Yasemin: İstanbul çok büyük bir şehir… Müşteri haklı olarak istiyor ki, ben gideceğim yeri söyleyeyim, taksici her yeri bilsin, beni götürsün. Bu mümkün mü?
Ahmet T. Gözütek: Hem de ne büyük şehir, akıllara zarar! Tabii her yeri bilmek mümkün değil. Ama 1860 da değiliz ki be kardeşim, 2016 dayız! Telefonunda bin bir türlü aplikasyon var artık. Yazarsın, adrese götürür seni aplikasyon. Telefonunda artık her şey! Eğer bunu kullanamıyorsan taksicilik yapma zaten, beyin özürlüsün demektir!
Yasemin: Taksiciliğin kazancı nasıl? İyi kazanabilmek için illa kendi taksinin mi olması gerekiyor?
Ahmet T. Gözütek: Şimdi şöyle söyleyeyim. Demin dedim ya bu taksiciliğin yeşilliği boldur. O yeşilliğe daldın, boku yedin baba! O yeşilliğe dalmayacaksın! Yeşillik derken; kumar bu alemde, içki bu alemde, uyuşturucu bu alemde! Bunların birine daldığın an bütün kazandığını yatırırsın. Bende üç tane daha kiralık araba var. Arabalar benim, plakalar kiralık. Ben onlara (eski parayla) aylık 7’şer milyar kira ödüyorum. Vergisi, yağlaması, cartı curtu derken ne oluyor, ayda 7.500 ödüyorum. Şoförlerden günlük 400 lira alıyorum. 200 lira sabah şoförü, 200 lira öğlen şoförü. Pazar günleri de 350’şer lira alıyorum. Ne oluyor? Aşağı yukarı 11.500- 11.750 lira civarına denk geliyor, anladın mı abisi? Hadi 12.000 de buna. 8 bin lirasını kiraya şuna buna verince, ayda 4.000 lira kalıyor bana ara başına.
Yasemin: Şoförler nasıl kazanıyor peki? Arabası yoksa, plakası yoksa?
Ahmet T. Gözütek: Şimdi bak, benim 200’ümü getirdi mi, gazı fulleyip diğer şoföre verdi. Ne topladı? Yarım günde 300- 320 lira toplar. Benim 200’ümü düşünce kalır 120 lira. En kötü şartlarda 40 liralık da mazot aldı diyelim. Ne kaldı? 80 lira. Günlük 80 lira yevmiyesi var yani. E yılbaşı, bayram günleri 500 lira topluyor, 200 bana, 300 kendine. Allah daha çok versin. Kazanacak tabii, çalışıyor adam. Benim 200’ümü verdikten sonra ne yapıyorsa yapsın. Ben öyle yoldan geçen adama da vermem arabamı.
Yasemin: Arabanı vereceğin şoförde nelere dikkat ediyorsun?
Ahmet T. Gözütek: Sicilini bilirim her şeyden önce. Çünkü çok eski tanıdıklarım hepsi. Arabada alkol almayacak. Gelin beraber gidelim, ben ısmarlayayım, ama araba başında yok o iş! Git evine çek, evinde iç. Bak ben araba sahibiyim, akşam saat 9 buçuk 10 dedin mi işimi bitiririm. 2 günde bir şişe viskimi alırım kardeşim. Yarısını içer, yarısını bırakırım ama evimde içiyorum. Sen de bira iç, rakı abicim ama evinde iç. Ha, çok sevdiğim bir abim çağırmıştır da gitmişimdir Caddebostan’da bir mekânda içmişimdir. Taksiye bindiğimde bilsem ki 1 milyar vercek yolcu, almam! Direkt evime giderim ablacım.
Yasemin: Taksi plakalarının fiyatı nedir?
Ahmet T. Gözütek: 1 milyon 780 bin TL. Düştü şu aralar diyorlar ama düşse düşse en fazla 1 milyon 750 bin olmuştur.
Yasemin: Benzin fiyatlarının sürekli inip çıkmasından etkileniyor musunuz peki?
Ahmet T. Gözütek: Etkilemez olur mu ablacım? Benzine senede 3-4 sefer zam geliyor ama bize gelince tırt! Geçen sene geldi işte zam, 50 kuruş! Bu sene 1 lira! Yani 20 lira yazan yere 21 lira yazıyor kaardeeşiiim! Zam değil bu! Bu zammı yapanlar kimse, bizimle taşak geçiyorlar resmen! 1 lira nedir abi? 18 bin taksiden 190’ar lira taksimetre ayar parası aldın abi? Bak 18 bin tane arabadan! Ama bize yapıyorsun kaç kuruş? Bak bindin taksiye, ne tuttu 21 lira! Uzatıyorsun 50 lirayı. Soruyorum, “hanımefendi 1 liranız var mı?” Bakıyorsun, “yok beyefendi” diyorsun. Ben ne yapıyorum, 30 lira uzatıyorum sana para üstü. Abilerin verdiği zam gitti mi? Gitti! Bu nasıl zam? Neyin zammı? Senede bir defa zam yapıyorsun bize. Bak bu son zam tam 16 ay sonra yapıldı. O da 50 kuruş! Ama vergiyi çatır çatır alıyorsun benden! Benzine mazota ayda bir zam yapıyorsun. 10 sene önce köprüye veriyordum 1.5 lira! Sabahtan akşama dolaşıp 4 liralık mazot yakıyordum. Patronun parasını verdikten sonra Aksaray’a eğlenmeye gidiyordum. Şimdi şoför patrona veriyor 200, mazota veriyor 40, köprü desen 4 lira. Gaza, mazota, köprüye ne zam gelmiş, bize ne zam gelmiş hesap et. Allah’tan korkun yahu!
Yasemin: Hayat müşteri açısından da zorlaştı. İnsanlar eskisi gibi taksiye binebiliyorlar mı?
Ahmet T. Gözütek: Şimdi bak, taksi müşterisini hayatta kesemezsin. Taksi müşterisi sabittir kardeşim. İki gün dayanır, en fazla üçüncü gün yine bu taksiye binecek! Taksi kültürü bambaşka bir kültürdür. Önceden ihtiyaçtı, şimdi lükse girdi o başka. Hiç unutmam, 10 sene önce gecenin 1’inde Kayışdağı’ndan müşteri aldım. Adam çocuğunu hastaneye götürecek. Götürdüm, taksimetreyi görünce “Abi bu ne!” dedi. “E zamlı tarife” dedim. “Bir daha taksiye binmem, isterse çocuğum ölsün ama binmem!” dedi adam. Bakıyorum şimdi, milleti hiç etkilemiyor. Olan şoföre oluyor. Mal sahibini de etkilemiyor hiçbir şey. Zam geliyor mesela, bakıyorsun kaç para zam geldi? İşte %5! Dönüyorsun şoföre, artık 180 değil 190 vereceksin. 190 verecek de, şoför ne alacak? Gelen zam şoföre değil, patrona. Arada kim eziliyor? Şoför camiası! Şoförün %80’i ev geçindiriyor. Kalan %20 zaten piç! Taksici demeye bin şahit lazım. Oturur böyle koltuğa yan yan, gelen karıyı kızı keser. Taksici demeye bin şahit lazım! Şimdi bu herif ibnelik etmişse benim suçum ne abi? Onun faturasını tüm taksiciye niye kesiyorsun? Adam gibi denetle şunları. Gerekirse bin arabasına, kılığına kıyafetine, davranışına bak. Değil mi? Ben şimdi taksi müşterisi olsam, Altıyol’a gelen arabaların %70’ine binmem ablacım. Saçını arkadan bağlayan mı istersin, kulağına küpe takan mı istersin, taytla direksiyona oturan mı istersin? O ne yahu? Yarım donla taksicilik mi yapılır?
Yasemin: Ha ha ha! Capri yani?
Ahmet T. Gözütek: Hah capriyle taksicilik yapıyorsun! Senin kıllı bacağını görmek mecburiyetinde miyim ben abi? Yok! Olmaz öyle şey!
Yasemin: Müşteri de çeşit çeşit ama? Onlarla nasıl uğraşıyorsunuz?
Ahmet T. Gözütek: Ah ablacım, müşteriyi saymıyorum ah ah! Bak şimdi nasıl uğraşıyorum. Ben bir kere yeminliyim. İlk siftah edeceğim zaman kokona kadın almıyorum arabaya! Nereye giderse gitsin, yeminliyim, ilk siftahımı onlardan yapmam!
Yasemin: Neden?
Ahmet T. Gözütek: Yahu arkadaş, bir gün bindi arabaya iki tane kokona! 8 lira 70 kuruş mu ne, yalan söylemeyeyim şimdi, öyle bir şey yazdı. Para üstü 1 lira verdim. Bekliyor. “Hayırdır hanımefendi?” dedim. “E 30 kuruş daha vereceksin” demesin mi? Lan yok! Çıkardım 1 lira daha verdim. Bu sefer tuttu “sen kim oluyorsun da bana fazla para veriyorsun” dedi. “Yok abla yok işte 30 kuruşum? Ne yapayım yani?”. Kadın söyleniyor daha! Ablacım indim arabadan, 1 lirayla bakkal bakkal dolaştım. Hayatımda çiğnemediğim sakızı aldım kendime 30 kuruş için, verdim kadına. Dedim lanet gelsin, bundan sonra ilk siftahta kokona almıyorum arabama! Ha almışımdır 2-3 müşteri, cebime koymuşumdur 20-30 lira, ondan sonra alırım ancak. Ama ilk siftahta almam! Benim de batıl inancım var işte.
