Eren C. Çekiç: “Pandemi’de gördük. Roman çocukların birçoğu ekonomik nedenlerden dolayı eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu durum aslında pandemiden önce de vardı. Fatoş’a bir soru sormak istiyorum. Gerçekten bunca ayrımcılığın, ötekiliğin ve yoksulluğun arasında okuyup psikolog olmak bir mucize. Bu mucizede Roman sivil toplumun etkisi nedir?”
Fatoş Kaytan: “Benim için düşündürücü bir soru oldu. Çünkü benim çocukken en büyük hayalim üniversiteye gitmekti. Maddiyattan bağımsız bir şekilde kapalı bir mahalle olan Küçükbakkalköy’de büyüdüm. Karşı komşumuz, yan komşumuz hatta mahallenin ortasındaki atlar bile dün gibi gözümün önünde. Çok severdim mahallemi ama o kadar kapalı bir mahalleydi ki dışarıdan insan girmez ve çok fazla insan da dışarı çıkmaya çekinirdi. Sonra okula gidince yavaş yavaş Romanlık kavramını öğrendim. Şimdi insanların gözündeki algıda ben çok Romanlara benzeyen biri değilim. Sarışınım ve esmer değilim. Roman olunca ne oluyor diye kendi kendime sorardım. Sonrasında dilimizin dışarıda konuşulmasının ayıp olduğunu öğrendik. Bizim ev çok yoğun Romanes konuşulan bir yerdi. Ama dışarda konuşamadığım için öğrenmeme gerek yok diye düşündüm. Liseye geldiğimde ya avukat olmak istiyordum ya da psikolog. İnsanları anlamak istiyordum. Meseleye ayrımcılığa uğrayan taraf ve ayrımcılığı yapan taraf olmak üzere iki yönlü bakılması gerekiyor. İnsanların öfkesi dinmiyor. O öfke patlamasını herkes yaşayabilir. Örneğin Selendi olaylarına baktığımızda ciddi bir öfke ve ciddi bir nefret var. Bu insanlar nasıl bu kadar kin dolu olabilir anlayamıyordum. Herhangi bir futbol maçına gittiğinizde varsa yoksa hep bir küfür var. İnsanlar öfkelerini kusacak yer arıyorlar.
Roman bir psikolog olarak sivil toplum kuruluşunda çalışmayı çok seviyorum ve tercih ediyorum. Çok fazla Roman genç ile çalıştım ve o gençlerin hepsinin sivil topluma karşı çok olumlu yansımaları beni mutlu ediyor. Bu mutluluğun kaynağı zamanında verilmiş olan mücadeledir.”
Eren C. Çekiç: “Reportare’ye kıymetli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Sizi burada görmek çok güzeldi. Son olarak mesajlarınızı duymak isterim.”
Serkan Baysak: “Bugün seninle konuşmak çok güzeldi. Umarım düşüncelerimizi daha fazla insana gösterme şansımız olur. Romani Godi gerçekten bizim heyecanlandığımız bir çalışma. Umarım bu çalışma boyunca Roman alanına katkı verecek herkesi bizimle aynı heyecanı yaşar.”
Göktan Yıldırım: “Bugün benim için çok değerliydi. Seninle bir arada olmak ayrı kıymetliydi. Severek takip ettiğimi bir arkadaşıma konuk olmak çok güzeldi. Romani Godi oluşumu Serkan, Fatoş ve Göktan demek değil. Biz sadece Romani Godi’nin yol arkadaşıyız. Umarım daha fazla yol arkadaşı olabilir. Son sözüm Balkanlarda da yaygın olan ve mottomuz olan Opre Roma.”
Fatoş Kaytan: “Çok teşekkür ederim. Bugün burada olmak çok kıymetli ve çok heyecanlıydı. Romani Godi bizim için çok kıymetli. Umarım herkes bu konuda bize destek olur. Gerçekten Göktan’ın da dediği gibi biz burada yol arkadaşlığı yapıyoruz. Burada arkadaşlığımız gelişecek belki de değişecek bilemeyiz. Ama elimizden geleni yapıyoruz amacımız eşit yurttaşlığa ulaşabilmek. Umarım hep birlikte bunu sağlamaya yönelik adımlar atacağız. Ve ben de Göktan’ın dediği gibi Opre Roma diyeyim ve kapatayım.”
