Ayçe Abana: Almula, önce Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyoloji-Psikoloji, sonra da Ankara Devlet Konservatuarı’nda Tiyatro Oyunculuğu okudun. Bu disiplinler arasında bir karşılaştırma yapalım desem? Çok mu farklılar? Benzeştiği yönler var mı bu eğitimlerin?
Almula Merter: Benim gönlümde yatan hep tiyatroydu ama ailem öncelikle üniversite okumamı ve sonra kararımı vermemi istedi. Biraz fazla çalışkan bir öğrenciydim, hatta herkes tıp fakültesinde okuyacağımı falan düşünüyordu. O zamanki notlarım o dönemin nerdeyse en yüksek notlarından, bilgisayar mühendisliğine falan denk geliyordu. Ben yine o dönem ailemden habersiz yazdığım ilk sıradaki Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünü kazandım. Böylece herkesin istediği oldu. Ama sonra konservatuvara girdim. Çünkü tüm dünyasını tiyatroya veren bir babanın kızıyım ve başka hiçbir şey cazip değildi benim için… Konservatuvarın ilk yılında hala o geleneksel konservatuvar disiplini vardı ama değişim başlamıştı. Çünkü Hacettepe Üniversitesi’ne bağlandı ve sınıflar kalabalıklaşmaya başladı. Bildiğimiz Konservatuvar eğitimi ve disiplininden farklılaşmaya başladı.

Ayçe Abana: Birçok farklı oyunculuk yöntemi üzerine de eğitimlerin ve çalışmaların var. Benim bildiklerim; Modern Dans, Sahne Tasarımı, Alexander Tekniği, Ses, Nefes, Reiki, Reji, Psikodrama… Atladıklarım varsa lütfen ekleme çünkü insan kendisini kötü hissediyor 🙂 Bu kadar çok fazla okumuş bir insan mutlu olmanın yolunu bulabiliyor mu? Yoksa bazılarının söylediği gibi, “fazlaca okumak mutsuzluk mu getirir”?
Almula Merter- Hayır hiç mutsuzluk getirmiyor! Ben okuyarak ve yeni şeyler öğrenerek mutlu oluyorum. Mesela bu yıl hem radyo televizyon, hem hukuk okumayı düşünüyorum. Çocuklardan dolayı açık öğretim, yani online olacak. Sürekli yeni konularda kurslar alıyorum. Covid dönemi benim için kendine yatırımla geçti. Hani diyorlar ya “artık her şey değişecek, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak”. Ben hazırım! Cebimde online para kazanabileceğim iş portföyü var. Hayatta hep B planıyla yaşadım. Tek bir şeye körü körüne bağlı kalmadım. O yüzden taşın suyunu çıkarıp yeniden başka şekilde kullanmayı bilenlerdenim.
Ayçe Abana: Ünlü oyuncuların çocukları hep mutsuz olur derler? Oysa sen hem ünlü hem de harika bir aileden geliyorsun. Mutluluğu arama, peşine düşme sürecinle bu durumun bağı var mı? Yoksa “Mutlu Kalpler Kulübü” bambaşka bir ihtiyaç mı?
Almula Merter- Ben çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Biz birbirine saygısı en maksimumda olan, herkesin çocukluktan beri birbirini birey olarak kabul ettiği bir aileyiz. Hiç birimiz çocukluğumuzdan beri birbirimizin hayallerine taş koymadık, sadece opsiyonları gösterdik ve seçtiğimiz yollara, kararlara saygılı olduk. Mutlu Kalpler Kulübü Covid-19 döneminde benim farkındalık ve mutluluk eğitimlerimden doğdu.. Yıllarca başta TRT, sonra özel kanallarda sunuculuk yaptım ve ara verdim. Instagram’da canlı yayınlar başlayınca herkes bana “hadi ne duruyorsun?” demeye başladı. Yeni yazmakta olduğum kitap da var: Mutlu Kalpler Kulübü.
Ayçe Abana: Mindfullness nedir?
Almula Merter- An’da olmayı başarabilmek, keyfini çıkarabilmek. Ama ben bunu spiritüel eğitimlerimle birleştirdim. Tekamül yasası, birlik sözleşmesiyle beraber anlatıyorum seminerlerimde. “Yaradan ve Sen, eşittir mutluluk” diyorum. Yaradan’ın sana açtığı kapıları ve seninle yürüdüğü yoldaki her anı anlamak ve değerlendirmektir, araçları amaç haline getirmeden an’da olmayı başarabilmek…
