Uzaklarda Bir Direniş: 16 Mayıs 1944

0
231

Direnişin portresi olsaydı eğer bu da 20. Yüzyılın en ölümcül savaşlarından biri olan II. Dünya savaşının olduğu yıllarda olurdu. Nitekim milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bir dönemde nefes almak, başlı başına bir direnişti zaten! Nefretle körüklenen ırkçı yasaların, toplama kamplarının, ölüm odalarının, deneylerde kobay olmanın, ayyuka çıkan tacizin ve işkencenin arasında hayatta kalmaktan başka ne düşünülebilirdi

Knausgaard, ‘kalp için hayat basittir, atabildiği yere kadar atar ve durur’ der, bu dönemde insan hayatı için tek elzem olan da bir şekilde hayatta kalabilmekti. İnsana karşı şiddetin tabu olmaktan çıktığı bir dönemde Romanlar için ölüm ile yaşam arasında bir fark yoktu. Bütünüyle bir çürümenin tüm boyutların irdelendiği ve artık yaşanan hiçbir olayın analize ihtiyacı yoktur diyen Ulrike Meinhof’a kulak verecek olursak “Protesto şu ya da bu bana uymuyor dememdir. Direniş ise bana uymayan şeyin artık gerçekleşmemesini sağlamamdır” şeklinde düşünmek gerekirdi. Öyle de oldu. Romanlar, 16 Mayıs 1944 günü Nazi zulmü altında nadir rastlanan bir direnişe imza atmıştı. Bu direniş hiç beklenmedik bir zamanda olmuştu. 

Tüm dünyanın gözü önünde 29 milyon sivil, Nazi vahşetiyle katledildi. Nazi vahşetinde Yahudilere, Romanlara, Polonyalılara, Slavlara, sosyal demokratlara ve komünistlere yönelik bir soykırım yürütüldü. 1936 yılında Alman Sağlık Bakanlığı’nın Irk Araştırmaları Bölümü görevlisi Eva Justin’in hazırladığı doktora tezinde olduğu gibi Romanlar, Alman ırkının saflığı için büyük bir tehlike olarak görüldü. (1)

16 Mayıs 1944 Roman Direnişi

1938 yılının başından itibaren Romanlar, özel olarak kurulan “Eintsatzgruppe” adındaki infaz grubu tarafından öldürülmeye başlandı ve yakalanarak toplama kamplarına götürüldü. (2) Buchenwald kampında Romanlar için özel bir bölüm oluşturuluyor, Mauthausen, Dautmergen ve Natzweiler gibi birçok kampta da Romanlar bulunuyordu. Düsseldorf hastanelerinde Roman olmayan erkeklerle evlenen Roman kadınlara kısırlaştırma ve hamile kadınlara sonu ölümle biten kürtajla işkenceler yapıldı. Kamplara gönderilen Romanların üzerine Almanca Çingene anlamına gelen “Zigeuner” kelimesinin “Z” harfi dikilmiş üniformalar verildi. Nazilerin ikinci adamı olan SS şefi Heinrich Himmler’in emriyle birçok farklı bölgeden yola çıkarılan 30 bin Roman, bu kampların en lanetlisi olan Auschwitz’e getirildi. Burası Almanca Çingene kampı anlamına gelen “Zigeunerlager” olarak anılan, 23 bin civarında erkeğin, kadının, çocuğun ve yaşlının olduğu karma bir kamptı.  

Ve tüm yasakların gölgesinde umut dolu direniş bu kampta başladı.15 Mayıs 1944 günü Zigeunerlager kampında bulunan Romanlar, yetkililer tarafından öldürüleceklerinin haberini aldılar. Öldürülme sebebi ise işçi olarak çalışan ve kampın zorlu koşulları altında durumu kötüleşen mahkumların yerine daha iyi durumda olanlara yer açmaktı.  Kampta yaklaşık 6 bin Roman vardı ve içlerinden bir bölümü bu katliama karşı direniş hazırlığına başladı.

16 Mayıs sabahı ise Romanlar SS askerlerine karşı direnişi başlattı. Kamp içerisinde çeşitli barikatlar kuruldu ve Romanlar bir teçhizat deposundan buldukları kazma, kürek ve bazıları yattıkları ranzaların ahşap kısımlarını sökerek sopalarla direnişi başlattılar.

Öldürülme haberinin duyurulmasında bizzat kendisinin de katkı verdiğini söyleyen Auschwitz’in Polonyalı tutsağı Tadeusz Joachimovski, kuşatmayı şöyle aktarıyor;

“16 Mayıs sabahı arabalar Romanların bulunduğu kampının önüne geldiğinde sayıları 50 ila 60 olan SS askeri kampı kuşatmaya başladı. Tamamen bir sükûnet hakimdi ama Romanlar içeride kazma, kürek ve bıçaklarla donanmış bir haldeydi. SS askerleri kısaca bir dehşete düştükten sonra bu direnişe karşı koyamadan oradan ayrıldı.” (3)

Alman Sinti ve Holokost’tan kurtulan Willi Ernst, Auschwitz-Birkenau’da o gün yaşanan olayları şöyle anlatıyor:

“Mayıs 1944’te bize gazla boğulacağımız bir şekilde haber verildi. Sonuç olarak herkes silahlandı. Benim bir bıçağım vardı, başka bir adamın bir sopa vb. silahları vardı. Yasaklardan dolayı bloklar dışında bir yere ayrılmamıza izin verilmiyordu. Ancak tüm bloklardaki Sinti ve Romanlar bir şekilde silahlandı. Savaşmadan gaz odalarına gitmek istemedik. SS açıkça fark etti ve planlanan imhadan vazgeçti.” (3)

1943’te 9 yaşındayken ailesiyle birlikte Münih’ten Auschwitz-Birkenau’ya götürülen Hugo Höllenreiner, anılarında direnişten şöyle bahsediyordu.

“SS, içeri girdiklerinde belki bazılarımıza ateş ederler, ama bazılarını da adamlarımız öldürürdü diye düşündü. Kendilerini kurtarmak istediler. Diğer bloklarda da durum böyle olmalı. Ya kampın diğer bölümlerine de yayılsaydı? Belki kışladaki tüm erkeklerin onları yere sermeye hazır olduklarına inanıyorlardı. Bugün bile gurur duyuyorum, nadirdi.” (3)

İlk kuşatmada Nazileri püskürtmeyi başaran Romanlar, kullandıkları silah bakımından askerlerle eşit olmasa bile ikinci kuşatmada da Nazilere geçit vermiyordu. Romanların yerine geçecek kişiler trenlerle çoktan getirilmişti bile ama yetkililer bir isyanın olabileceğini akıllarına bile getirmediler. İsyanın kampa yayılmasından endişe duyan yetkililer saldırıları hemen durdurdu ve geri çekildi. O gece bazı Romanlar yaralansa bile planlanan katliamı iki ay kadar da olsa ertelemeyi başarmıştı. (4)

Kalkışmayı başlatan 6 bin Roman mahkûmun yarısı kısa bir zamanda başka kamplara gönderildi, çocuklardan ve yaşlılardan oluşan diğer yarısı ise 2 Ağustos 1944 sabahı katledilerek tarihe Pharrajimos (Roman Soykırımı) olarak geçti. (5) Romanlar bu dönemde Polonya’da bulunan kamplardan kaçış girişimleri, 16 Mayıs 1944 Auschwitz Ayaklanması, Karczew Roman İsyanı ve Varşova gettosundaki Roman ayaklanması ile Nazi zulmüne karşı bir direniş göstermişti. Bu direniş hikayeleri tarihin her döneminde alt sınıf olarak görülen Romanların baskılara ve katliamlara karşı tutumlarını anlamamıza yardımcı oluyordu.

İşte direnmek… Her şeye rağmendir bazen. Nefeslerin güçlükle alındığı, yaşananların artık tahammül seviyesinin de üstüne çıktığı, yaşanması beklenenlerin ise tahayyül yeteneğini aşan biçimde can yaktığı o an belirir. Tam tükendiğin anda bilinçaltından imdadına yetişen, parmak uçlarında yüreğin çarpıntılarını hissettiğinde vücudunun her yanına batan iğne gibidir. Baharı kurtuluş bilenlerin nefretle tüketilmeye çalışıldığı bir dönemde direnmek, ısrarlı bir gelecek istemek ve yaşam mücadelesi vermekti.

16 Mayıs dünya üzerinde karşı çıkılamayacak hiçbir gücün olmadığını bizlere gösterdi. 1940’lı yıllarda kibrin arttığı ve ahlaki çöküşün gerçekleştiği Avrupa’da nefreti, ayrımcılığı ve ölümü iliklerine kadar hissederken bile güzel ve yaşanılabilir dünya hayaliyle direnişler vardı. 16 Mayıs Roman direnişi, olaylara kayıtsız kalmamak adına birçok ülke parlamentosunun yayınladığı “Şiddeti durdurun” çağrısından daha cesaretliydi.  16 Mayıs bu direnişin her daim anılması için Avrupa Roman Direniş Günü olarak ilan edildi. Romanlar dünyanın birçok yerinde hala uğradığı ayrımcılık, hak ihlallerine karşı mücadele vermek ve Pharrajimos’un farkındalığını arttırmak için direniş gününü simgesel hale getirdi.

Tüm mesele küçük bir olasılığın peşine düşmekten ibaret. O küçük olasılık, yokluğu fark edilmeyen bir şey olmasın diye. Bir bataklıkta olsak bile çabayı dile döküyoruz, pisi pisine gitmemek için. Bu yüzden hiç susmuyoruz. Nazi zulmünün ve ayrımcılığının arkasında sadece saf ve her şeye inanan bir halk yoktu, aynı zamanda bu zulmü destekleyen kararlı ve öfkeli de bir halk vardı. Zweig, “sadece aydınlığı ve karanlığı, savaşı ve barışı, yükselişi ve çöküşü gören kişi hayatı yaşamış sayılırdı” der. Bugün de bizlere o yaşam direnişini saygıyla anmak ve nesiller boyu aktarmak düşer.


Yazıyı podcast olarak dinlemek için buraya tıklayınız.

(1)https://encyclopedia.ushmm.org/content/tr/film/romani-gypsy-children-used-in-racial-studies

(2)  https://encyclopedia.ushmm.org/content/tr/article/einsatzgruppen

(3)https://eriac.org/wp-content/uploads/2021/04/Re-thinking-Roma-Resistance-throughout-History-Recounting-Stories-of-Strength-and-Bravery.pdf

(4)  https://romediafoundation.wordpress.com/2016/05/16/16-may-romani-resistance-day/

(5) https://www.coe.int/en/web/roma-genocide/-/16-may-1944-a-day-to-remember