Yayınevi Emekçileri Platformu’na Sorduk: Birlik Çağrınız Sonuç Verdi mi?

0
290

Yayınevi Emekçileri Platformu sözcüleri “yayınevi emekçileri uzun süredir seslerini duyuramıyorlardı. Ancak buna artık izin vermeyeceğiz, sektördeki tüm sorunların ve hak ihlallerinin takipçisi olacağız ve sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz” diyor.

Röportaj: Haluk Kalafat/SÖZ

27 Ağustos 2023 günü İthaki Yayınları’nın küçülme gerekçesi ile tazminat hakkı olmayan çalışanları işten çıkarttığı ve eski çalışanlarını da istifaya zorladığına dair haberler basına yansımıştı. O günlerde yayınevi emekçilerinin güvencesiz çalıştırıldığı, düşük ücretlere mahkûm bırakıldıkları ve parça başı iş yaptırılarak sömürüldükleri üzerinden bir gündem oluşmuştu.

Yaklaşık iki ay sonra yayınevi emekçileri birlik olma çağrısı yaptı. İthaki Yayınları çalışanlarının yaşadıkları Yayınevi Emekçileri Platformu’nun oluşması için itici bir etki olmuş. Platform adına sorularımıza yanıt veren Bekir Demir, Elif Okan Gezmiş ve Savaş Kılıç o sürecin bir araya gelmeleri açısından önemli olduğunu ancak İthaki’de yaşananların münferit olmadığını, tüm yayıncılık sektörünün geneline dair bir hareket olarak davranmak gerektiği için platform olarak örgütlenmeye gittiklerini söylüyorlar.

Yayınevi Emekçileri Platformu nasıl bir gereklilikten doğdu?

Elif Okan Gezmiş: Yayınevlerinin bünyesinde veya serbest çalışan, bir kısmının adına kitapların künyelerinden de aşina olduğumuz emekçiler aslında uzunca süredir kendi emek örgütlerinin eksikliğini hissediyorlardı. Vaktiyle bu doğrultuda Editörler Platformu ve Yayınevi Emekçileri Girişimi adlı iki önemli girişim olduysa da çeşitli nedenlerle sonuçlandırılamamıştı. Son dönemde yayınevlerindeki işten çıkarmalar, serbest çalışanlara teklif edilen akıl almaz ücretler gibi pek çok sorun artık ayyuka çıkınca bu eksiklik daha da görünür hale geldi, örgütlenme ihtiyacı kendini bir kere daha dayattı. Böylelikle, yayınevi çalışanlarıyla belki en sık temasta olan kitap çevirmenlerinin örgütü Çevirmenler Meslek Birliği’nin (Çevbir) bir çağrı yayınlayıp ön ayak olmasıyla, süregelen bu düzenden bıkan emekçiler olarak Eylül başında bir araya geldik.

Toplam yayınevi emekçisi sayısı biliniyor mu? Bugüne kadar siz kaç emekçiye ulaşabildiniz?

Elif Okan Gezmiş: Şu anda e-posta grubumuzda yaklaşık 70 kişi var, zamanla sayımızın artmasını umuyoruz. Yayınevi emekçilerinin toplam sayısını şu anda bilemiyoruz, ama önümüzdeki dönem bu sayıyı en azından yaklaşık olarak belirlemek için de çalışmalar yapacağız.

Yayınevi emekçileri sendikal örgütlenme haklarını kullanabiliyor mu? Mevzuattan kaynaklı engeller var mı?

Savaş Kılıç: Şu anda yayınevi çalışanları çeşitli sendikalara üye olabiliyor. Sendikaların avantajları ve bir bakıma dezavantajları var. Avantajları bütün çalışanların üye olabilmesi. Sendikaların asıl amacı işyeri esasına göre örgütlenip toplu sözleşme imzalama koşullarını sağlamak. Yayıncılık sektöründeki işyerlerinin büyük kısmının küçük ve orta büyüklükte işletmeler olması bir bakıma dezavantaj oluşturuyor. Yine de yayıncılık alanında örgütlenmeye başlayan sendikaların olması güzel haber ve canı gönülden destekliyoruz. 

Öte yandan editör, redaktör ve düzeltmen gibi çalışanların bir bölümü serbest çalışıyor ve bu nedenle isteseler de sendika üyesi olamıyorlar. Oysa serbest çalışanlar da önemli hak gasplarına maruz kalabiliyorlar. Platformumuzun amaçlarından biri serbest çalışan yayın emekçileri için tip sözleşmeler ve tarifeler hazırlamak. Şu an için mevzuattan ziyade fiili durumun karşımıza çıkardığı sorunlarla uğraşmamız gerekiyor. Çalışanların örgütlenmesinin sermayedarlar tarafından tehdit olarak görülmesi, bazı çalışanların bu nedenle örgütlenmeye çekimser yaklaşması, emekçilerin ortak sorunlarına kolektif çözüm üretmek için harcanacak çabanın gerektirdiği zaman ve enerji eksikliği gibi sorunlar var. Başlangıçta karşılaşılan bu tür sorunların zamanla azalacağına ve mücadeleyle kazanımlar elde edildikçe enerjinin de kendini sürdüreceğine inanıyoruz.  

Platformunuzda kimler temsil ediliyor? Yazarlar ve çevirmenler de platformun çatısı altında yer alıyor mu?

Bekir Demir: Editör, redaktör, dizgici, tasarımcı, telif hakkı sorumlusu, kısacası, bir kitabın bir fikir olarak doğduğu aşamadan basılıp okura ulaştığı ana kadarki tüm bu süreçte emeği olan herkes diyebiliriz. Ancak çevirmenler noktasında hâlihazırda bildiğiniz gibi Çevbir’in uzun süredir süregelen değerli bir mücadelesi var ve Yayınevi Emekçileri Platformu Çevbir’in bu mücadelesinin en büyük destekçilerinden birisi olacak. Bununla beraber Platform’a destek olan çok sayıda çevirmen ve yazar arkadaşımız da var, çünkü birçok çevirmen ve editör aynı zamanda editör ve redaktör olarak sektörde iş yapıyor. Burada önemi olan şu bizce: Yayınevi Emekçileri Platfomu’nun kendine alan açmasıyla birlikte, iş bazında verilen emeğin tarifelendirilmesinde ve özlük haklarının kazanımında tüm sektörü kapsayan örgütlü bir dayanışma ağı ortaya çıkmış olacak.

24 Ekim 2023 günü bir çağrı yayınlayıp, yayınevi emekçilerini bir araya gelmeye davet ettiniz. Ne gibi geri dönüşler aldınız?

Bekir Demir: Büyük bir heyecan ve en önemlisi umut diyebiliriz. Çünkü tüm bir sektörü ayakta tutan yayınevi emekçileri uzun süredir seslerini duyuramıyorlardı veya bireysel birkaç girişimin ardından unutulup gidiyordu. Ancak buna artık izin vermeyeceğiz, sektördeki tüm sorunların ve hak ihlallerinin takipçisi olacağız ve sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Hiçbir yayınevi artık herhangi bir yayınevi emekçisi meslektaşımıza üç kuruşa dizgi, beş kuruşa redaksiyon teklifinde dahi bulunamayacak veya en azından bir kez daha düşünmesi gerekecek. 

En son İthaki Yayınları’nda yaşanan sorun kamuoyuna yansıdı. İthaki sürecinde nasıl bir tavır aldınız? Bu tip sorunlar yaşandığında hareket planınız ne olacak?

Savaş Kılıç: Platformumuzun oluşumu açısından önemli bir olaydı İthaki Yayınları’nda yaşanan sorun. Çevbir bunun üzerine yayınevi emekçilerine yönelik bir dayanışma ve toplantı çağrısı yayınladı. Ardından da bir araya gelen insanların sayısını artırmak ve örgütlenmek üzere çalışmalar yapmaya koyulduk. İthaki Yayınları’nda yaşanan sorun ne yazık ki münferit değil, bu nedenle olaya özel davranmamaya ve genel olarak sorunları çözmeye yönelik bir tavır almaya çalıştık. Platformumuz en iyi örgütlenme biçimini seçmeye çalışıyor şu anda. Çalışma konularımız arasında kanuni olarak hükme bağlanmış sigortalılık, tazminat gibi sorunlar da olacak; iş tanımları ve ödemelerle ilgili sektöre standartlar getirmeye yönelik uygulamalar da. İşverenlerin, sermayenin özellikle iş hukuku konusunda yasaları uygulamasına, çalışanların haklarını tanımasına yönelik adımlar atacağız. Bunun için hukuki destek almaya, alanımızda çalışan sendika ve meslek örgütleriyle dayanışma içinde olmaya özen göstereceğiz. Sorunlar tek bir meslek grubuna, hatta bu sektöre özgü değil ne yazık ki, bu nedenle hem kendi sorunlarımızı çözmek için hem de alanımızdaki başka meslek gruplarının yaşadığı ya da yaşayacağı sorunlarda birlikte hareket imkânlarını yoklamaya, olabildiğince bir arada hareket etmeye kararlıyız. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz