Ulvi Yaman: Almanya’da yaşamaktan mutlu musun? Aris için çok büyük, tartışılmaz avantajları olduğunu biliyorum Almanya’da yaşamanın ama başta da söylediğim gibi tamamen seninle ilgili soruyorum? Ve bu soruyu Türkiye’nin siyasal konjonktüründen bağımsız olarak soruyorum. Tamamen günlük hayatla ilgili.
Burak Acerakis: Çok mutluyum. Ben oldum olası “Dünyalı” bir adamdım zaten. Kıymet verdiğim şartlara sahip her yerde kök salabilen biriydim hep. Sosyal devlet kültüründen, sanata verilen değere, emeğin gereken karşılığı buluyor olmasına, göç alan bir ülke olduğundan çoklu kültür renkliliğine bayılıyorum. Ah bir de dili bu kadar zor olmasa!
Ulvi Yaman: Türkiye’de neleri özlüyorsun ya da İstanbul’da diyelim? Ya da bir şeyleri özlüyor musun?
Burak Acerakis: Özlememek mümkün mü ?! Fakat özlediğim çoğu şeyin artık İstanbul’dan silinip yok edildiğini, gelsem dahi ağır bir eksiklik duygusuyla fena yaralanacağımı da biliyorum. Kardeşimi, çok sevdiğim dostlarımı özlüyorum, hem de çok. Ha keza kimi mutfak lezzetlerini. Yeni yönetimin hayli gayretli, ümitvar olduğunu görüyorum ve kente nefes veren katkılar sağlayacaklarından da kuşkum yok. Ama sözünü ettiğim o çalınan, yok edilen İstanbul’u geri getirebilmeleri çok zor. Tam da bunun için bildiğim tanıdığım yığınla gerçek İstanbullu çoktan terk-i diyarla hayatlarını değiştirdiler. Dilerim yeni kuşaklar için şehir güzel anılara, yaşanmışlıklara ev sahipliği yapacak bir hale getirilir.
Ulvi Yaman: Müziğe büyük bir ilgin olduğunu ve sağlam bir plak koleksiyonun olduğunu biliyorum. Burak ne dinler?
Burak Acerakis: Uzunca yıllar paramı müzik yazarlığı ve TV & radyo yayıncılığından kazandığımdan haliyle bu, ilgiden öte bir hal. Sarsılmaz bir tutku benim için müzik. Oldum olası iflah olmaz bir jazz ve rock tutkunu olmakla beraber, diğer türevlerde yayınlanan işleri de fırsat buldukça takibe devam ediyorum. Vazgeçilmezlerimi sık aralıklarla dinlemeye devam ederek elbette. Led Zeppelin, Jack White, Bruce Springsteen, Miles Davis, Charlie Parker ve daha bir çoğu.

