Kitap Pahalı Değil, Sen Ucuzsun…

0
351

Fena bir okur değilimdir, iyi bir koleksiyoner de sayılabilirim.  Çocuklarıma bırakabileceğim eli yüzü düzgün, dolgun bir kütüphane oluşturmayı başarabildiğim için de mutluyum. Evet, bence kütüphane güzel bir miras, en azından yarın gidip parasını verip hemen alabileceğin bir otomobil bırakmaktan daha değerli. Hala da elimden geldiğince toplamaya, büyütmeye devam ediyorum. Eskisi kadar okuyamasam da. Yaşla kitap arasında ters bir korelasyon var, eğer kitap endüstrisi dışında farklı bir işiniz varsa. Gençken okumak için vaktiniz oluyor kitap toplamak için yeteri kadar paranız olmuyor, yaşlandıkça paranız oluyor okumak için yeterli vaktiniz olmuyor. Üstüne üstlük yaşam döngüsünde zamanınız azaldığı için daha seçici olmaya başlıyorsunuz mecburen. Kaba bir hesapla on beş yıl daha yaşasam, haftada kendimi zorlayıp bir kitap okusam işten güçten vakit bulup, en iyi ihtimalle 780 kitap daha okuyabilirim. Yani ilk gençlik yılları gibi her merak ettiğimi okuyacak bir vaktim kalmadı. Okumak istediklerimi ve sahip olmak, aynı çatı altında yaşamak, yeri geldiğinde karıştırmak istediğim kitapları alıyorum.

Yeni bir olgu değil, kendimi bildim bileli “kitap pahalıdır” denilir, yakınılır. Parasız gençlik yıllarımızda kitapları bölüşerek alırdık paramız yetmediği için sonra değiştirirdik. Son paramla bir kitap daha alıp eve yürümeyi tercih ettiğim çok olmuştur.  Evet, son dönemde belki bir nebze daha pahalı oldu, bunun temelinde de kağıtta dışa bağımlı olmamızın ve dövizin yükselmesinin rolü çok büyük. ( Kağıt fabrikaları kapatılırken, satılırken hiçbirimizin yeteri kadar sesi çıkmadı)

Peki kitap pahalı mı? Ya da kitap pahalı değil de biz mi ucuzuz?

Detaylarına ineceğiz ama bir karşılaştırma ile başlayalım, son dönemlerin gözde yazarlarından Yuval Noah Harari’nin yeni kitabı “Durdurulamayan İnsanlık: Dünyanın Hâkimiyetini Nasıl Ele Geçirdik” tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Karşılaştırma için özellikle bu kitabı seçtim, hem yeni olması hem de zaman içerisinde farklı yayınevleri tarafından basılmamış olması objektif bir karşılaştırma yapmak için oldukça uygun.

Hararı’nin yeni kitabı Amazon Almanya’nın sitesinde ciltli kapak olarak 20 Euro’ya satılıyor. Almanya’daki asgari ücretle bu kitaptan 90 buçuk tane alabiliyorsunuz. Aynı kitap kağıt kapak olarak  D&R’da 107 TL, Amazon Türkiye’de 100,7 TL, Pandora’da 129,5 TL, İdefix’te 102 TL. Bugünkü asgari ücretle kağıt kapak olan versiyonundan en ucuz satış fiyatı olan Amazon Türkiye’den 55 Adet alabiliyorsunuz. ( Farklı satış noktalarındaki fiyat farklarına ayrıca geleceğiz)_

Karşılaştırmak için daha uygun olan aynı yazarın “21. Yüz Yıl İçin 21 Ders” kitabın yine Amazon Almanya’nın sitesindeki satış fiyatı 13.99 Euro, asgari ücretle kıyaslandığında yaklaşık 129,5 kitaba denk geliyor, Türkiye Amazon’u baz alırsak ise 51,25 TL’lik fiyatıyla asgari ücrete oranı 107 kitaba denk gelmekte.

Yani?

Yani kitap fiyatlarını sorgulamadan önce emeğinin karşılığını, gelir adaletsizliğini sorgulamak gerekiyor.

Devam edelim…

“Kitap Pahalı” çünkü okumuyoruz. Tüm basılı materyallerde işin doğasıdır, baskı adeti arttıkça birim fiyat ucuzlar.

Yani?

Çok okursak, çok basılır, çok satılırsa fiyat ucuzlar. Genel olarak okumuyoruz.

“Kitap pahalı” çünkü bu piyasanın dinamikleri adaletsiz.

Yani?

Kabaca 60 TL’ye satılan bir kitabın yüzde ellisi içinde yani 50 TL’nin içinde, yabancı bir yazarın kitabıysa telif, yerli bir yazarsa onun telif hakkı (çok satan popüler yazarlar değilse en fazla yüzde 10, yani bir yazar 100 TL’ye satılan her kitaptan ancak 6 TL alabiliyor), çeviri eserse çevirmenin hakkı yüzde 2-3 civarında, tasarım, editöryel hizmetler, baskı, ciltleme, yayınevi çalışanlarının maaşları, yayınevinin aylık giderleri, yayınevi karı hepsi bu yüzde ellinin içinde, diğer yüzde elli ise dağıtımcı ve satış noktasının (kitapevleri veya e-ticaret sitelerinin) karını oluşturuyor. Yani kitaba verdiğiniz her paranın yarısı dağıtımcı ve satış noktasının karı, yazarın, yayınevinin, çevirmenin, editörün değil. Üstelik dağıtımcıdan paralarını teneşir vade ile toplamaya çalışıyorlar.

Yani?

KDV muafiyetini de düşünürsek kitapları doğrudan yayınevinden almak, yayınevlerini desteklemek gerekiyor. Tevellüttü yetenler hatırlar, kitap almak için İstanbul’da Cağaloğlu’na gider yayınevlerini gezerdik. Dağıtımcılar, tekel oluşturmaya başlayan e-ticaret siteleri karşısında yayınevlerinin yanında yeteri kadar durduk mu? Hayır. İstiklal Caddesinde kitapevleri kapanıyor diye söylendik, yeteri kadar kitap alsaydık kapanırlar mıydı? Hayır. Türkiye Yayıncılar Birliğinin “Sabit Kitap Fiyatı Uygulaması” önerisi hakkında bilgin var mı? Tartıştın mı? Hayır. Amsterdam’da yalnızca Tiyatro ve Sinema kitapları satan “Uitgeverij International Theater & Film Book Shop” uzun yıllardır ayakta. Üstelik kırtasiye, çok satanlar, popüler kitaplar satmadan, niş bir alanda hizmet vererek. Başka ülkelerde, başka şehirlerde de bir çok örneğini görmek mümkün. Neden? Niş de olsa alıcısı var ve kirasını ödeyebiliyor.

“Kitap pahalı”, hayır kahve pahalı, sigara pahalı, içki pahalı, yumurta pahalı, ev kiraları pahalı, kitap bunlara göre pahalı değil, tabii okumayı tercih edenler için. (Dışarıda bir kahve içmenin yaklaşık  40 TL olduğunu aklımızın bir kenarında tutalım.)

Yani? Okuyucusu var.

Yani?

Kitap bir tercihtir, gerçekten okumak isteyen, okumaya meraklı, ya da bırakın okumayı kitapla aynı havayı solumak, bir gün karıştırırım bakarım diye ona sahip olmak isteyenler için.

 “Kitap pahalı” önermesinin altında “pahalı olduğu için okuyamıyoruz” algısı yatıyor.

Hayır, kitap pahalı olduğu için okumuyor değilsin, okumaya niyetin olmadığı için okumuyorsun. Sen okumadığın için çocukların da okumuyor. Akşam sen elinde cep telefonunla sosyal medyada gezinirken, eşin televizyon seyrederken çocuğuna dönüp “bırak elindekini kitap oku biraz” demekle olmuyor maalesef o işler. Çocuk belli bir yaşa kadar taklit eder, öykünür. Evinde kitaplığın yoksa, seni ve eşini bir kez bile kitap okurken görmemişse, kitap oku demen nafile. Sonradan bizim çocuk da kitap okumuyor diye söylenmen de nafile. Sen telefonunla oynayacaksın o kitap okuyacak öyle mi? Kazın ayağı öyle değil.

Okuldan ödev verilerek de kitap okunmaz. Kitap ödev değildir, olamaz. Zorla okutmaya çalışırsan kitap okumaz.

Kitap pahalı mı? Peki pahalı diyelim, okumak için engel mi?

İnternette binlerce iyi kitaba bedava ulaşmak mümkün, ulaşabildiğim için söylüyorum. Korsan, legal değil, telif vb. gibi hemen gelecek itirazların farkındayım. Telif haklarına farklı bakıyoruz, bu konudaki görüşlerimi de şuraya bırakayım.Telif Hakkı mı Boşversene…

Söz konusu bilgi olduğunda paran varsa alırsın yoksa çalarsın. Ticaretini yapmıyorsan, bundan haksız kazanç elde etmiyorsan kendin için bilgiye ulaşmak haktır. “Whole Earth Catalog‘un kurucusu Stewart Brand‘in de söylediği gibi “Bilgi özgür olmak istiyor” Yukarıda da kabaca mekaniğini verdiğim gibi birileri haksız kazanç sağlayacak diye bilgiye sırt çeviremezsin.

Yetersiz de olsa okumak isteyenler için kütüphaneler var, ayrıca bugüne dek bir kez bile kütüphanelerin yetersizliği konusunda yüksek sesli yakınma, kampanya duymadım kimseden ama herkes kitaplar pahalı diyor.

Kitap okumak istiyorsan ödünç alırsın, ikinci el alırsın, kitapla haşır neşirsen gidip geldiğin kitapçıdan, sahaftan okumak için ödünç alırsın, mutlaka veren biri çıkar.

Bir kitabı çok istiyorsan, paran yoksa sosyal medyada bir twit atman yeterli, mutlaka alıp okuman için sana hediye edecek biri çıkacaktır.

Ama önce okumaya niyetinin olması lazım.

Birkaç yıl önce twitterda yine aynı geyik döndüğünde karınca kararınca bir kampanya başlattım; durumu iyi olmayan, okumaya meraklı, gençler, öğrenciler için Moda Kitap’a askıda ayda 30 kitap bıraktım, Moda Kitap’ın sahibi sevgili Hakan hemen bir 30 kitap da benden diye destek verdi, sağolsun twitterda duyan eş dost da desteklerini esirgemedi ve iki gün içerisinde Moda Kitap’ta askıda 200-300 civarı kitaba eriştik.

Hayır, dandik saçma sapan kitapların askıya konulduğu bir kampanya değildi, isteyen Moda Kitap’a giderek istediği kitabı kendi seçebilecekti.

Bir buçuk ay içinde kaç kitap alındı biliyor musunuz? On’u bulmamıştır.

Efendim? Yeterince duyurmadık mı? Onlarca yüksek takipçili insan, destekçiler, ben, Moda Kitap her gün duyurdu, daha nasıl duyurulur ben bilmiyorum.

“Kitap pahalı” mı?

De ki pahalı, okumak isteyen için her zaman bir yol var.

Önceki İçerikBağımlılığın İdeolojisi: Ayılmak ya da Bayılmak…
Sonraki İçerikEle Batan İğne…
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project