Tekirdağı’nın En Baba Kahvecisi

0
345

Yasemin: Bu mahallede genelde herkes birbirini tanıyor, çok iyi komşuluk var.

Erdi Bayrak: E tabi yaa! Sizin sitede yaklaşık 70 daire var ama şimdi hepsi birbirinden koptu. Baban onları bir araya topluyordu, hepsine babalık yapıyordu. Baban öldükten sonra, Allah rahmet eylesin, site komple dağıldı. Şimdi eskisi gibi kimse kimseyi tanımıyor. Ben her zaman diyorum, sen ol, ablaların olsun, erkek kardeşin olsun, ben hayatta olduğum müddetçe kimsenin bir yanlışı olamaz size. Komşuluk böyle bir şey!

Yasemin: Ne zamandır kahveyi işletiyorsun Erdi abi?

Erdi Bayrak: 97’de açtım kahveyi. 97’ye kadar emlakçılık yaptım burada.

Yasemin: Kahveyi nasıl açtın?

Erdi Bayrak: Başka bir iş yapamadım işte, alışmışım kamyonculuğa. Hadi dedik burası boş, buraya da kahve yapalım. Öyle başladık. O zaman işçiler çoktu burada, güzel para kazanıyorduk. O da bitti.

Yasemin: Niye bitti?

Erdi Bayrak: Yok ya, çekilmiyor. Veresiye gidiyor. Kahvede veresiye olur mu?

Yasemin: Onu soracağım ben de.

Erdi Bayrak: Oluyor işte. Böyle kalın bir defter var bir görsen. Belki 20 milyar vardır.

Yasemin: Oooov!

Erdi Bayrak: Peşin paralılar başka yere gidiyor, veresiyeler bana geliyor.

Yasemin: Niye öyle? Buraya hep mahalleden konu komşu mu geliyor, kimler geliyor?

Erdi Bayrak: Mahalle gelmiyor buraya. Bir gün sizin siteye İstanbul’dan bayan misafirler gelmiş. Demişler biz aşağıdaki kahveye gideceğiz, okey oynayacağız. Dedim buyrun gelin, oynayın? Ne fark eder? Bir erkekle bayanın farkı yok. O gün de sizin sitenin eski yöneticisi görmüş, gitmiş demiş ki siteye “kahveye hep bayanlar geliyor”, sonra sizin sitenin müdavimlerini topladı götürdü yukarıdaki kahveye. Ondan beri gelmiyorlar. Şimdi taşındı o yönetici.

Yasemin: Yani erkekler, buraya kadınlar geliyor diye gelmiyorlar öyle mi?

Erdi Bayrak: Evet o sebeple gelmiyorlar. Yani bayanlar da misafir gelmişler İstanbul’dan. Gayet normal bir şey bu? Misafir de olmasalar,  üç dört tane bayan kahvede otursa ne olacak yani? Biz burada bayan erkek ayrımı yapmıyoruz.

Yasemin: Kazancı düştü mü peki kahvenin bu sebeple?

Erdi Bayrak: İyi, yine çıkıyor yani bir şeyler. Kiramız yok ya, bir de doğal gaz yaptırdım buraya. Tüp parası da vermiyoruz, o yüzden de biraz daha karlı oldu. 500-600 lira elektrik faturası geliyordu, elektrikli ocak yakıyorduk. Şimdi doğalgazla 200-250 lira fatura geliyor. Yazın doğalgaz faturası 10-20 lira geliyor. Maliyeti düşürünce biraz kazanmaya başladık.

Yasemin: Bir de veresiyeleri alsan…

Erdi Bayrak: Onlar daha artık olmaz da… Ben şimdi burada emlakçılık yapıyorum. Mesela başka emlakçılar gibi değil; adam geliyor bir ev kiralıyor, bir ev kiralamak bugün 500 lira. Emlakçı da bir kira alıyor. Adam bana geliyor, boynunu büküyor. Diyorum “kardeşim ne kadar vermek istiyorsun?” “200 lira” diyor. “Tamam ver, bereket versin” diyorum. O gidiyor başka birini getiriyor. Ama öbür emlakçılar 500 liradan aşağı olmaz diyor. Parasız kalan bize geliyor, işsiz kalan geliyor, bir işi olan geliyor. Her şeyi yapıyoruz elimizden geldiğince.

Yasemin: Kahvede kaç kişi çalışıyor?

Erdi Bayrak: İki kişi. İkisi de ocakta. Sabah biri geliyor, öğlene kadar, sonra diğeri geliyor. Ben hesap kitap sormuyorum. Kasayı açıyorum, ne gelmiş, Allah ne vermiş; 10 lira! Önce işçilerin parasını veriyorum günlük, geriye kalanı da ben alıyorum. Çalmışlar etmişler benim hiç umurumda değil, benden bir şey gitmiyor. Bazı kahveciler şeker bile sayıyor. Ben hayatta yapmam o işi.

Yasemin: Senin gönlün zengin! Burada çalışanların kazancı nasıl?

Erdi Bayrak: Emekliler çalışıyor burada. 45-50 lira yevmiye alıyorlar. Ayda 1.5 milyar yapar. Öyle geçinip gidiyorlar. Dediğim gibi öğlene kadar biri duruyor, öğleden sonra diğeri duruyor.