Hatırlamak da Mücadelenin Bir Parçası: “Romani Godi”

0
867

Eren C. Çekiç: “Aynı soruyu Göktan’a da sormak isterim. Göktan, hatırlamak nasıl bir direniş?”

Göktan Yıldırım: “Hatırlamak aslında direnişin en büyüğü gerçekten. Herkes her şeyi unutur ama sen unutmazsın. Yani Roman toplumu aslında yaşadığı her şeyi hatırlıyor. Bazen hatırlamaz gibi geliyor. Bazen bilmiyormuş gibi davranıyor ama aslında her şeyi hatırlıyor ve hafızasında yeri var. Romani Godi aslında Kudüs’te bulunan Domların neler yaşadığını, İspanya’daki Romanların neler yaşadığını hatta bugün Ukrayna’da savaş var ve oradaki Romanların neler yaşadığını da dert edinen bir yapısı var. İznik olayları ile ilgili son duruşmaya katılma şansım oldu. O duruşmada benim içimde çok yara olan bir söz vardı. Duruşma bitti ve dava reddedildikten sonra mahkeme hâkimi dönüp ‘siz haklısınız ama İznik küçük bir yer ve çok büyütmeyelim’ dedi. Karşı tarafın avukatı gelip ‘biz Romanlarla birlikte uzun süredir yaşıyoruz ve saldırmak istesek çoktan saldırırdık’ diyebilecek kadar nefret söylemi ile doluydu. İznik’te insanların çoğu bu davayı izlemeye bile gelemediler. Burada mağdurluğun da mağdurluğu söz konusuydu çünkü. Hakkını talep edememe noktasına gelindi. Gelenlerin tedirginliği falan çok üzücüydü. İşte tam olarak Romani Godi bu detayları görünür kılmayı ve unutulmasını istemiyor. Çünkü Selendi mahkemesi başlı başına bir tarihtir ve Selendi’nin Yargıtay’a taşınması, İznik’te dava açılabilmesi büyük mücadelelerdir.”

Eren C. Çekiç: “Türkiye’de Roman sivil toplumu oluşmaya başlayalı yaklaşık 20 yıllık bir süre var. Tabii ki eksik de söylüyor olabiliriz. Ama bu hareket mağduriyetinde mağduru olmayı, öteki olma halini ve başka neleri değiştirdi?”

Serkan Baysak: “Roman sivil toplumu yakın coğrafyamız Balkanlara baktığımız zaman biraz daha geç kalmış bir hareket fakat bu hareketi başlatanlar gerçekten sıfırdan hatta sıfır demek bile yanlış, çok büyük handikaplar içerisinde başlattılar. İlk olarak yanlış hatırlamıyorsam 1996 yılında İzmir’de Yakup amcalar bir dernek kuruyorlar ve bildiğim kadarıyla bir saat sonra falan kapatılması için telkinler başlıyor. O dönemlerde gerçekten bir dernek olabilmek ve kabul görmek bile zordu. Ciddi olarak korkular vardı. Bunu başlatabilmek çok büyüt cesaretti bence. Bu ilk kuruluş hamlesi Roman sivil toplumu için bir devrimdi. 2000’li yılların başından itibaren bu korkular biraz kırılmış ve farklı bölgelerde dernekler kurulmaya başladı. Örneğin Edirne’de Erdin Çekiç bir duayendir. Kendisi o dönemde kurdukları oluşum ile çalışmalara başlıyorlar. Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Avrupa Roman Hakları Merkezi gibi kurumlarla birlikte sahalara gidip Romanlarla ilgili araştırmalar yapıyorlardı. O dönemde yapılan çalışmaların bazıları günümüzde bile yapılmıyor. Gerçekten zor noktalarda ve imkansızlıklar içerisinde başladı. Açılım sürecine kadar çok büyük zorluklar vardı. Mersin’den, İzmir’den ve birçok bölgeden dernekler destek bulabilmek için otostopla Ankara’ya gitmişlikleri var. Kuğulu Park’ta veya birçok farklı bölgede dışarda konaklamak zorunda kaldıkları günlerden bahsediyorum. Bu fedakarlıklar sadece Romanların sesini duyurabilmek içindi. O dönemde yapılan fedakarlıkları ben çok değerli buluyorum. O zamanlarda başlayan hareket bugün bizlerin dil, kültür, tarih konuşabileceğimiz seviyeye geldi. Her şeyi iyi mi yaptılar dersen elbette eksiklikler vardı ve bugün o eksiklikleri bizim tamamlamamızı bekliyorlar. Avrupa ve Balkanlar seviyesinde değiliz ama iyi bir gelişim gösterdik.”