Çalışma Hayatının Vebası: Mobbing

0
476

HF: Büyük bir organizasyon. Sizin için heyecan verici olmalı. Tepkiler nasıldı?

Sendikalar ve kamu kuruluşları başta olmak üzere,  karar alıcıların çok ilgi gösterdiği bir çalıştay oldu, çok ses getirdi. Alanında çok değerli isimler, akademisyenler, hiçbir karşılık beklemeden, projeye büyük destek verdi. Çünkü bu durumu her birimiz yaşamıştık ve bir başkasının yaşamasını istemiyorduk. 

HF: Peki, dernekleşme süreci nasıl gelişti?

Kamu çalışmalarını yürütürken, sivil toplum örgütlerinin dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde etkin roller aldığını göz önüne aldık ve dernekleşmek üzere yola çıktık. Uzun çalışmaların ardından, bürokrasiden ve akademik kesimden kıymetli insanlarla birlikte 12.05.2015 tarihinde derneğimizi resmen kurduk. İsmi, yapacağımız çalışmaların ana fikri veya özetini temsil etsin istedik. “Mobbing” dünyadaki genel kabul gören kavramın adı. “Eğitim” olmazsa olmazımız. Çünkü eğitim verilmeden bir insanın cezalandırılmasını doğru bulmuyoruz. Bilakis eğitim yoluyla çoğu kez cezaya gerek olmadan çözülebileceğine inanıyoruz. “Yardım” kavramı, mobbinge maruz kalanların yalnız olmamalarını, onları desteklemeye ve birlikte mücadele etmeye hazır olmamızı simgeliyor. “Araştırma” kavramı da çok önemli. Bunu da biz neredeyiz, dünyada aynı alanda çalışan kamu otoriteleri, akademik camia ve sivil toplum kuruluşları neler yapıyor, biz onlardan nasıl yararlanırız veya onlara nasıl destek veririz sorularıyla inşa ettiğimiz bir tür Ar-Ge diye düşünebiliriz. Böylece Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği’ni kurduk. Kısa adımız olarak da MEYAD dedik ve yola devam ediyoruz. 

Ülkemizde bir STK kurmak kolay değil. Zira ekonomik destek olmadan iş yapmak, proje üretip uygulamak genellikle mümkün olmuyor. Hele bizim gibi özellikle siyasi olmayan, bilakis “bilimsel ve teknik” derneklerin yaşaması kolay değil. Bizim zenginliğimiz, beraberimizde yürüyen kaliteli insanlardır. 

MEYAD’da hiç kimseyi ötekileştirmiyoruz, siyasetle bir işimiz yok.  Odağımızda insan var, bu nokta bizim için önemli. “Her kesime ve herkese” sloganıyla hareket ediyoruz. Hangi siyasi görüşte olduğunu asla sormayız, çünkü bizi ilgilendirmiyor. Ama şunu çok önemsiyoruz, siyasi düşüncelerini derneğe taşımasına izin vermiyoruz. Bunun en önemli nedeni bizim siyasetçi değil, “mobbing” alanında uzmanlaşarak çalışmalar yapan bir STK olmamız. Herkes kendi işini yapmalı diye düşünüyoruz. Bize gelen hemen herkes bu kriterlere çabuk uyum sağlıyor ve duruşumuzu benimsiyor. 

HF: Çalışmalarınızın neleri değiştirdiğine şahit oldunuz?

Yola çıkarken üç hedefimiz vardı; mobbing kavramını herkesin bilmesini sağlamak, mobbingin içeriğini “doğru” öğretmek, mobbing yasasının çıkarılması için lobicilik faaliyetleri yapmak. Birincisini başardık, artık herkes mobbingin ne olduğunu biliyor. İkinci bölüme gelirsek, neyin mobbing sayılıp neyin sayılmayacağı henüz yeterince açıklığa kavuşmuş değil. Kavramın ve içeriğinin “magazinleşmesi” rahatsız edici. Ne demek istiyorum? “Mobbingi kötüye kullanım” dediğimiz durumlar oluşabiliyor. Örneğin, amir konumundaki çalışanın, insan onurunu zedelemeden,  yasal emir ve talimatlar çerçevesinde hesap sorması mobbing değildir. Ancak içerik doğru anlaşılmayınca, çalışan canını her sıkan konuyu “mobbing” olarak değerlendirebiliyor. Bunu doğru bulmuyoruz. Verilen görevi yapmayıp mobbingin arkasına sığınmak, istismardır. Üçüncüsü, bağımsız bir mobbing yasasının çıkması için alınması gereken yol hala uzun. Lobicilik faaliyetlerine daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor ancak bize destek veren insanların da çoğalmasına ihtiyacımız var. Biz görev olarak benimseyip 2010 yılından beri çalışıyoruz ama destek olmadan başaramayacağımızı da biliyoruz. Her destek çok kıymetli. Zira faaliyetlerimiz, mücadele yöntemimiz asla kimseye zarar verecek yöntemler barındırmaz. İsyan ederek değil, eğitim yoluyla farkındalık oluşturarak, bilinçlendirerek ve lobicilik amacıyla ziyaretler gerçekleştirerek, sorunun çözüme kavuşacağına inanıyorum. 

Bu şekilde çok sayıda üniversite ile işbirliği yaparak eğitim, panel, sempozyum, çalıştay ve uluslararası kongreler düzenledik. Ciddi bir yol katettiğimizi görmenin memnuniyetini yaşarken, önümüzde hala uzun bir “yapılacaklar listesi” olduğunun farkındayım.

1
2
3
4
5
6
Önceki İçerikFranco’nun Ardından: Kelebeklerin Dili
Sonraki İçerikDenize Karşı İnanılmaz Bir Saygısızlık Var!
Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ve ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü bitirdi. Kurumsal hayata Tepe Holding bünyesinde, iç mimar ve ürün tasarımcısı olarak atıldı. Ürün ve mekân tasarımları yaparken bir yandan da modayla ilgilendi ve yarışmalara katıldı. Aldığı derecelerle yönünü modaya çevirdi. Ankara, İstanbul ve Fransa’nın Nice şehrindeki çeşitli firmalar için koleksiyonlar hazırladı ve uluslararası fuarlarda sergiledi. Bir yandan da yerel gazeteler için moda yazıları hazırladı ve röportajlar yaptı. Hande Fabbro 2021 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “Gazetecilik” okumaya başladı. 2017 yılından beri kurumsal iletişim ve perakende yöneticiliği alanında çalışırken, tasarımda etik ve sürdürülebilirlik, mutlu ve pozitif yönetim modelleri başlıklarına özel olarak eğiliyor. Siyasal felsefe alanında üç eser çevirisi bulunan Hande Fabbro, İngilizce, Fransızca ve orta derecede İtalyanca biliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz