Sinan Dirlik: … Iıımmm… Iıı! Tıkandım iyi mi? Valla bir sürü sorum vardı ama tıkanıverdim birden! Şu “cooll” duruşundan kaynaklanıyor muhtemelen. Böyle her an karşındakine ağız burun girişebilecek, en azından Allah yarattı demeden insanı bozabilecek hissi veren bir duruşun var. İnsan tırsıyor. Neden böyle duruyorsun sen?
Doğan Duru: Aslında bu hayatım boyunca beni takip eden bir lanet oldu sanırım. Çocukken de ‘’ne bakıyorsun lan!’’ diyenler çok olurdu, bir kısmı kendine tehdit olarak görüyor ve saldırıyor bir kısmı korkuyordu ama yakından tanıyanlar bilir ki fiziksel içerikli veya kaba kuvvet ile alakalı bir hatıram yok. 7-8 yıl profesyonel olarak Judo yaptık ama savunma amaçlı bir spor olduğundan sanırım bunu da seçtik. Ailede annemin babamın kötü söz söylediği veya bize vurduğu ittiği çekiştirdiği herhangi bir zaman olmadı. Annemi kızdırıp terlik atmaya zorlardık çok küçükken o da işin oyunu kısmı tabii. Şiddete çok uzak bir aileydik ama sokakta insanlar, okul çıkışlarında birbirlerini kesiyorlardı ve çok olay gördük yaşadık. Sesimi pek yükselten biri değilim, sinirli ve sert görünüyor olmam bence ruh halimin değil, fiziksel halimin getirdiği bir algı. Tabii biraz mesafeli de olduğumdan ve insanlarla gereksiz samimiyet kurmayı kabalık olarak bulduğumdan kimi buna sinir diyor, kimi kendini beğenmişlik, kimisi de ego. Yıllardır tanıdığım, bildiğim çok insan vardır; arkadaş olabilecek ortak noktalarımız olan, ortak alanlarda zaman geçirdiğimiz. Çoğu ile oturup belki en fazla kahve içmişimdir. İnsanların yapay sempatilerinden biraz sıkıldım ve bu sempati noktası da öylesine orta yolcu ve başarılı bir politik tavır ki şüphesiz mesafeli olmak isteyen birinin ve lüzumsuz samimiyet kurmak istemeyen benim gibi çoğunun ötekileştirilebilmesi kolay olabiliyor. Uyumlu olanı seviyor insanlar, her ne kadar çoğu uyumlu şeyin aksine yaşadıklarını iddia etseler de.

Ve maalesef, sempatik olanların daha ötesine geçen, soytarı olanlar bile sizden daha uyumlu ve sevilir hale geliyor. “Bu bir lanet” dedim çünkü, bu tercihinizi bazıları kullanıp, sosyal hayatınızda, işlerinizde olmadık iki abartılı yanlış hikayeyle sizin hakkınızda inandırıcı hale getirdikleri dedikodular üretebiliyor. Bunlar oldu diye söylüyorum ve inanmaya hazır insanlar da zaten şeklinize, davranışınıza bakıp ‘’evet evet, bu bunu yapar diyor’’. Sözümü sakınmam, doğru bildiğimi ifade ederim. Bu kimi kırar, kimi üzer, bana nasıl zarar verir diye düşünmem. Modern insanın bu bağlamda hayvanlardan öğreneceği çok şey var. Maalesef yaptığınız işlerin, ortaya koyduğunuz ifadelerin ve ürettiklerinizin önüne geçecek bir güzelliğe de sahip olabilecekken belki de ifademin kurbanı olduğum bir algı yanılsaması bu. Şiddetten uzağım ama kimsenin huyuna da gitmem ve gerekirse kendimi koruyacak ve savunacak fiziksel ve zihinsel becerilerim de var : )
Sinan Dirlik: Grup olarak birbirinize bağlı, birbirinizle iyi arkadaş gibi görünüyorsunuz ama bakıyorum “iş dışında” her biriniz fazlasıyla bağımsız, hatta yalnız görüntü veriyorsunuz. Özellikle instagramda izlerken senin biraz karanlık, hüzünlü, yalnız bir adam olduğun hissine kapılıyorum. Ama gecenin bir saati avazın çıktığı kadar aryalar söylediğini de “izleyebiliyorum”. Bana/ bize “buradayım” mesajını da vermeyi ihmal etmiyorsun? Bu da benim/bizim kafamızı karıştırıyor olabilir mi sence? Yani bu adam aslında çığlık çığlığa “buradayım” diyor ama acaba yazsam, arasam, ne bileyim iletişime geçsem tersler mi, iter mi? Niye kafamı karıştırıyorsun Doğan?
Doğan Duru: Evet bağlıyız ama orada da olması gerektiğinden veya alışılagelenden saygılı bir mesafemiz var. Pandemi dönemi yüzünden daha az vakit geçiriyoruz. Aslında Redd kalabalık bir ekip. 10 bazen, 11 kişi oluyoruz turnelerde ve herkesin başka bir görevi var. Aramızda saygısı yüksek ve sevgisi de fazla bir arkadaşlık var. Tüm ekibin konaklama vs. koşulları aynıdır ve görevler dışında kimse kimseden daha değerli havasına girmez. Gireni de zaten barındırmayız.
Sözümü sakınmam, doğru bildiğimi ifade ederim.
Bu kimi kırar, kimi üzer, bana nasıl zarar verir diye düşünmem. Modern insanın bu bağlamda hayvanlardan öğreneceği çok şey var.
Yalnızlığı seviyorum ve bana yalnızlıkmış gibi gelmiyor. Sahip olduğum yeteneklerin bazılarını hiç paylaşmam, bazılarını da arada sırada paylaşmaya başladım sanırım. Arkadaş çevremi olabildiğince daralttım, sürekli kendini anlatan insanları ilk kez dinliyormuş gibi defalarca kez dinlemekten yoruldum. Konuşmayı sanırım bu çok konuşan insanlar yüzünden tercih etmiyorum.
Zamanın çoğunu üreterek geçiriyorum, delice bir üretim disiplini bu ve beni an’da tutuyor, kaygılarımı azaltıyor ve mutlu ediyor. Vaktim kalırsa okumayı seviyorum, aynı anda çok fazla kitap okuyorum ve kitaplar çok uzun sürede bitiyor. Roman olmadıklarından zamana yayılmasında bir sakınca yok. Aynı anda okuduğum kitaplar hep önümde dururlar kuleler gibi, bir an elime alır okumaya başlar, notlar alır, gerekli işaretlemeler yaparım. Belki de hiç çıkmayacak bir romanım (roman ve sinema eleştirisi) için iki üç yıldır sinema ile alakalı kitaplar okuyorum… Sıkıldıkça da şarkı söylemem gerekiyor ve sahneden uzağız bu performansları paylaşmak hoşuma gidiyor ayrıca insanlara o disiplin sanırım kendi alanlarında, kendilerini formda tutmak için bir motivasyon da oluyor. Yani aslında çok zamandır buradayım ama insanlar kimin kim olduğu konusunda araştırma yapmaya üşeniyorlar, çok gevezelik yapıp sürekli kendini anlatacaksın sorulmadan, ancak öyle tanıyorlar seni. İletişim konusunda kurallarım yok aslında. Zaman değerli ve kıymetini bilen herkes arkadaşımdır.
