberciliğine alıştırılmış kitleler, öncelikle sosyal medyaya bakmakta. En sıcak içerikler orada paylaşılıyor ve yaşanıyor. Savaşın bağrında duygusal durum ve psikoloji ise sansasyonel haberciliğin kitleleri alıştırdığı büyük bir haz ile takip edilmekte. Ama şunu da hatırlatmakta fayda var, editoryal müdaheleden ve gazetecilik etiğinden yoksun içeriklerin dolaşımı, gerçek görüntü ve bilgilerden daha fazla olduğu bir dönemdeyiz. Ama meselenin yanlış bilgi ve dezenformasyon ayağını başka bir yazıya bırakalım.

Bölge’de NATO ve Rusya yayılmacılığı arasında sıkışan Ukrayna, uzun süredir siyasi gerilimin de merkezinde. Ülke sadece bu küresel basınçla uğraşmıyor, aynı zamanda darbeler ve iş iç savaşa kadar giden gündemlere sürüklenmişti. Nihayetinde bu satırlar yazılırken Rusya, 21 Şubat’tan itibaren “sınır ötesi hareket” olarak nitelendirdiği ve tek taraflı olarak Ukrayna’dan ayrılıp devletlerini ilân eden Luhansk ve Donetsk Halk Cumhuriyet’lerini koruma iddiasıyla “Barış Gücü” soktu. Fakat şu an tüm kuzey ve doğu sınırlarından Kiev’e doğru bir askeri işgâle dönüşen bir tablo var önümüzde.

Ne oluyor?

Bu kadar uzun bir giriş yapmamım sebebi, asıl meselemize odaklanırken şimdilik neleri göz ardı edeceğimi anlatmaktı. Anlaşılan o ki, Batılı ülkeler askeri olarak Ukrayna’yı yalnız bırakırken, siyasal ve ekonomik yaptırımlarla Rusya’yı dize getirmeye çalışıyor. Çeşitli bankacılık, ticari ve finansal anlamda yaptırımlar bir bir açıklanırken, ilk defa bu ölçekte gözlemledim ve eşi benzerine zor rastlanan internet ve sosyal medya yaptırımları da gelmeye başladı. Büyük internet ve teknoloji şirketleri, telekomünikasyon kurumları, her iki ülkeden çeşitli içerik kaldırma talepleri ne yanıt vermekte zorlanıyor. Özellikle iletişim ve teknoloji konusunda Batı, özelde ABD dominasyonunun bir göstergesi olarak, Rusya devlet destekli medyasına, yaptırımların uzantısı olarak, ciddi bir karartma da uygulanmakta.

Batı’da engellenmelerin merkezinde Russia Today ve Sputnik var

İşgal başladığından itibaren ilk hamleler büyük sosyal medya devleri Twitter, Facebook ve Youtube’tan gelmeye başladı. Şirketler öncelikli olarak kullanıcılarına Rusya ve Ukrayna üzerinde platformları üzerinden reklam vermeyi engelledi. Bu sırada savaşın tarafı her ülkeden teknoloji devlerinden talepler gelmeye başladı. Rusya’nın telekomünikasyon düzenleyicisi Roskomnadzor, Google’a mektup göndererek, Donetsk Halk Cumhuriyeti lideri Denis Pushilin’in YouTube kanalındaki kısıtlamaları kaldırmasını talep etti. Pushilin’in kanalı Rusya işgali başlayınca kapatılmıştı. Ukrayna Devleti Başbakan Yardımcısı Mykhailo ise, Apple CEO’su Tim Cook’tan Rusya’dan Apple App Store’a erişilmesinin engellemesini istedi. Bu tip talepler gidip, gelmekte.

Bu karşılıklı restleşmeler sürerken Batılı ülkelerden üstü üste gelen yaptırımlarda asıl hedef, Rusya devleti tarafından fonlanan ve uluslararası görünürlüğü ve erişimi bir hâyli yüksek olarak Russia Today (RT) ve Sputnik kurunlarına yönelik kısıtlamalar oldu.

RT ve Sputnik’in öncelikle Twitter, Facebook ve Youtube’da reklam vermesi kısıtlanırken, günler geçtikçe bu kurumların adım adım batıda internetten neredeyse erişilemez hâle gelmesine kadar uzandı.

Bu adımların ikinci halkasında Avrupa Birliği’nden bugüne kadar eşi görülmemiş bir adım atıldı ve AB, Rusya’nın devlet destekli kanalları Russia Today ve Sputnik’in yasakladığı duyuruldu. Yasak, Rusya ve Belarus’a yönelik “yaptırım paketinin parçası” olarak savunuluyordu. Ukrayna Hükümetinin talebi üzerine aynı sıralarda Google, Android uygulama mağazasında Ukrayna üzerinden “Russia Today” uygulamasına da erişimi engellendi. Bununla yetinmeyen şirket, RT ve Sputnik’i Avrupa’daki uygulama mağazasından da engelledi. Microsoft’ta ürünlerinde uygulama mağazası ve msn.com üzerinden Rusya devlet destekli medyayı engelleyeceğini belirtirken, Reddit ve Tiktok sosyal medya platformları da bu kervana katıldı. Meta şirketinin sosyal ağları Facebook ve Instagram’da tüm bu engellemelere ek olarak Rusya’nın devlet destekli medya sayfalarının paylaşıldığı içeriklerin bulunmasını zorlaştırdığını açıklandı. Ayrıca bu sitelerin linklerine de tıklandığında, etiketlendikleriiçin bir uyarı çıkıyor ve ondan sonra içeriklere ulaşıyorsunuz. Buna benzer bir uygulama Twitter’da da var.

Ayrıca Twitter dünya genelinde olduğu gibi, Rusya devletiyle bağlı medyalarda çalışan veya çalışmış bazı Türkiyeli gazetecileri de ‘Rusya devletine bağlı medya’ diyerek etiketledi. Hatta bu yazının yazıldığı günlerde Diken internet gazetesinde çalışan Anıl Tuncer, 8 ay önce ayrıldığı eski kurumu Sputnik’le ilişkili gösterilerek “Rusya devletine bağlı medya” ibaresiyle etiketlendi. Bu da gazetecilere yönelik bir fişleme olarak nitelendirildi birçok gazetecilik kurumu ve sendikalardan tepki gördü.

Rusya’nın verdiği karşılıklar

Bilgi ve ifade örgürlüğünün en geri olduğu ülkelerden biri olan Rusya’da, ülkemizde de olduğu gibi medyaya yönelik ciddi baskılar yıllardır artmakta. Bu savaş süreciyle meselenin nereye varabileceğini de hepimiz daha da iyi görmeye başladık.

Bu kadar engel ve kısıtlamalara ek olarak, Batı merkezli sosyal ağlara yanıt vermekte gecikmeyen Rusya Devleti, Facebook ve Twitter’a erişimi engelledi, Rusya, VOA, BBC, Radio Liberty ve DW kimi kurumların yayın faaliyetini web sitelerine erişimi engelleyerek fiilen yasaklamış durumda. Hatta Rusya’da yeni çıkan yasayla gazetecileri “yalan haber yapma” ile suçlanmasının sonu hapis cezasına bile çıkabiliyor. BBC yeni yasanın ardından Rusya’da haberciliği askıya aldı ve gazetecilerini Rusya’dan çıkarıyor.

Kısaca Batı’dan gelen hiçbir kuş, Rusya sınırlarını aşamıyor. Ülkede savaş karşıtlığı fiilen yasakken, savaş karşıtı protestolar bastırılıyor ve Rusya Hükümeti’nin perspektifinden ‘habercilik’ yapan tüm gazeteci ve kurumlar hedefte. Rusya, son bağımsız TV kanalı olan Rain TV’nin de engellediği ve Echo of Moscow’un da son yayınını yaptığı hatırlatmakta fayda var.

Geçen yıl Nobel Barış Ödülü’nü kazanan iki gazeteciden biri olan Dmitry Muratov’un da bulunduğu Rusya’nın Novaya Gazeta’sı, sansür nedeniyle Rusya’nın Ukrayna’daki askeri eylemleriyle ilgili materyalleri web sitesinden kaldıracağını açıkladı.

İş topyekun Rus karşıtlığına mı gidiyor?

Karşılıklı hamleler devam ededursun, engelleme ve sınırlamalar başka bir boyuta evriliyor. Bunlardan biri de kültür endüstrisi ürünlerindeki Rus kültürü ve Rusya karşıtlığının arttığını gösterek fiili olgular. ABD’li prodüksüyon ve video akış devi Netflix, artan kamuoyu baskısı karşısında Rusya TV ve film pazarına katılımını askıya almış durumda. Şirketin “Rusya’dan gelecek tüm projeleri ve satın almaları duraklattığını” biliniyor. Bunun içinde merakla beklenen Tolstoy’un eseri “Anna Karenina“dan uyarlanan Anna K. dizisi de var.

Spotify’da durur mu? Rusya Ofisini kapattı ve ayrıca tüm RT ve Sputnik içeriğini kaldırma kararı aldı.

FIFA, Rusya ulusal takımlarını (erkek ve kadın) uluslararası müsabakalardan süresiz olarak çektiğini. UEFA ise kulüp taraflarını bile tüm müsabakalardan çıkardıklarını duyurdu. Bu, Rusya’nın Kasım ayında Katar Dünya Kupası’na neredeyse kesinlikle katılmayacağı anlamına geliyor.

Oyun geliştirici ve dağıtım şirketi EA, Rus milli futbol takımı ve tüm Rus kulüplerinin FIFA 22, FIFA Mobile ve FIFA Online’dan çıkarılacağını duyurdu.

İnternet üzerinden çalışan çevrimiçi bir ödeme ve para transferi sistemi olan Paypal’ın Rusya’da hizmetlerini kesmesi, Visa ve Mastercard’ın  Rusya’daki operasyonlarının askıya alması gibi gelişmelerin de arkası kesilmiyor.

Ama beni en çok şaşırtan, çevrimiçi eğitim platformu Coursera’da, Rusya üniversitelerinin derslerini geçici olarak müfredatından çıkarması oldu. Derslere kayıt yapmış olan katılımcılara bu programları tamamlamak için 90 gün süre verilmiş.

Aldığım duyumlara göre bazı Kuzey Avrupa üniversitelerinde Rusya merkezli araştırmaları bitirip ödenekleri kesmeye başlamışlar. Düşünsenize Rus bir akademisyensiniz, bilimsel bir araştırma yapmak istiyorsunuz ve kimliğiniz/çalışma alanınız buna engel.

Yok edilen kamuoyu ve imkânlarda yoksun bırakılan halklar

Rusya’nın işgalini kınamak ve yaptırımlarla barış masasına oturtmak adına medya üzerinden verilen yaptırım kararları, Rusya halkının bir ortaçağ yaşamasına kadar gidecek kritik bir seviyede. Ruslar kendi ülkelerinde batıya dair hiçbir sesi duyamaz hâle getirilirken, Batı da Rusya Devleti’nden gelecek tüm sesleri bastırma peşinde. Böylesine bir ortamda toplumlar sadece belirlenmiş ve sınırlanmış mesajlara maruz kalacak, sağlıklı bir kamuoyu oluşturulamayacak ve belki de kendi hükümetlerine savaşın durdurulması için siyasi baskı yapacak bir tartışma ortamına asla kavuşamayacak bir kıvama getiriliyor.

Yeni medya platformları insanların sadece birbirlerine çeşitli datalar yolladığı basit iletişim platformları değiller, konuştukları, yazdıkları, eğlendikleri, haber okudukları, ticari, eğitim ve kültürel faaliyetler yürüttükleri yani her anlamıyla kendilerini gerçekleştirdikleri agoralar artık. Bu agoraların teknolojik altyapısının Batı merkezli şirketlerin elinde olması ve terazide çok ağır basmaları, böylesi bir savaşın ortasında Rusya’da yaşayan insanları büyük yoksunluklara sürüklerken, dünya genelinde yaşayan Rusların da öyle ya da böyle kendi kamu yayıncılığı ve hatta kültür-sanat ürünlerine bile ulaşamadığı, soğuk savaş döneminde bile belkide yaşanmamış bir akıl tutulmasına doğru götürüyor işi.

Bir Rus olarak, ABD’de veya Avrupa Birliği’nde kendi kamu yayıncınızı bile izleyemediğinizi düşünün. Kitaplarınız kütüphanelerden kaldırılıyor, spor müsabakalarında taraftar bile olamıyorsunuz, ailenine herhangi bir bankadan veya paypal üzerinden para gönderemiyor, Netflix’de kültürünüze ait dizileri bile seyredemiyorsunuz. Kendi vergilerinizle ya da orada yaşayan ailenizin vergileriyle üretilmiş lisans ve lisans üstü eğitim içeriklerine artık erişemiyorsunuz. Bu listeyi uzatabilirsiniz. Bir Rus olarak ne düşünürdünüz?

Peki Rusya’da yaşayan biri olduğunuzu düşünün. Ülkenizde ceberrut bir yönetim var ve az da olsa nefes alabildiğiniz tek yer sosyal medya. Kendinizi geliştirebildiğiniz alanlar yeni medya platformları ve bunlar da elinizden alınmış durumda. Hatta çoğu bizzat hükümetinizi cezalandırmak isteyen şirketlerin kendi isteğiyle.

Peki çubuğu kendimize kıralım. Olur ya birgün ülkemiz de Batı’ya karşı bir savaşa girişir. Bugün gündelik hayatımızın neredeyse tamamını kaplayan yeni medya ve iletişim teknolojilerinin, araçlarının kullanılmaz hâle geldiğini hayâl edin. Spor takımlarınız müsabakalardan men edilmiş, dizileriniz yasaklanmış, kredi kartı bile kullanamaz hâldesiniz, akıllı telefonlarınız sadece hesap makinesine dönmüş. Bu durumda kim kaybeder, kim kazanır?

Bu savaşın bir çıktısı da, bilgi ve ifade örgürlüğünün, teknoloji kullanımının, devletlerin ve şirketlerin kolektif çalışmasıyla birkaç kişinin dudağının arasında olduğunun bir gerçeğidir. Tarih boyunca tüm ürettiğimiz eserlere ve birikime birkaç yaptırımla belirsiz bir süre ulaşamaz hâle gelebiliriz. Bu sizce de çok tehlikeli değil mi?

Artık o bildiğimiz yeni medya ve sosyal ağlar yok. Savaş sırasında bilgilenmek ve sesinizi duyurmak istediğiniz mecralar, eğer ülkeniz düşman ilân edilmişse sizden mahrum bırakılıyor.


Bu satırları yazarken Twitter Spaces üzerinden bir canlı yayın gerçekleştirdim ve bu meseleyi konuklarımla konuştum. “Putin mi, Ruslar mı cezalandırılıyor?” diye sordum.

Dinlemek isteyenler görsele tıklayabilirler.