Almula Merter: “Gerçekliğimiz Hayallerimizden Doğar”

0
611

Ayçe Abana: Çığır Sahne yolculuğundan söz eder misin?

Almula Merter- Off, çok güzel başlayan ve çok ağır biten bir yol.. Çok şey öğrendim, çok şey deneyimledim. Çok büyük hayallerle başladı.. Ve gerçeğe dönüşüyordu. O zaman Amerika’dan henüz dönmüştüm. Ve Vajina Monologları oyunum büyük sükse yapmıştı. Sponsorlar resmen kapıda bekliyordu. Bende madem döndüm daha kalıcı bir şeyler yapayım ve tiyatro grubu kurayım, bir de sabit sahne olsun istedim.. O arada Haldun Dormen Tiyatrosu salonunun kiralık olduğu haberi geldi. Hemen görüşme yaptık, ve sponsorumla orayı kiraladık. Ama sağ olsun orayı kullanan ve büyük sıkıntılar geçiren hiç kimse bana oranın kusurlu bir bina olduğunu söylemedi. İş bitip ben iflas edince “zaten şöyleydi, böyleydi” dediler. İyi küfür ettim. Ama bana bu meslek kazığı yapanların hala iki yakası birleşmiyor ve her geçen gün ekranlarda özel tiyatrolara destek diye yırtınıyorlar. Sen kendin birbirine destek oluyor musun acaba?

Almula Merter

Neyse talihsizlikler peşimizi bırakmadı ve baştan aşağı yenilediğim salon iki su patlaması ve bir logar patlaması ve sonunda çatının çökmesiyle bana ve aileme iki ev sattırdı ve 2007’nin parasıyla 1.5 trilyon kaybettim. Çek senetçilerle boğuştum. Ama ben “ah öldüm, bittim, yandım kül oldum’ diye naralar atmam, ertesi sabah “bugün yeni bir gün, bir şeyler yapmak lazım” diye başlarım. Nitekim de öyle oldu. Ama Türkiye’de tiyatroya ve sanata büyük yatırımlar yapılmaması gerektiğini öğrenmiş oldum bu sert deneyle. Ve bir kaç kişi hariç, sanatçıların aslında sanatı değil, parayı daha fazla sevdiğini de. O dönemde tek “geçmiş olsun ,bir yardımım dokunur mu?” telefonu sevgili Gencay Gürün’den geldi.

Ayçe Abana: Tam anlamıyla bir sanatçı olan baban Ferdi Merter’e ait bir anını paylaşır mısın bizimle?

Almula Merter- Babamla milyonlarca anım var. Gerçek bir tiyatro adamıydı. Hayatı sadece tiyatro üstüne kurulmuş, tiyatroyla evli, para için kendini ve mesleğini asla satmayan bir adamdı. Bazen ben ona yönetmenlik yapardım, bazen o bana. Onunla inatlaşmalarımız, “Ferdi Beyciğim” ve “Almula Hanımcığım” demelerimiz… İş hayatı ve ailemizi hep ayırmıştık. Sevgili Melek Baykal’la bağlantılı bir anımız var… Melek Baykal babama bir şey söylemek için aradı, babam meşguldü, ben açtım telefonu. “Melek hanım, Ferdi bey şu anda meşgul, lütfen sonra arayın” dedim. (Benim çocukluğumu bilir aslında.) “Sen Merter’le benim aramı bozmaya mı çalışıyorsun?!” diye kızmış ve beni şikayet etmişti babama. Bir de babacığımın Dormen Tiyatrosu’nu kurarken sabahlara kadar tiyatroyu boyaması, dekorları yapması hiç unutulmazlarım arasında yer alır.

Ayçe Abana: Çocuklarına kavuşma sürecini anlattığın büyük ilgi gören ‘Dokuz Ay On Gün’ ve diğer kitaplarına bakacak olursak çok da iyi bir yazarsın. Son dönemde yazmanın kazanımları nedir sence? Görsel medya bu kadar etkiliyken hala yazmakta ısrar etmeli mi yoksa kalemimizi artık klavyeye, kameralara mı çevirmeliyiz?

Almula Merter- Ben yazmayı çok seviyorum, maddi anlamda Türkiye’de kitaptan para kazanmak imkansıza yakın. Ama birilerini şifalandırmada aracı olmayı çok seviyorum. Onların bakış açılarını değiştirmeyi. Teknolojiyi çok uzun yıllardır, çok iyi kullanan biriyim. Ama hala yazılarımı önce deftere yazıyorum sonra bilgisayara geçiriyorum. O yüzden ben yazmaya devam edeceğim. Babam da kitaplarını yazarken hep daktilo kullandı mesela.