Hatırlamak da Mücadelenin Bir Parçası: “Romani Godi”

0
867

Fotograf: Eren C. Çekiç

Fatoş Kaytan: “En çok sinir olduğum konulardan birisi aslında çocuklara karşı uygulanan ayrımcı davranışlar. Çocuklara karşı davranış şekillerinin çocukların hayatında büyük bir etki bırakması çok travmatik. Çocukların yetişkinlik dönemlerinde hatırlayacağı çoğu şeyin bu dönemde yaşadıkları oluyor. Hatırlamasa bile davranışları zihin devamlı işliyor ve buna göre şekilleniyor. Toplumda yüksek ihtimalle daha sonrasında farkında olmadan hissedeceği özgüven eksikliği ile hareket etmek zorunda kalıyor. Sonra biz diyoruz ki Roman olanlar Roman olduğunu neden saklıyor ya da Roman olanlar neden topluma entegre olamıyor. Çünkü kendisine yapılan olumsuz davranışlar bedenine ve zihnine işlendiği için karşılığında kötü tepkiler alacağını düşünüyor. 

Bir toplumu ayakta tutan şey bir hafızadır, dildir. Dil ve kültür gibi tüm hafızalar toplumun bütünlüğünü sağlar. Bireylerin geçmişten günümüze kimliğini oluşturur. Benim dedemin dedesinin yaşadığı olumsuz şeyler benim kodlarımda saklı. Bu hafızayı bilmek ve bilinçli davranmak birey için çok kıymetli. Bir toplumu tanımamak da ayrımcılığın temelini oluşturur. Eğer sen bir toplumu tanımaya çalışmıyorsan ve bu toplumun varlığını kabul etmiyorsan eğer bununla ilgili bir çalışma yapamazsın. Bugün bir arkadaşımla konuşurken hepimiz eşitiz ama farklıyız dedi. Bugün Kürt ile Roman eşit, Türk ile Roman eşit hiç fark etmez, eşit ama farklıyız. Hepimizin farklı acıları var. Hepimizin farklı bir geçmişi var. Bunları bilip bu hassasiyetlere göre davranmak çok önemli ve hafıza da bu yüzden gerekli aslında. Hafıza hem insanların davranış biçimlerini hem de diğer toplumların kendisine davranış şeklini etkiliyor bence.” 

Eren C. Çekiç: “2019 yılından itibaren Roman sivil toplumu içerisinde bazı çalışmalara destek vermeye ve ortak olmaya çalışıyorum. Bize geçmiş ile ilgili bir soru sorulduğu zaman hemen ben dönüp Serkan gibi mobil hafızalara “Abi geçmişte şu olay olmuş. Bir anlatabilir misin?” diye dönüyorum. Roman Soykırımını son iki yıldır bazı sitelerde yazarak, programlara çıkarak dile getirmeye çalışıyorum. Romani Godi henüz soykırım bilinci ve bilgisi oluşmamış Türkiye Romanlarına Roman Soykırımı bilincini yerleştirebilir mi?”

Serkan Baysak: “Ben de Fatoş’a sorduğun soru üzerinden bu konuya değinmek istiyordum. Benim aslında soykırım hikayesini öğrendikten sonra kendimi daha fazla bulunduğum etnik kimliğe ait hissettim. Daha fazla Roman hissetmeye başladım. Çünkü bizim soydaşlarımız orada sadece etnik kökeninden dolayı bir soykırıma uğramış. Dediğin gibi Türkiye’de aslında bu bilinmiyor gibi. Çok fazla üzerine yazılıp çizilmiş değil. Benim okuduğum birkaç yazı vardı. Bunlardan bir tanesi de sanırım Roman Medya aracılığı ile siz yazmıştınız. Birkaç Roman sivil toplum kuruluşunun da çalışmaları var. Hatırlamak deyince benim aklımda soykırım vardır, 2 Ağustos vardır. Bu doğrultuda çok fazla bilinmediği için de bizim ana hedeflerimizden bir tanesi bunu daha fazla görünür kılmak. Sadece soykırım değil tabii ki. Türkiye’de çok yakın zamanda Romanların yaşadığı linç girişimleri var. Bunlar Selendi, İznik olayları gibi. Bu olaylar bir dönem görünür oldu belli destekler aldı. Ama bugün çok hatırlanmıyor. Göktan arkadaşım İznik olaylarını yakından takip etmişti. Oradaki bazı söylemleri bizimle paylaştığı zaman içimiz acıyor. Bunları görünür kılmak istiyoruz işte. Selendi’yi, İznik’i ve 2 Ağustos’u tekrar yaşamamak için bunları göstermemiz gerekiyor.”