SD: Sürekli “savunu çalışması” ifadesini kullanıyorsun. Bu “savunu çalışması” meselesini açar mısın lütfen?
MC: Savunu, bizim erken çocukluk dönemine dair her kesimde olumlu mefhum oluşturmak, bunun önemini anlatmak üzere gerçekleştirdiğimiz raporlamalar, konferanslar, atölyeler gibi çalışmalar bizim savunu çalışmalarımız. Biz ürettiklerimiz üzerinden savunu yapıyoruz.
2017’de “İlgili Babalık” araştırmamız var. O çalışmamızı da ebeveynlere öneriyorum. Son yıllarda babalık da tartışılıyor. Araştırma babaların çocuk bakımına pek de fazla katılmadıklarını gösteriyor. Fakat her yeni nesilde babaların bebeğin bakımına ve eğitimine dahil olması, sorumluluk alması oranı giderek artıyor. Bu olumlu bir nokta elbette.

SD: İster istemez toplumsal cinsiyet eşitliği meselesi de gündeminize giriyor yani?
MC: Tabii. 2004-2008 arasında erken çocukluk eğitimi savunusunu yaparken, anne babalarla, kamuyla, kurumlarla çalışırken bir yandan da gördüğümüz sorunlar üzerinden şunları da gündeme taşıyoruz. Mesela kız çocuk- oğlan çocuk okullaşma oranı. Şöyle bir tespit var, artık beynelmilel, okul öncesi eğitim alan çocuklar eşit fırsatla ilkokula başladıkları için ilkokuldaki başarı oranları da daha yüksek oluyor ve devam oranları da yükseliyor. Fakat kız çocuklarında maalesef bir eşitsizlik var. Okula gidememe ya da okuldan alınma durumları var. Bu nedenle 2004-2008 arasında okul öncesi eğitimde cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi adı altında bir proje gerçekleştirdik. İlk kez orada cinsiyet eşitsizliği konularıyla tanışmış olduk ve bu alanda kendimizi geliştirdik.
Yaklaşımlarımızda da 3 temel alan var: Ayrımcılığın önlenmesi, farklılıklara saygı, çocuk koruma ve toplumsal cinsiyet. Farklılıklara saygı ve ayrımcılığın önlenmesi meselelerini aynı başlık altında düşünebiliriz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği de daha hamilelik döneminde başlıyor ve çocukların cinsiyetine göre maruz kalabilecekleri ayrımcılığı önlemek önem kazanıyor. Biz bu temel bileşenleri çocuk koruma, cinsiyet eşitliği ve ayrımcılığın önlenmesi temel bileşenlerini tüm içeriklerimizde kapsıyoruz.
2012-2015 yılları arasında biz toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine daha da odaklandık ve çeşitli eğitimler uyguladık. 2019 itibarıyla da AÇEV bir sosyal girişim kurdu. Adı “Eşitliğe Değer”. Kadın güçlenme çalışmalarımızı da işte bu Eşitliğe Değer çatısı altında yürütüyoruz. Tekstil sektöründe, üretim atölyelerindeki işçi kadınlarla çalışıyoruz. Bunun yanında özellikle üniversitelerle, özel sektörle, belediyelerle işbirliği yapıyoruz. Kurumlarda, yani iş yerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik çeşitli eğitimsel araçlarla destekler veriyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği meselesinde özellikle burada bir takım mekanizmalar kurulursa ileriye dönük tüm yaşam alanlarında etkili olacağını da görüyoruz. İşyerlerini domino taşı gibi düşünebilirsin, ivme kazandırıyor, öncülük ediyor. Dolayısıyla özel sektörle yoğun çalışıyoruz bu alanda.
Dil gelişimi, kitap okuma konularında son yıllarda yoğun olarak uyguladığımız “Okuyan Bir Gelecek” kampanyamız var. Okuyan Bir Gelecek projesinde çeşitli sanatçılarımızla da işbirliği yapıldı. Kitaplar özel olarak seçildi Şiddet içermeyen, eşitliğe vurgu yapan kitapların seçimine özen gösterildi. Çocukların yaşına uygun kitaplar seçildi. Kampanyanın şöyle bir özelliği var, kendi çocuğuna kitap alabilir ebeveynler ve bu kitapları okuyabilirler, bir de dijital alanı var projenin, biraz önce bahsettiğim çeşitli sanatçıların kitap okuduğu bölümler. Bir de kitaba erişimi pek mümkün olmayan çocuklara destek verebilirler. Bu proje kapsamında belirlenmiş olan kitapları aldıklarında bir başka çocuğun da bu kitaba erişimini sağlamış oluyorlar. Böyle çok yönlü bir proje devam ediyor bir yandan…
Dijitalleşme konusu da önem kazandı. Ama biz daha 2014 yılında ebeveynlere yönelik “İlk 6 yıl” adlı ücretsiz bir aplikasyon hazırladık. Kullanan ebeveynler çok memnun kaldı. Onu da öneriyorum. 0-6 yaş çocuğu olan, hatta sadece kendi çocuğu olması da gerekmiyor, etrafındaki çocuklar olabilir, her hafta çeşitli bilgiler paylaşılıyor bu aplikasyonda. Herkesin takip etmesini öneriyorum. Toparlamak gerekirse, “İlk 6 Yıl” projemiz ile “Okuyan Bir Gelecek” projemiz halen devam etmekte olan iki projemiz.
Bu arada kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin erkeklerin sorumluluk alması ya da “İlgili babalık” üzerinden daha aktif babalık tecrübelerinin paylaşılması önem kazanmaya başladığı için bir takım sivil ağlar da kurmaya başladık. Baba destek programımıza katılan babalar bir araya gelerek kendi kendilerine bir takım oluşumlar başlattılar. Sosyal medyayı da çok güzel kullanıyorlar. Özellikle çocuk yaşta erken ve zorla evliliklerin önlenmesi, ilgili babalık üzerinden kendi savunularını yapıyorlar. AÇEV olarak bu oluşumlara destek de veriyoruz.
