Birbirimizden Başka Kimsemiz Yoktu…-1

0
616

Sinan: İşleyiş nasıl gerçekleşti? Tek merkezden mi yürütüldü çalışmalar yoksa her kent, her ilçe koordineli ama bağımsız mı hareket etti?

Doğan Ergün: Aslında bütün süreç tek merkezden yönetildi fakat bütün il ve ilçe örgütlerimiz buranın doğal, organik bir parçası oldu. Onlar bulundukları noktalardaki ihtiyaçları ve imkanları buraya ilettiler, burası o ihtiyaç ve imkanlar doğrultusunda koordine etti. Böylece kılcallara kadar ulaşan bir operasyon şemamız oluştu. İstanbul’daki ve Hatay Defne’deki Koordinasyon Merkezimiz çok büyük rol üstlendi. Çünkü Defne, aynı anda 500, 600 kişinin birlikte çalıştığı bir birimdi ve akışın sorunsuz biçimde ilerlemesini sağlamak oldukça zorlayıcı ve öğretici bir deneyimdi. Türkiye’nin her yerinden gelen desteği düzenli biçimde istiflemek, kategorize etmek, dağıtmak…. Kavga gürültü çıkmadan, uyum içerisinde, insanlara saygıyı elden bırakmadan bu organizasyonu yönetmek… Önemliydi.

Sinan: Buraya bağlı kaç birim var?

Doğan Ergün: Bizim zaten 70 e yakın ilde örgütümüz var ve bütün bu örgütlerimiz süreci yönetmede en büyük gücümüzü oluşturdu. Depremin hemen ardından Hatay Defne’de, Samandağ’da, İskenderun’da, Diyarbakır, Urfa, Elbistan, Pazarcık, Malatya ve Adıyaman’da oluşturduğumuz koordinasyon merkezlerimiz var. Şimdi aklıma gelmeyen çok sayıda birimle birlikte hareket ettik. Mesela Elbistan’da bir düğün salonu vardı, orayı hemen bir koordinasyon merkezine dönüştürdük. Şöyle söyleyeyim Sinan, bilirsiniz, Saramago’nun Körlük romanı vardır. Afet dönemleri biraz da Körlük romanına benzer biçimde işliyor. Gözler kapanıyor bir anlamda ve herkesin en vahşi hali açığa çıkıyor. Devletin de bağırsakları açığa çıkıyor bir anlamda. İşte o ortamda gözünü açık tutabilmeyi, o beyaz körlüğe teslim olmamayı başarabilen insanlara ihtiyaç var. Bizler bu süreçte öyle olmaya ve öyle insanlarla bir arada durmaya çaba gösterdik. Mesela yağma falan deniyor… Yok öyle bir şey! Tamamen çaresizlikten, kendisini ve ailesini hayatta tutmak için bazı insanların yaptığı ufak tefek şeyler var ama kimse öyle büyük çaplı bir yağmacılıktan bahsedemez bölgede. Ama şu da var. Öyle büyük bir afette, öyle büyük bir kaos ortamında, o kadar mağdur insanın bir arada olduğu bir ortamda çatışmaların çıkmaması da ihtimal dışı değildi. Zaten bu bazı kesimler tarafından özellikle kaşındı, insanlar hedef gösterildi.

Sinan: Özellikle belirli bir parti tarafından çok kaşındı o konu. Bazı videolar da servis edildi. Linç edilen insanlar oldu. Ne boyuttaydı bunlar?

Doğan Ergün: Çok nadir olaylardı gerçekten. Normalde bu kadar büyük bir afette başka bölgelerden de birileri gelir, hırsızlık yapar falan ya… Bir elin parmaklarını bulmaz, istatistiğe bile vurulamaz küçük birkaç olay dışında yaşanmadı bu tür şeyler. Tabii bize yansıdığı kadarıyla söylüyorum bunu. Biz çok ama çok az karşılaştık, duyduk bu tür olayları. Yağma deniyor mesela… Düşünsenize önünüzden akın akın tırlar geçiyor, yardım tırları… Bulunduğunuz mahalleye ise henüz yardım gelmemiş. İnsanlar ne yapacaklarını bilemez durumdalar. Bu tür nadir durumlarda birkaç tırın durdurulup içinden ihtiyaç malzemesi alınması, iyidir ya da kötüdür yorumuna girmiyorum, sadece bu kadar ağır bir felaket içerisinde o kadar da abartılacak bir durum değildir diye düşünüyorum. Bir vaka anlattılar mesela, Suriyeli sığınmacıların kaldığı bir yer var, dışarı bile çıkamıyorlar, bir şey isteyemiyorlar, saldırı alacaklarından korkuyorlar çünkü. Aç biilaç kalmışlar. Böyle örnekler var. Biz rastlamadık ama duyduk. Bence yağmacı olarak kodlananların büyük çoğunluğu gerçek ihtiyaç sahibiydi.

Sinan: Rejim afet yönetimi yerine algı yönetimi yapmayı tercih etti. Her şeyin kontrol atında olduğuna dair algıyı diri tutmak istedi. Öte yandan büyük de bir kutuplaşma oluştu. “Devlet sürece hâkim” diyenlerle “Devlet yönetemedi” diyenler birbirlerine saydırıp duruyor. Siz sahadaki bir ekipsiniz, gerçek durum nedir?

Doğan Ergün: Bence bizim devlet ve iktidarla ilgili sorunlarımız deprem olduktan sonra başlamadı. Depremden öncesi var. Zaten deprem olduğunda, o güne kadar ne biriktirmişseniz, elinizde ne varsa oradan başlıyorsunuz. Felaket, felaketten önce başlıyor aslında. Orada muazzam bir çıkar ilişkileri, suç ilişkileri tablosu var. Bunu çok net görebiliyoruz. Ama tek başına merkezi iktidar mı suçlu? Yerel yönetimlerin, denetçi kuruluşların suçu yok mu? Bütün bunların her birinin ayrı ayrı dosyalarının hazırlanması ve yargı önüne çıkarılması gerekiyor. Sadece imar afları değil. Bütün usulsüzlüklerin yargı önüne çıkarılması gerekiyor. Devletin işleyiş biçimi “bir şekilde hallederiz” haline gelmiş durumda. Eş, dost, akraba kayırmacılığı, liyakatsizlik her alanda. Erkan Başkanın geçenlerde söylediği gibi, kurumların başında yetkin insanların olması gerekir. Sahada çalışan insanlardan bahsetmiyorum, onların büyük emeği var ama bu işleri organize edecek noktalara gerçekten işlerden hiç anlamayan, bilgisiz, beceriksiz insanlar doldurulmuş durumda. Bakın birçok yerde “buraya ilk siz geldiniz” dediler bize. Tamam, depremin büyüklüğü açısından anlaşılabilir bir durum. Ama işin anlaşılamayacak boyutu, göz göre göre yalan söylenmesi. “Her şey kontrolümüz altında” deniyor. Hayır değil! Bunu halk da biliyor. Hayır değil! Ve sen öncesinde o kadar çok yanlış yaptın ki, afet karşısında vatandaşı 1-0 yenik başlattın. Çok ama çok fazla kaybımız oldu. 45 bin civarında deniyor ama saha izlenimlerimiz bunun gerçekçi olmadığını, çok daha yüksek olduğunu düşündürüyor. Şu an gerçek rakamları kestirebilmek mümkün değil. Şimdi bunun için çalışmalar yürüten derneklerle, vakıflarla, ilişkide olduğumuz kuruluşlarla birlikte bu işleri nasıl merkezileştirebileceğimizi araştırıyoruz.

Türkiye İşçi Partisi Afet Koordinasyon Merkezi’nin 7 Şubat-1 Mart 2023 yardım çalışmalarından

Sinan: Aslında Gezi’den gelen bir deneyimimiz yok mu? Mahalle örgütlenmelerinin gerek süreç yönetimi gerek acil durumlarda müdahale ve dayanışmayı örme konusunda Gezi ve sonrasında oluşan birikim bugüne yansımadı mı?

Doğan Ergün: Bunu İstanbul’da göremiyoruz. Hatay’da, Elbistan’da büyük etkisi olduğunu deneyimledik. Ama İstanbul’da mahalle bazında en azından şu anda görebildiğimiz bir deneyim değil bu. Fakat işte bunu görmek, bunu yaratmak istiyoruz. Mahalle, sokak bazında özellikle afet konulu bir örgütlenme içine giriyoruz. Bunun için farklı kurum ve kuruluşlarla, onların birikimlerini toparlayacak bir çalışma içindeyiz. Çok da uzun olmayan bir vadede hazır hale gelebilecek bir örgütlenmeyi yaratıyoruz.

Sinan: Şu ana dek sizinle temas kurmamış insanlara bir çağrınız var mı?

Doğan Ergün: Kendimize dönük bir çağrı yapmayacağım. Çok önemli bir deneyimden, çok önemli bir sınavdan geçiyoruz ve bu zorlu sürecin üstesinden hep birlikte geleceğiz. Bulundukları kentlerde, mahallelerde, sokaklarda örgütlenmelerinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha görmüş olduklarını düşünüyorum. Bir adım atsınlar. Bir araya gelsinler. Birlikte yürüsünler.

Türkiye İşçi Partisi Afet Koordinasyon Merkezleri’ni görmek için TIKLAYIN

Türkiye İşçi Partisi Afet Koordinasyon Merkezi Whatsapp Hattı: +90 542 352 78 47

Fotoğraflar: Mehmet Şafak Sarı