Birbirimizden Başka Kimsemiz Yoktu-4

0
849

Sinan Dirlik: Kıbrıs ekibi gelene kadar zaten tamamen yapayalnızdınız. Cuma günü yavrunuza erişinceye kadar canınızdan can gitmiştir. Bütün bu süreçte tamam kamu desteği yoktu da insani anlamda, birilerinden destek alabildiniz mi? En azından temel ihtiyaçlarınızın karşılanması için?

Murat Aktuğralı: Yani Kıbrıs’tan gelen gönüllüler olmasaydı ne olurdu bilmiyorum. Gerek kurtarma, gerek her türlü destek ekipleri… Her akşam bir uçak kaldırdılar, doktorlar, hatta psikologlar, her türlü destek. Söyledim ya ilk gün bir kan bağış kabinine sığınmış yapayalnız beklerken, Kıbrıs’tan gelen ekipler bulunduğumuz o mekânı acil sağlık ve destek birimine dönüştürdüler. Gönüllülerden bir tanesi Kayseri’den otobüs bile buldu. O kan bağış kabinine sığınmış 4 Kıbrıslı, bizim dışımızda Adıyaman’dan, sağ kurtulabilmiş insanlar. 50-60 kişi vardık herhalde o gece. Korkunç soğuk, yağmur… Çoraplarımıza kadar sırılsıklamız. Kıbrıs ekibi gelip de sivil savunma çadırını kurunca biraz ısındık. Hele ki otobüsler gelince! O otobüsler bizim için gerçekten hayati oldu. Sabaha kadar otobüsün ısıtmasını kapatmadılar da ısınabildik. Beraberlerinde her türlü erzak, giysi, çocuk bezi, çocuk maması ne varsa getirmişler. Bunlar da oradaki halk için çok işe yaradı. Kıbrıslı Türkler adeta bir dayanışma köprüsü oluşturdular o 5 gün. Kıbrıslı gönüllüler olmasaydı ne yapardık bilemiyorum. Herhalde günlerce o enkazın başında yapayalnız, çocuklarımızın bulunup bulunamayacağından bile emin olamadan bekliyor olurduk. Hatta bulunamayabilirlerdi de… Çünkü duyuyoruz basından, birçok yerde arama kurtarma faaliyetleri durdurulup enkaz kaldırılmaya başlandı hızlıca. Küçücük çocuklardan bahsediyoruz. Doğru dürüst bir arama faaliyeti olmadan enkaz kaldırmaya girişilseydi artık kepçenin altında mı kalırdı, ezilir giderler miydi çocuklar kim bilir. Çocuklarımızın cenazelerine kavuşabilmemiz bile bir nevi mutluluk oldu bizim için.

Aktuğralı Ailesi | 01

Sinan Dirlik: Kıbrıs İSİAS’taki çocuklar için adeta yekvücut oldu. Sivil halk, hükümet, gönüllüler… KKTC Hükümetinin, devletin süreci yönetme şeklini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Murat Aktuğralı: Hem gördüğümüz hem de sonradan öğrendiklerimizden hareketle mümkün olan en hızlı şekilde olaya müdahil olduklarını, mümkün olan tüm imkanların seferber edildiğini ve bize ulaştırıldığını söyleyebilirim. İki bakan, ilk günden itibaren bizimle birlikteydi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu arada şunu da vurgulayayım, orada cenazelerine ulaşan tur rehberi grubundan aileler ve yakınları da, Adıyaman’dan insanlar da gelerek bizim Kıbrıs ekibine teşekkür ettiler. Çünkü herkes görüyordu ki o korkunç 5 gün boyunca Kıbrıs ekibinden başka kimse yoktu orada. Dolayısıyla ben başta Kıbrıslı gönüllüler, hükümet olmak üzere bu süreçte bizi hiç yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim.

Sinan Dirlik: Bu söyledikleriniz çok önemli. TC devleti kurumlarının maalesef ortada olamadığı, İstanbul’dan, Ankara’dan gönüllü ekiplerin bile bölgeye ulaşmakta zorluk çektiği bir ortamda başka bir ülkeden, Kıbrıs’tan böyle bir müdahaleyi bu kadar hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleştirebilmek çok önemli. Peki Cuma günü evladınızı aldınız ve artık Cuma akşamı adaya döndünüz. Adaya dönüş nasıl oldu?

Murat Aktuğralı: Çok ama çok acı vericiydi. Birlikte büyük bir mutlulukla çıktığımız yoldan çocukların cenazeleriyle eve dönmek… Çok acıydı. Adaya döndüğümüzde, havalimanında bir tören düzenlendi. Çocukları bayrağa sardılar. Her bayrağın başında bir kişi bekliyordu. Bütün aileler, akrabalar, eş dost, arkadaşlar… Büyük bir kalabalık karşıladı bizi. Cenazeler hazırlık için havalimanından hastaneye götürüldü. Kıbrıs’a indiğimiz andan itibaren bir sıkıntı yaşanmaması için azami çaba gösterildi. Ertesi gün de cenazelerimizi törenle toprağa verdik.  

Sinan Dirlik: Bütün bunlar olurken İSİAS Otelden herhangi bir yetkili, sahipleri, ne bileyim bir personel… Bunlardan herhangi biri yanınıza gelip halinizi hatırınızı sordu mu, bir destek vermeye çalıştı mı?

Murat Aktuğralı: İlk gün ya da ikinci gün, Otel müdürü uğradı. Çocukların isimlerini ve oda numaralarını almaya çalıştı. Sonra bir daha hiç kimseyi görmedim.

Sinan Dirlik: Doğru mu anlıyorum? Otel Müdürü oradaydı ve çocukların isimlerini almak dışında bir şekilde size yardımcı olmaya, bir ihtiyacınız olup olmadığını anlamaya çalışmadı mı?

Murat Aktuğralı: Hayır. Ben öyle bir temas girişimini  ne yaşadım ne duydum ne gördüm.

Sinan Dirlik: Ya yerel yetkililer?

Murat Aktuğralı: Bizim iki bakanımız oradaydı, onlar yerel yetkililerle istişarede bulunmuşlar bildiğim kadarıyla. Onun dışında ben herhangi bir yerel yetkili görmedim.

Sinan Dirlik: İSİAS Otel, depremden önce nasıl bir görünümdeydi? Herhalde eli yüzü düzgün görünen bir oteldi değil mi?

Murat Aktuğralı: Kesinlikle, dışarıdan bakıldığında makyajlanmış, temizliği falan normal bir otel görünümündeydi. Zaten müşteri olarak neye bakarsınız ki? İşte temiz olsun, hava soğuk, ısınması iyi olsun, servisi iyi olsun. Sonra enkaza bakınca her şeyin bir görüntüden ibaret olduğunu anlıyorsunuz. Adıyaman sakinleri de yanımıza gelip bu otelin geçmişiyle ilgili sorunlar olduğunu anlattılar.