Tekirdağı’nın En Baba Kahvecisi

0
345

Yasemin: Kahvecilik karlı bir iş mi, kahve açmak istiyorum diyen hiç düşünmeden bu işe girmeli mi?

Erdi Bayrak: Yok yok yok! Hiç yapılacak iş değil. Şşştt garson, bir çay ver be! Birer çay daha içelim röportaj yaparken. Şimdi kahvecilikte müşteriye bir kere çayı vermeye gidersin, sonra boşu almaya gidersin, sonra bir de parayı almaya gidersin, yani bir adama 3-4 sefer gidersin. Vereceği 75 kuruş para. Bir de hava yapar sana. Yav sana bir hizmet yapılıyor, evde hanımın yapmaz bu hizmeti. Kahveci sana çayını getiriyor, kül tablanı döküyor, boşu alıyor. Ama ne yapalım, şimdi kahve olmasa ben burada duramam, canım sıkılır, giderim sağa sola gezmeye. Şimdi 24 saat buradayım. Ben olmasam sarhoşlar giriyor içeriye. Burada bir odun var gördün mü? O odunu sarhoşlar gördü mü kaçıyorlar. Yandaki birahanenin önünde kavga çıkıyor, bu tarafa geçmiyorlar.

O sırada çaycı geliyor. Erdi abi; “Kel hoş geldin. Kızımız dedi ki Kel Amcanın çayı çok güzelmiş, birer tane daha verirse içeriz. Sen şimdi meşhur olacaksın, Yeşilçam’a girdin sen, Erol Taş’ın yerine alacaklar seni” diye çaycıya takılıyor ve yine kahve eşrafıyla beraber kahkahalara boğuluyoruz.

Yasemin: Kahve daha çok hangi gün ve saatlerde yoğun oluyor?

Erdi Bayrak:  Cuma, Cumartesi, Pazar en yoğun olduğu günler.

Yasemin: Daha çok gençler mi geliyor, yaşlılar mı?

Erdi Bayrak: Daha çok emekliler geliyor, gençler de geliyor.

Yasemin: Erdi abi, kadınların çok merak ettiği bir şey var; bu adamlar kahveye gidiyorlar da, bu kadar saat ne yapıyorlar? Bütün gün nasıl oturup duruyorlar? Sahi ne yapıyorlar bütün gün kahvede?

Erdi Bayrak: Akşama kadar oyun oynuyorlar, dedikodu yapıyorlar.

Yasemin: Yapma yaa, dedikodusu bol yani kahvenin.

Erdi Bayrak: Tabi, kadınlardan fazla erkekler dedikodu yapıyor. Hiç gazete okumaya gerek yok, otur kahveye, dinle. Bir gün yine buradayım, -eskiden afedersin çok köpek vardı biliyor musun- kahveden sordular bu köpekler nereden geldi buraya diye. Dedim “Keşan Belediyesi, Tekirdağ Belediyesi’ne 20 milyar para vermiş, iki kamyon köpek dökmüş buraya”. Bir hafta sonra yukarıki kahveye gittim, kahvede aynı mevzu konuşuluyor. Benim uydurduğum mevzu. Burada bir şey söyle yani, öyle dağılır.

(Kahkahalar)