Yasemin: Erdi abi senin bu kahveye mahalleden herkes geliyor. Annemle babam gezmeden dönerken gelirdi, biz geliyoruz oturuyoruz bir çayını içiyoruz, mesela bir de kadınlar kahvesi olsa kadınlar gelirler mi?
Erdi Bayrak: Gelirler tabi. Ama sana şöyle söyleyeyim, her kahveye gitmezler, bana güvendikleri için gelirler. Hatta bu kahveden daha iyi işler, daha temiz olur, daha iyi olur. (Kısa bir sessizlik oluyor…) Kahvecilik böyle işte. Bir kere başladık bırakamıyoruz. Kendi yerim olmasa bir gün çalışmam, kira vermiyorum o yüzden çalışıyorum.
Yasemin: İyi tarafları yok mu kahveciliğin?
Erdi Bayrak: İyi tarafları da var tabi, bir gelir sağlıyor. Kiraya versen bu kadar para getirmez. Çok alsan bin lira alırsın kiracıdan. Böyle yine ayda iki üç milyar para kazanıyoruz. O da yetiyor yani. Bir de emekli maaşım var. Çocuklar da çalışıyorlar. Burada gelenle gidenle muhabbet ediyoruz, yeni insanlarla tanışıyoruz. Çalışanlara ekmek parası kazandırıyoruz. Ne olursa olsun esnaf sayılıyoruz, konuya komşuya ihtiyacı olana koşuyoruz. Eskiden daha çok olay oluyordu burada, daha çok koşturuyorduk. Bir keresinde benim emlakçıda bir kızcağız çalışıyordu, 5-6 yaşlarında bir kızı vardı ama o kadar yakışıklı bir kız ki bir görsen. Çocuğu hastalandı, doktora götürdü, dediler geniz eti. Geniz eti ama yürürken düşüyor çocuk. Sonra başka bir doktora götürdüler, çocukta beyin tümörü çıktı. Dört sefer ameliyat oldu. Kızın durumu da yok, parası yok yani. Biraz ben kendim ekledim biraz da esnaftan topladık İstanbul’da ameliyat oldu çocuk. Gözleri kör oldu. Mr çekilecekti, İstanbul’da 4,5 milyar para istemişler. Beni aradı, dedim kızım İstanbul’da ben bir şey yapamam ama buraya getir, buradaki özel hastaneye bir soralım. Sordum Mr var dediler. Çocuğu götürdük hastaneye, tesadüf o gün Mr boş, hastane sahibiyle görüştük, 1,5 milyara düşürdük Mr’ı. Kız dedi ki abi valla 50 lira param var. Kızım sen sok çocuğu Mr’a, ben geliyorum dedim. Geldim kahveye, iki saat içinde parayı tamamladım götürdüm hastaneye. Sonra İstanbul Acıbadem’de bir göz doktoru varmış, ona götürdüler. O doktor 6 ay süre verdi, 6 ay içinde açılmazsa gözleri ameliyat yapacağım dedi. Onu da kurtardık mesela. Önce Allah sonra biz. Şimdi o çocuk beni gördüğü zaman kızım evladım gibi yakalarıma sarılıyor. Bir görsen burada insanları, nelerle karşılaşıyorsun, nelerle… Burada kahvecisin, herkes seni tanıyor, seni biliyor.
Yasemin: Erdi abi çok teşekkür ederim. Ben şimdi bu konuştuklarımı yazarım, yayınlandığı zaman da sana haber veririm, kahvede okursunuz.
Erdi Bayrak: Yaz yaz, biraz da ilave yap, sen daha iyi yazarsın. Birer çay daha içelim de öyle git.
