Memleket Tarihini Şarkılarla Anlatabilen Adam…

0
399

MİA: Biraz geçmişe dönelim mi? “Şarkılı Memleket Tarihi” etkinliklerini ne zaman yapmaya başladın diye sorayım, oradan da ilk kitap “Pop Dedik”e geçeriz.

Murat Meriç: Tam tarih vereyim, 1999 yılının 31 Ocak’ını 1 Şubat’a bağlayan gece ilk kez Ankara’da bir barda çaldım. Son radyo programı “Çıtır Çıtır”ı çok seven bir kitlenin baskısıyla başladım. O zaman daha CD yazıcılar çok yeni, muhtemelen Ankara’daki tek CD yazıcı da bizde ama uzun sürüyor yazdırması, hani çoğaltıp dağıtamıyorsun insanlara. Plaklardan bilgisayara indirip bir karma CD yaptım, madem dağıtamıyoruz bari dinletelim diye düşündüm, böylece ilk kez “Gölge” barda, o gece çaldım. Tarihi bu kadar net hatırlamamın sebebi ise, etkinlikten çıkınca Barış Manço’nun öldüğünü öğrenmemiz, hiç unutmam tabii. Talep geldikçe tekrarladık, kapanan barlardan Nüans’la devam ettik.

1995-96’da başlayan parantez içinde araya sıkıştıralım biraz gazeteciliğim de var. Siyah Beyaz diye bir gazete çıkardı, Kemal Can genel yayın yönetmeni, Şengün Kılıç haber müdürüydü, Metin Solmaz da kültür sanat haberlerinin başındaydı.

MİA: Demek o kadar eski arkadaşın Metin Solmaz… (Dipnot: Metin Solmaz, yayıncı, yazar, gezgin, rocker). Halen Murat Meriç’in “100 Şarkıda Memleket Tarihi” kitabını da çıkaran Ağaçkakan Yayınları’nın başında. Ve başka bir sürü projeyle beraber “değişik” kitapların derdinde. )

Murat Meriç: Tabii, 1995’den beri. Metin hadi gel benim ekibim sensin deyince gittim,  haber yazmayı öğrendim, çok şahane günler yaşadık ama tabii ki sevmediler bizi, attılar.

MİA: Neden sevmediler sizi?

Murat Meriç: Güzel işler yapıyoruz ama aykırıyız, bir de üstüne para veriyorlar, olmadı tabii, attılar. Oradan atıldıktan sonra Evrensel’in ilk kurulduğu dönemde Celal Başlangıç başındayken kültür sanat muhabirliği yaptım. Birkaç ay sürdü, Celal Başlangıç gazeteyi terk edince beni de attılar. Sonra da Müzük Dergisi dönemimiz başladı: Alper, Metin, ben. 1996 Şubat’ında ilk müzik yazım yayınlandı. Demek ki bu yıl Şubat’ta 20. Yılım doldu. 20. Yılımda yeni kitabım da çıkmış oldu, ki Pop Dedik çıkalı da on yıl oldu!

MİA: Pop Dedik on yıl oldu mu gerçekten?

Murat Meriç: Tabii İletişim Yayınları’ndan Nisan 2006’da yayınlandı “Pop Dedik /Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği.” 2015’de ikinci baskıyı yaptı. Tanıl Bora Müzük Dergisi’ndeki Türkiye’de Batı Müziğinin Tarihi dizimi okumuştu ve bir kitap yazmam konusunda ısrarcıydı. Yazdım ve editörlüğü de Kıvanç Koçak ve Tanıl Bora üstlendi. Şahane insanların editörlüğünde kitap çıkarmak pek şanslı bir olay. O yazıdan yaklaşık on yıl sonra çıktı kitap. 1. Bölümde dergilerde Türkiye’de pop müzik tarihi hakkında 4 uzun yazı, ikinci bölümde ise, Türkiye’de Türkçe sözlü yayınlanan pop, rock, jazz vb. müzik akımlarının hikayelerini anlattım, keyifle belirteyim ki toplama değil, bire bir kitap için yazılan yazılarımdır o ikinci bölümdekiler. Şubat 2015’de ikinci baskıyı yaptı. İlk baskıdan hiç kalmadı, pek kıymetli onlar.

MİA: Seninle tanıştıktan sonra, bendeki PopDedik kitabını arkadaşın Nazım’a kaptırdım! Kütüphanemi deşerek tanıdığı kişilerin kitaplarını kendi kütüphanesine taşıyor!

Murat Meriç: Ne güzel işte, kitapsever benim arkadaşım, bak mesela ben de kimseye kaptırmamak için PopDedik ilk baskıdan bir kopya kendime imzaladım! – gülüşmeler eşliğinde Murat kendine imzaladığı kitabını gösteriyor!-

MİA: Müzik yazılarından başlayıp, şarkıları ve hikayelerini anlattığın sürece bakınca, memleket tarihini şarkılarla anlatma ve betimleme noktasına geliyoruz. Ne zaman başladın geçmişimizi, gündelik hayatımızdaki anıları siyasi tarihle bağdaştırıp şarkılarla anlatmaya?

Murat Meriç: Roll’e yazdığım bir yazıyla başladı aslında her şey. O zamana kadar ben müziğin tarihini yazıyordum, nasıl başladı gelişti diye… 1968’de Moğollar kuruldu, Moğollar’ı kuran elemanlar Selçuk Alagöz Orkestrası’ndan gelmişlerdi, onlar gittikten sonra Üç Hüreller çalmaya başladık… Böyle böyle ilerlerken bir an geldi, tıkandım. En fazla yeni albüm yapmalarını bekliyorsun, başka bir şey yok ki? O sırada deli gibi plak toplamaya başlamıştım. Radyo Arkadaş’ta çalarken bulduğum plaklardan biri, üzerinde bir sümbülün kenarına gül takılmış, kapağında “Yaşasın Aslan Ecevit” yazan, öğretmen Necati Demir’in plağı. Tanımadığım bilmediğim bir plak! Ne kadar enteresan, demek ki Ecevit’ten bahseden bir plak dedim, Ecevit’i tabii çocukluğumdan beri tanıyorum da o zamana kadar Ajda Pekkan’lar Barış Mançolar Gökben plakları peşinde koşmuşum, bu plak sanki dünyamı değiştirdi. O gece heyecanla, doğrudan radyo yayınında hiç dinlemeden çalmaya başladım, sonra da nasıl çıkardığımı bilemedim, çünkü nakarat şöyle:

“Yaşasın Aslan Ecevit, alçak kalleş Yunan it”

Böyle başladı macera. Bu tarzda Kıbrıs’la ilgili yapılmış birkaç plak olduğunu öğrendim, başta birkaç tanedir sandığım sayı meğer yüzlermiş, böylece o plakları toplamaya başladım. Demirel’le ilgili plaklar yapıldığını öğrendim, Özal’la ilgili “Tonton Amca” plaklarını buldum. Mesela Banker Kastelli kaçtığında, “Pop Kaçtelli” diye plak yapılmış! Öyle acaip şeyler ki… Bunlara yönelip öğrendikçe de etrafla paylaşmaya, sağda solda dinletmeye başladım.  Derya Bengi, Roll Dergisi Temmuz sayısına Kıbrıs plakları dosyası isteyince teklife bayıldım, deli gibi araştırıp o yazıyı yazdım. Benzer yazılara Roll ile beraber Express Dergisi’nde de devam ettim. O sırada ‘eski’ Yeni Yüzyıl yayınlanmaya başladı, oradaki köşemde de bu tarz yazılara yer verdim. Daha sonra da 2000lerin başında,  ilk çıktığı yıldan itibaren BirGün Gazetesi’nde hafta sonları köşemi yazdım. BirGün’e bulaşma sebebim Ankara’dan radyodan Doğan Tılıç, o ekipten Kıvanç Koçak daha sonra ilk kitabın editörü oldu.