Ulvi Yaman: İki binli yılların sonunda Antalya Altın Portakal Film Festivalinin iletişim çalışmalarını yürüttükten sonra kendi ajansını kurdun ve bugüne dek yüzlerce sahne performansı, film, konser, etkinlik vb.nin iletişim çalışmalarını yürüttün. Kültür ve Sanat üretimlerin iletişimi deyince hemen hemen her taşın altından sen çıkıyorsun desek yalan olmaz. Yorulmadın mı? Bizim sektörde müşteri zaten sıkıntılıdır sen üstüne üstlük egosu oldukça yüksek sanatçı tayfası ve yapımcılarla çalışıyorsun, zor olmuyor mu?
Selma Semiz: Artık yoruldum ama beni yoran işten daha çok, sektörün tüm ülke ile birlikte tatsızlaşması.

Antalya Film Festivali’nin 2008 yılı medya direktörü idim evet diye hikayeme döneyim hemen. Bir yıl önce basın ilişkisinde epey sıkıntı yaşanmış bir dönemdi ama alnımın akıyla çıktım. İlk kendi adıma ekip kurduğum ve fatura kestiğim iş oldu. Hemen akabinde de resmi olarak PPR MEDYA VE İLETİŞİM kuruldu. Ego meselesine gelirsek, ben bu konuda hangimizin egosu yok ki tarafındayım. Sektör “ben” diye öne atılmanın sektörü zaten! Orada normal insan barınamaz. Normal olmama durumunu da asla olumsuz olarak değil tam tersi çirkin ördek yavrusu masalındaki gibi yorumluyorum ben. Sanatçılarla ilişkimde görev tanımlarımız farklı, egolar da öyle ilerliyor. Kimse kimseye saygısızlık yapmadığı sürece, her şey hallolur benim için!
Ulvi Yaman: Biz analog dönemden geliyoruz, daha sosyal medyanın, internetin olmadığı çağlardan. Kültür/Sanat iletişiminde sosyal medya neleri değiştirdi. Hadi bunu biraz daha genişletelim, kültür/sanat üretimlerinde neleri değiştirdi? Yakın gelecekte neler değişecek?
Selma Semiz: HAHAHAHAH analog dönemin dibinden geliyoruz! Daktilo dersi aldık biz. Ben Laila’da çalışırken basın bültenlerini karton dosyalara dia yapıştırarak, postaya verip, kargolayıp falan yolluyorduk gazetelere, dergilere. Televizyon servisi dünyanın en pahalı konusuydu, çekimi, montajı, Betacam kasetlere aktarımı ile, öyle her işin televizyon servisini yapmak mümkün değildi. Sonra hızla CD dönemi geldi. BKM yıllarında fotoğrafları da CD ile dosyaların içine koyup kuryeler ve özel araçlarla dağıtıyoruz derken, ben pandemi döneminde kendimi dizi, sinema haberleri paylaşan Instagram ve Twitter adreslerini basın listelerine eklerken buldum!
Online projeler, toplantılar girdi hayatımıza ama, iletişim yöntemleri değişmeye devam etse de, bir sahnede ve bir salonda oyun ya da film izleme deneyimi daha uzun yıllar devam edecek bana kalırsa.

Antik çağdan bu yana yaşanılan tüm gelişmelere rağmen, sanatçıyı birebir görme güdüsü yok olmadıysa, yakın zamanda bundan tamamen vazgeçileceğini düşünmüyorum. Ama evde tek başına izleme, belki online ama birlikte izleme, birkaç yıla aynı boyutta deneyimin içine girme falan filan diye çeşitlilik artacaktır ama yine de birlikte konsere gitmenin, sinemaya, tiyatroya gitmenin sonunun geleceğini düşünmüyorum!
Üretim yapan tarafı daha yaratıcı, ve gözüyle gördüğünü daha özenli hale getirmeye zorlayan bir dönem yaşanacak bana kalırsa. Aklımızı uçuracak çok keyifli deneyimler yaşayacağımıza inanıyorum ben.
