Tekirdağı’nın En Baba Kahvecisi

0
345

Yasemin: Kahvede hangi oyunları oynuyorlar?

Erdi Bayrak: 51 oynuyorlar, okey oynuyorlar, tavla oynuyorlar. Ben tavla çok oynarım. Beni bir tek rahmetli baban yenebiliyordu. İstediği zarı atardı, istediği zarı kondururdu yani.

Yasemin: Oyunları paralı mı oynuyorlar?

Erdi Bayrak: Yok, paralı oyun yok burada, oynatmıyorum.

Yasemin: Paralı oyun oynatan kahve var mı buralarda?

Erdi Bayrak: Var tabi, yukarıda bir kahve var, orada paralı oynatıyorlar. Ben istemiyorum öyle parayı. Millet beddua ediyor. O paranın da bereketi olmuyor. Paralı kumar oluyor o zaman.

Yasemin: Yasak değil mi paralı oyun oynatmak, onlar nasıl oynatabiliyorlar?

Erdi Bayrak: Yasak. Sahibi emekli polis o kahvenin. Ona ses çıkarmıyorlar demek ki.

Başka şeylere de bakmak lazım, mesela yanda müzikhol var, ben bazen gidiyorum, gidiyorum da muhabbete gidiyorum. Sahibiyle şakaya gidiyorum. Bir bakıyorum adam geliyor oturuyor, vallahi yeminle söylüyorum çoluk çocuğu aç, çocuğunun ayağında ayakkabı yok, adam o akşam orada 1,5-2 milyar para veriyor. Kendi kendime bakıyorum adama, düşünüyorum, evde hanımın var, çoluk çocuğun var. Adam yanına çağırıyor bayanı, içtiği meyve suyu ha 20 lira, bir bira içerse 80 lira, normal bira erkeklere 10 lira bayana 80 lira bak iyi dinle. Adam sonra diyor ki “ooo akşam gazinodaydım, bayanla oturduk”  Yahu ne oturdun? 1,5-2 milyar para verdin, neyine oturdun sen? 1,5 milyar para, bir evin bir aylık geçimi. Adam bunu düşünmüyor ki. Parası biterse, mülkünü satıyor yine gidiyor meyhaneye. Adama diyorum ki, kardeşim bak sen çok içsen, çok içsen bir ufak rakı içersin. Evet diyor. 1 kg da tavuk yiyemezsin, yarım kilo yersin, iki kilo tavuk alsan ne yapar? 20 lira! Bir ufak rakı da 50 lira, en fazla 70 lira. Bununla çoluk çocuğun da doyar, kendin de yersin içkini de içersin. Buraya gidiyorsun, bir ufak rakıya 150 lira yazıyorlar, bunun yanında meyvesi, osu busu 500 lira. Sen napıyorsun? Adam adam değil ki? Cahil milletle uğraşmak çok zor. Ondan sonra adamın çocukları aç. O çocuklar ne yapıyor; ya hırsızlık yapıyor ya esrar eroin işine giriyor. Sen çocuğa bakmazsan, çocuğuna sahip çıkmazsan ne olacak, bu çocuk kötü yola gidecek. Bu Tekirdağ’ında çok içki var, bizim memlekette o kadar yok.

Yasemin: Eee burası Trakya, içki sevilir.

Erdi Bayrak: Ama buranın bir iyiliği varsa, adamla kavga et, sabahleyin aynı masada oturur çay içersin. Bizim orada aylarca devam eder o. Trakya’nın insanı iyi insanlar.

Yasemin: Başka bir kahve daha açmayı düşünüyor musun?

Erdi Bayrak: Yoook! Hayatta açmam.

Yasemin: Neden?

Erdi Bayrak: Bu yaştan sonra uğraşılmaz kahvecilikle. Kahvecilik her adamın işi değil. Kahvecilik stres yaptırır adama, sıkıntı yaptırır. Sarhoş gelir, adam içer bir çay sonra bağırır çağırır kahvede, kavga çıkar.

Yasemin: Kavga çıkınca ne yapıyorsun?

Erdi Bayrak: Tutuyorum atıyorum dışarıya. Vurabilirsem vuruyorum, bakıyorum gücüm yetmiyor, ses çıkartmıyorum dışarıya atıyorum bir de sopa mı yiyeyim.

Bak sana bir hikayemi anlatayım, İstanbul Şirinevler’i biliyorsun değil mi? O zamanlar kamyonculuk yapıyoruz. Dayımla tuğla götürdük İstanbul’a. Ataköy kavşağından girdim, Şirinevler’e dönüyorum, caminin yanında minibüs durakları vardı o zaman, oradan da ters yol olarak Yayla’ya doğru bir yol gidiyor. O sırada ters yolda bir taksi çıktı karşıma. Ben taksiye bir vurdum, taksinin sırtı aynı wolksvagen arabalar gibi oldu. Arabadan bir indiler, adamların hepsi sanki seçmece, hepsi 120 kilo var. Küfür müfür bize saydırıyorlar. Dayı dedim, kapının kolunu çek, kapıyı kitle. Ben de kapımı kitledim, camı kaldırırken cam düştü. Camla uğraşırken adam kolumdan tuttu, çekti beni. Ben direksiyondaydın, bir vurdu koluma, dedim herhalde kolum çıktı. Biri geliyor tutuyor, öbürü vuruyor, ben de onlara vuruyorum. Dayım da sağ tarafta duramıyor. Yav inme aşağı dedim, sen aşağı in. Dayıyı aldılar ellerine futbol topu gibi! Aman dayıyı hiç ayakta göremiyorum, hep yerde dayı. Ben camı kaldırdım, tornavidayı soktum camı tutturdum, sigarayı yaktım kavgaya bakıyorum. Dayıyı dövdüler, dövdüler, dayı en sonunda bayıldı mı ne yaptıysa o ara polis geldi. Polisin yanında bir şey yapamazlar diye düşünüp indim arabadan. Adamlardan biri polis molis dinlemedi bir tekme vurdu belime, dedim belim kırıldı. Neyse olay dağıldı, polis dedi “şikayetçi misin?”, “yok” dedim. “Niye” dedi. “Bizde manevi hasar var, bunlarda maddi hasar var, anlaşırız bunlarla” dedim. Bizi arabaya zorla bindirdiler. Dayı sağ tarafta ben sol taraftayım, sol tarafım tutmuyor, sağ elimle arabayı kullanıyorum. Sonra dayıya baktım, gülesim geldi. “Gülme lan” diyor bana. “Dayı valla yüreğimi koparttın, adamları nasıl dövdün yaa, ne ağır elin varmış senin” dedim. Dayı fitil oldu. Sonra döndük yerimize, işçilere dedim ki “bizim çadırı toplar mısınız, bize tren çarptı!” İşçiler arabaya bakıyorlar. “Arabaya değil, bize ikimize çarptı” diyorum. Neyse yükü boşalttık, dayımı Yenibosna’ya evine bırakacağız. Eve çıktık, rahmetli yengem yemek verdi bize. Benim solum tutmuyor ama elim ağzım sağlam, yemeğimi yiyorum. Dayım çeneden yemek yiyemiyor. Yenge diyor ki niye yemek yemiyorsun. Bugünlerde iştahı yok bunun diye alttan alttan dalga geçiyorum. Bugün çok yoruldu araba boşalttı diyerek gülüyorum, gülme diyor bana. Sonra yengemden gizli gizli dedi ki, bunu kimseye söylemeyelim, kimse bilmesin. Tamam dedim. Dayıyı bıraktım, benim eve geldim. Anlattım, böyle böyle bizi dövdüler diye. Dayım bir hafta sonra bize geldi, millet geçmiş olsun diyor. Dayı baktı olmuyor, ben onları buldum, yakaladım diye anlatmaya başladı. Sus dedim, yerin kulağı var, adamlar duyar aynı sopayı yine yeriz. Öyle bayağı bir zaman ailecek güldük dayıya. Kahvecilikten önce işte böyle bir sürü macera.

Yasemin: Arıyor musun o günleri?

Erdi Bayrak: Yok, aramıyorum. Böyle daha iyi. O zaman, o zamanlarda kaldı. Kahveyle ilgileniyorum şimdi.

Yasemin: Peki kahve açmak için izinler nereden alınıyor?

Erdi Bayrak: Belediye veriyor şu an.

Yasemin: Hiç kapatıldı mı kahven?

Erdi Bayrak: Yook. Geç saatte kapatırsan kahveni, yani kapanma saatini geçirirsen bir de kumar olursa, ikincisi küçük yaşta çocuklar olursa kapanır kahven. Benim hiç kapanmadı.

Yasemin: Hangi saatler arasında açık kalmasına izin veriyorlar kahvenin?

Erdi Bayrak: Bizim kahve sabah saat 04’te açılıyor. İşçiler geliyor ya onun için. Yazın 3’e kadar kışın 1’e kadar açık kahve. Burası sahil olduğu için yazın daha uzun açık kalabiliyor. Bu kadar izin veriyorlar.

Yasemin: Artık kahvelerde sigara içmek yasaklandı ya, nasıl etkilendiniz, müşterilerde azalma oldu mu? Ne gibi değişiklikler yapmak zorunda kaldınız?

Erdi Bayrak: Kahvenin önüne teras yaptık. Yani balkon gibi, sigara içmek için daha geniş bir yer oldu. İçeride yine kaçak içiyorlar ama ben yokken içiyorlar. Ben varken izin vermiyorum içeride içmelerine. Yasak gelince biraz farketti ama o kadar azalmadı müşteri. Artık içeride sigara içilmediği için oyunu bırakıyorlar, dışarı çıkıyorlar sigara içiyorlar geri geliyorlar.

Bir gün Bağ-kur’a gittik. O zamanlar kapalı yerlerde sigara içmek bu kadar yasak değil. Sıra bekliyoruz, oradaki memurlar sigara içiyor. Arkadaş dedi ki aşağı inelim de sigara içelim. Dedim burada içelim. Dedi burada yasak. Dedim bunlar içiyor. Biz hayvan mıyız, biz de insanız. Yaktım sigarayı. Oradaki şef, beyefendi sigarayı söndürür müsün dedi bana. Sen niye içiyorsun dedim. Ben dedi memurum. Ben de vatandaşım dedim. Sen benim memurumsun dedim. Niye dedi. E ben buraya para ödüyorum, sen maaş alıyorsun dedim. Sen içersen ben de içerim. Herkes sigarayı yaksın dedim. Bir anda duman oldu içerisi. Ceza yazanı çağır, önce sana yazsın sonra bize yazsın dedim. Oradan çıktık minibüse bindik, Altınova minibüsüne. Arkadaş dedi ki, hadi minibüste de yak. Şoför yaksın, bak nasıl yakıyorum dedim. Ben de ön koltukta oturuyorum. Şoför çıkarttı sigarayı yaktı. Genç de bir şey, hava yapacak ya. Ben de yaktım. Abi dedi sigara yasak. Sen niye içiyorsun dedim. Ben şoförüm dedi. Ben de şoförüm oğlum dedim. Ben araba kullanıyorum dedi. Çek sağa ben kullanayım dedim. O da tutmadı. Böyle zamanlarda içerim yani sigarayı, yasaksa herkese yasak olacak, öyle bir kişiye yasak yok.

Yasemin: Bu kahvede de herkese yasak yani sigara. Çifte standart yok.

Erdi Bayrak: Yasak tabi. İçeride ben de içmiyorum sigara. Ben Avrupa’ya çok gittim. İtalya’ya gittim, Fransa’ya gittim, Hollanda’ya gittim, her yerde sigara yasak. Avrupa’da kahvelerde içki serbest, sigara yasak. Havaalanlarında özel sigara içme yeri yapmışlar. Buradakiler zannediyorlar ki sadece Türkiye’de yasak, bilmiyorlar ki her tarafta yasak. Avrupa’da şu sigara izmaritini yola at 500 euro cezası var. Ben iki sene önce, 3 ay kaldım Almanya’da. Sonra buraya geldim, cebime atıyordum sigara izmaritlerini. Alışmıştım orada. Ama burada adam kültablasını yere boşaltıyor.

Bir gün de Hanımla gidiyoruz Almanya’ya, uçakta içki ikram ettiler. Hanıma soda aldım bana da visky. Hanım diyor ki uçakta içki içme haa uçak düşer. Sen korkma dedim, düşerse ben tutarım. (Kahkahalar)