Sinan Dirlik: Hayatının iki ışığından söz ettin ya bu iki ışığı yansıtış biçimini izlemek de çok keyifli. Öyle gizli saklı, kendini kuytularda tutmaya çabalayan bir adam sezmiyorum sende. Bilakis olduğu gibi, alabildiğine yaşayan bir adam profili çiziyorsun. Senin aşkını da, öfkeni de, şefkatini de izleyebiliyoruz. Ama artık tek başına Mahmut Çınar değilsin, aynı zamanda Ezginin Günlüğü’nün solisti Mahmut Çınar’sın. Kimse seni uyarmıyor mu? “Azıcık dilini tut”, “bu kadar açık olma” falan diye? Ha bir de Mahmut Çınar’ın kendisi demiyor mu sana: “Oğlum bir imaj inşa ediyoruz şurada, biraz şurasına şekil ver, burasını yont, burayı parlat” falan diye?
Mahmut Çınar: “Zevzek” filan diyorlardır en fazla ama öyle ciddi bir uyarı almadım. Birkaç kez, politik paylaşımlarla ilgili birkaç şey söylendi çevremden ama onlar da bir yerden sonra vazgeçtiler. Aslında ketum bir adamım ama istemediğimde de kimse dilimi tutamıyor, bu net. İmaj inşa etmediğim de çok ortada aslında. Benden az dinlenen birçok şarkıcı benden çok daha meşhur mesela ki buna da itirazım yok. İmaj inşa etmek öyle bir şey sanırım. Zamanın ruhunun bir parçası da o. Benim bu açıklığım, ne bileyim, iki kadeh içip, elime telefonu alıp sevdiğime uluorta bir şeyler yazmam bir yerlerde karşılık buluyor ama. Yani şunu hissediyorum ki, beni dinleyen, seven, takip eden hemen herkes senin dediğini diyordur, hani, “Bu adam neyse o”. Bu da belki bir imajdır Sinan, bilemiyorum ki… Hep böyle olacağım ama, ondan eminim. Yani abi, Tarkan’ın yerinde gözümüz yok, olamaz da, kendi suyumda yüzüyorum, o sudaki diğer dost balıklar da, en azından şimdilik, anlıyorlar, tuhafsamıyorlar diyeyim. Yoksa maazallah, “anaakım olayım”, “dikkatli olayım, mesafeli takılayım, kimseyi üzmeyeyim” gibi bir kaygıyı, o gerilimi benim kalbim kaldıramaz.

Sinan Dirlik: Bu arada yeni EP için çektirdiğin fotoğraflarda eni konu “seksi” bir adam koyuyorsun ortaya. Ben seni hiç bilmeyen yerli yabancı birkaç arkadaşa gösterdim, “İspanyol bir star mı?” dediler. Ne oluyor Mahmut? O düzgün façalı adamın içinden bu seksi şeyi çıkartmak kimin fikriydi? Ne yapmaya çalışıyorsunuz neyi amaçlıyorsunuz Mahmut Bey?
Mahmut Çınar: Sevgilim vardı yanımda fotoğraf çekiminde, Tuğba’nın orada olması güveni herhalde. Yani o nasıl beğeniyorsa öyle olmakta bir sorun görmedim. O da neyse ki zevkli biri. “İspanyol star” yorumuna bayıldım, bayıldım. Kendimi misal Granada’da, bir flamenko gecesinde çok hayal etmişimdir. O estetiği çok beğeniyorum. Biz mesela sevgili Gözde ile bir araya geldiğimizde açar Flamenko videoları izleriz bazen. Müzikal olarak da, tarz olarak da orada çok acayip bir şey var.
Doğrusunu söyleyeyim. Kendimde beğenmediğim çok şey var, fiziksel olarak yani ama bir yandan da insanı biri gönülden beğeniyorsa insan kendini öyle seksi, güzel, yakışıklı sayabiliyor. Bu son örnekte öyle oldu.
Bir de tabii fotoğrafları çeken Tayfun Çetinkaya’nın inisiyatifi var. “Git, saçlarını ıslat, gel” dedi. Epeyce bir güldük ama sonunda ikna oldum. Adam herkesin göremediği cevheri görmüş demek ki.
