Yasemin: Taksiciliğin güzel yanları da var mı peki?
Ahmet T. Gözütek: Ablacım 19 senedir bu alemin içindeyim ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğim bu işi. Seviyorum mesleğimi. Çünkü öyle bir şey ki, hastaneye yetiştiriyorsun, müşteri Allah razı olsun diyor. Uçağa yetiştiriyorsun yine öyle. Bir canı gönülden para vermeleri var ki insan başka oluyor. Sonra her gün değişik değişik modellerde insan tanıyorum. Mesela bak bugün seni tanıdım saçı uzun aklı kısa olarak. Bir dostluğumuz oldu mesela değil mi? Ben bacımla, anamla, kardaşımla seninle konuştuğum kadar konuşmuyorum. Konuşmam onlarla. Böyle milyar versen şuraya gelip çay içmezdim. Ama seninle tanıştık, şuraya oturduk çayımızı içtik. 3 gün sonra “Ahmet abi şuraya gideceğim ama param yok” dersen önemli değil para. Bak bana 3 tane çay ısmarladın şurada. Allah razı olsun. Bu yüzden seviyorum bu işi. Ha ama içimizdeki pislikleri ayıklasalar çok daha güzel olacak. Taksici, taksiciliğini bulacak. Başımızdakiler şu işe bir meyil verseler! Dikkat et çoğu durakta “sadaka değil hakkımızı istiyoruz” yazıyor. Bize sadaka verdin, 10 kuruş zamla. Gel ben her gün vereyim sana o zammı. 180 bin taksiden 190’ar lira alıp 10 kuruş zam yaptın. Nereye gitti bu para? Taksiciye ne faydası oldu bu paranın? Ben taksiciyim, diyelim kolum koptu. Bana iş verecek bir mevkiin mi var? Masa başı çalıştıracağın, bizi kolladığın bir yer mi var? Şoförüm, hastam var, param yok. “Ahmet, çocuğunu ameliyat ettir, her türlü masrafını karşılayacak bir derneğin var” diyen mi var? E bu olmayınca, Sivas’ın, Diyarbakır’ın, Urfa’nın köyünden kalkıp attan başka şey görmemiş adamlar burada taksicilik yapıyor. Ama ben 19 yılımı vermişim bu mesleğe. Bu benim mesleğim yahu mesleğim! Ekmek kazanıyorum bundan. Bu adamları topladın, sonra da vay taksici yanlış iş yapıyor diyorsun. Yapar abi! Tabii yapar! Adam “ben karılı bir ortam arıyorum, bildiğin yer var mı?” diye sorduğunda “ver abi 50 lira götüreyim” diyen de var bizde. Sana ne ulan! Nereden bulursa bulsun müptezel, sana mı kaldı bu iş? Taksiciliğini yapsana sen! Ama yapar işte bunu!
Yasemin: Karlı havada 3 katı para verirsen götürürüm diyen taksiciler de var. Bana bir tanesi kendi anlattı.
Ahmet T. Gözütek: Aynen var ablacım, var! Mesela, Taksim meydanı kopmuş millet meyhaneden bardan pavyondan çıkmış anladın mı, millet bir an önce taksiye binecek ki evine gelsin.
-Neresi abi?
-Kadıköy.
-Tamam abi gel sen.
-Abla senin neresi?
-Bostancı.
-Tamam abla sen de gel. Ama ayrı ayrı para alırım haa!
Hayırdır abi? “Ahmet Abi sen yaptın mı?” diye sorarsan, ben de yaptım ablacım. Yaptım yani. Bu kaç sene önce büyük bir kar yağmıştı. Altımdaki araba Şahin! Bostancı’yı yırtarak çıkıyor böyle! Bir tane Mercedes kalmış, çıkamıyor. Durdurdu beni, “abi arabayı şuraya çektim, bir şey olur mu?” dedi. Baktım, benden en az 10-15 yaş büyük! “Abi kimse bir şey demez ama rampa aşağı, kayar mayar, ona bir şey diyemem” dedim. “Karşıya geçeceğiz abi” dedi. “Ne diyorsun abi sen, ne karşısı bu karda kıyamette!”. “Götür beni, taksimetre ne yazdıysa 10 katını vereceğim” dedi. E o zaman bana uyar. “Gel bakalım baba” dedim. Nereye? Nişantaşı’na. Gittik Nişantaşı’na. Ama yol boyu adam sürekli kafa sallıyor, küfür ediyor. “Abi hayırdır?” dedim. “Bir benim arabayı, bir de seninkini düşünüyorum. Benimki Mercedes, o rampayı çıkamadı. Senin götü boklu Şahin şu an köprüyü geçiyor! Bunda bir anormallik var!” dedi. Güldüm, “ustalıkla oluyor bu işler abi” dedim. “Bu işin sırrını söyle, kaç para tutuysa taksimetre, bir 100 lira daha vereceğim” dedi. Ne yapayım? “Atatürk’ü koy (parayı kast ediyor) öyle anlatırım” dedim. Çıkardı koydu 100 lirayı. “Harbiden çok mu merak ediyorsun? Bagajı aç, bak bakalım ne göreceksin” dedim. Açtı baktı bagajı, bagajda kaldırım taşı! Koskoca bir kaldırım taşı. Kar kalkana kadar taşıdım ben o taşı bagajda. “Bekle lan” dedi, birini aradı telefonla. Kömürcüymüş. Gittik kömür dükkanına, 5-10 torba kömür aldı adam. Tekrar döndük Bostancı’ya. Kömürleri bagajına koyduk, yürüdü gitti kendi arabasıyla. Ben hem Nişantaşı’na gittim geldim, hem 4 katı parayı aldım. Yaptım yani, yukarıda Allah var!
Yasemin: İyi de onu kendisi teklif etmiş.
Ahmet T. Gözütek: Tabi. Evet.
Yasemin: Öbürü, karda kışta insanlardan faydalanmak oluyor.
Ahmet T. Gözütek: Yaparlar! Bizimki taksi camiası, burası da Türkiye Cumhuriyeti! Burada her şey normal! Düzce depreminde oraya yolcu götürdüm. Karnım aç. Bir markete girdim, bisküvi alacağım. Allahın 1 liralık bisküvisi, bana 5 lira fiyat çekti. “Abi deprem var, kıyamet var” dedi. 5 liraya 1 liralık bisküviyi aldım Düzce’de. Ne diyorsun ablacım sen? Burada acıma diye bir şey yok! Burası Türkiye ablacım! Var mı başka bir sorun?
Yasemin: Benim başka sorum yok, çok teşekkür ederim.
Ahmet T. Gözütek: Başını ağrıttıysam özür dilerim. Bu anlattıklarımın hepsi gerçek, yalan yok yani. Ben sana neyi anlatayım. Bütün bir yaz okullar tatil hiçbir şey yok, okullar açıldı bütün yollar kazıldı, delik deşik. Burası Türkiye Cumhuriyeti! Dur sen beni böyle çek, çayımı alayım çay içerken çek.
