Sinan Dirlik: Peki çocukların hayatta olduğuna dair bir emare var mıydı o esnada?
Murat Aktuğralı: Yoktu. Ama Kıbrıs ekibinin arama kurtarma çalışmaları, ilk cenazemizi bulduğumuz çarşamba gününe, hatta cumartesi gününe kadar devam etti. Cenazeler teker teker bulunana kadar hala bir ümit içerisinde oluyorsunuz. Ümit vardı hep ama hayatta olduklarına dair bir işaret, bir emare yoktu.
Sinan Dirlik: Pazartesi saat 19.30 a kadar herhangi bir yardım almadınız. Bütün o saatler boyunca bir yandan kendiniz zaten ağır bir travma geçiriyorsunuz, diğer yanda evladınız var, ona ulaşmaya çalışıyorsunuz.
Murat Aktuğralı: Evet, pazartesi akşamına kadar durum buydu. Kıbrıs’tan gelen ekip hemen bir çadır kurdu. Sağlıkçılar vardı yanlarında, hemen müdahale ettiler.
Sinan Dirlik: Türkiye’den herhangi bir ekip ulaşıp müdahale etmeden Kıbrıslı ekip yetişti ve müdahaleye başladı yani? Yani sadece arama kurtarma anlamında sormuyorum, temel ihtiyaçlarınız için, durumunuzu kontrol için hiçbir yardım olmadığını söylüyorsunuz?
Murat Aktuğralı: Evet. Bizim arkadaşlardan birinin eli yaralanmıştı, kanaması vardı, yoldan geçen bir arabayı durdurarak hastaneye gitti. Ama hastaneye gittiklerinde gördükleri manzara karşısında girememişler hastaneye. Bir ambulansta sargı yaptırmışlar, sonra da oradan geçen vatandaşlardan birinin aracıyla geri döndüler. Evet, ertesi güne, Salı gününe kadar kimse yoktu. Salı günü Mardin Belediyesi’nden bir ekip kepçelerle yanımıza geldi. Salı öğleden sonradan itibaren bizim Kıbrıs ekibi ile Mardin Belediyesi ekibi birlikte çalıştı.
Sinan Dirlik: Salı gününe kadar da AFAD, Kızılay yok?
Murat Aktuğralı: Yok Sinan Bey yok! AFAD’ı zaten görmedik ki hiç. Perşembe günüydü, kurtarma köpekleriyle birlikte birkaç kişi geldi ama onlar da yabancı ekipti. Öyle teçhizatla falan AFAD ekibi görmedik hiç.

Sinan Dirlik: Biliyorum sürekli aynı şeyi sorduğumu ama altını çizmek için tekrar tekrar sormak istiyorum. Pazartesi AFAD’dan teçhizatsız birkaç kişi gördünüz, baktılar, dua edip gittiler. Pazartesi akşam saatlerinde Kıbrıs ekibi, Salı öğlen saatlerinde Mardin ekibi, Perşembe günü de kurtarma köpekleriyle bir yabancı ekip geldi… Peki Kıbrıs ekibinin gelmesi, Mardin Belediye ekibiyle birlikte çalışmaya başlamasından itibaren süreç nasıl ilerledi?
Murat Aktuğralı: Kıbrıs ekibi hava yoluyla geldiğinden getirebilecekleri teçhizat da sınırlıydı haliyle. Araç konvoyları Salı günü ulaşabildi. Sanırım onlar deniz yoluyla ulaştılar Türkiye’ye ve karayoluyla da Adıyaman’a intikal ettiler. İşte ışıklandırma vs için büyük araçlar geldi, o sayede gece de çalışma imkanı doğdu. Daha sonra görüştüğümüzde öğrendik, Mardin’de büyük bir hasar olmadığı için Belediye ekipleri Adıyaman’da görevlendirilmiş. Onlara da ne kadar teşekkür etsek az. Çünkü 4-5 gün boyunca yanımızdan hiç ayrılmadılar. Şöyle de bir durum var, dozer, vinç, araç gören insanlar kendilerini onların önüne atıyorlar yardım alabilmek için. Çünkü hiç kimse yok. 4 gün, 5 gün boyunca hiç kimse yok. İnsanlar en küçük bir yardım alabilmek için gördükleri aracın önüne atıyorlar kendilerini. Bizim karşımızda bir apartman enkazı vardı. Ancak 5. Gün bir araç geldi oraya ve enkaz kaldırma çalışması yapılmaya başlandı. Afedersiniz bir tuvalet bile yoktu Sinan Bey, biz Cuma akşam saatlerinde ayrılana kadar Adıyaman sokakları tuvalet gibiydi. Çok üzücü, çok korkunç bir manzaraydı. Her yer enkaz, her yer çöp, her yer tuvalet… Hiç ama hiçbir yardım yoktu.
Sinan Dirlik: Sizin dışınızdaki insanlar ne yapıyordu bu arada?
Murat Aktuğralı: Pazartesi, Salı bizim Kıbrıs ekibi ve sonradan gelen Mardin ekibi dışında arama kurtarma çalışması yapan ekip olmadığı için insanların tepkisiyle de karşılaştık. İnsanlar sadece bizim enkazda çalışma yürütülmesine tepki gösterdiler. Bu ekibin Kıbrıs’tan geldiğini öğrendiklerinde hem şaşırdılar hem öfkelendiler. Neden başka ekiplerin gelmediğini sorguladılar. Bulunduğumuz caddenin farklı noktalarında öyle büyük yıkıntılar vardı ki… İlk gecenin sabahında, gün ışıdığında durumun korkunçluğunu gördüğümüzde yardımın gecikebileceğini aklımızdan geçirmiştik ama 5 gün? 5 gün Sinan Bey? Mesela ilk 2 gün biz de vinç bulamadık ama Çarşamba günü Kıbrıs’tan birilerinin aracılığıyla bulundu ve geldi.
Sinan Dirlik: Kıbrıs ekibinin çalışmaları dışında hiç mi bir çalışma yoktu gerçekten?
Murat Aktuğralı: Çarşamba günü birkaç yerde tek tük müdahaleler yapılmaya başlandı ama bu genel ve geniş çaplı bir müdahale değildi. İlk ciddi müdahaleleri Perşembe ve Cuma günü görmeye başladık. İnsanlar kendi imkanlarıyla yakınlarının cenazelerini çıkarmaya çalıştılar. Çıkarabildiklerini de yol kenarına koydular. Gün boyu yol kenarında cenaze durduğunu gördük.
Sinan Dirlik: Ben dinlerken algılamaya çalışıyorum, dinlemesi bile bunca zorken yaşadıklarınızı aklım almıyor. Aras’a ne zaman ulaşabildiniz?
Murat Aktuğralı: İlk olarak kaldırma çalışmaları yaptılar, o sırada çocukların eşyaları çıkmaya başladı. Çarşamba günüydü. İlk çocuklar Çarşamba günü çıkarılmaya başlandı. Çarşamba gününden itibaren her an Aras’a ulaşabileceğimizi düşünerek bekledik. Cuma gününün ilk saatlerinde ulaşabildik Aras’a…
Sinan Dirlik: Bütün bu süreçte Kıbrıs’takiler sizden bilgi almaya çalıştı tabii… Onlar da uzakta bu korkunç bekleyişin parçası oldular. İletişimi nasıl kurabildiniz?
Murat Aktuğralı: Vallahi Sinan Bey net olarak söyleyeyim, telefon hatları yoktu! Benim kullandığım operatör hiç sağlıklı hizmet veremedi. Kıbrıs’tan gelen arkadaşlar farklı operatörlerden denediler, sınırlı iletişim imkânı bulabildik. Bazen sınırlı olarak SMS atma imkânı oldu ama internet hiç yoktu. Bu iletişimsizlik ortamında vurgulamak istediğim bir konu daha var. Kıbrıs’ta maalesef çok farklı dezenformasyonlar yaşandı. İsim vererek işte şu çocuk kurtuldu, Antep’e, Ankara’ya, İstanbul’a hastaneye gönderildi gibi yalan haberler yayıldı. Tabii biz bunları Adıyaman’da bilmiyorduk. Pazartesi günü Kıbrıs’tan gelen ekiplerle ailelerden de insanlar geldi. Onlar gelir gelmez çocuklarının orada olabileceğini düşünerek hastanelere koştular. Sonra enkaz başına geldiklerinde şaşkınlıkla Kıbrıs’a çocukların kurtulduğu, hastanelere dağıldıkları haberlerinin ulaştığını anlattılar. Oysa böyle bir şey yoktu, olamazdı da. Biz şaşkınlığa düştük. Enkazdan sağ çıkabilmiş 4 kişi olduğumuzu, hemen hemen hiç enkaz başından ayrılmadığımızı biz biliyoruz ya? Kendimizden şüpheye düştük, olabilir mi? Biz farkına varmadan çocuklar çıkarılmış, hastanelere götürülmüş olabilir mi diye… Bu öyle bir his ki Sinan Bey, gerçekte öyle olmadığını bildiğiniz halde acaba diyorsunuz… Olabilir mi? Ben bile inanmayı çok istedim o haberlere. Korkunç bir şey! Benim eşime bile sesli mesaj atılarak oğlumun kurtulduğu, bir hastanede olduğu söylenmiş…
Sinan Dirlik: Kim yapabilir böyle bir vicdansızlığı? Nasıl? Kim?
Murat Aktuğralı: Bütün bu süreçte bunlarla ilgilenecek durumum olmadı tabii ama maalesef bunlar yapıldı. Ailelere bu korkunç psikoloji yaşatıldı. Hatta inanır mısınız, orada olan bir binanın fotoğrafı gönderildi ya da farklı çocuk fotoğrafları gönderildi ailelere “çocuğunuz bu mu?” ya da “işte çocuğunuz burada, şu hastanede” diye…
