Neden umudun yok kızım? 2 (Ekonomi)

0
350

Herhalde kapitalizmin en nefret ettiği şey, insanların onun sunduğundan farklı bir gelecek hayali olmasıdır. Bundan beteri ise, özellikle gençlerde, bu hayale dair farklı umut ve seçeneklerin olmasıdır sanırım. Şimdi ekonomi kötü mü iyi mi ona bakalım. Neler olacak?

Ekonomi daha kötü olacak telaşesi…

Ekonomi nasıl olacak? Elbette daha kötü olacak. Bunda şüphe yok. Ama acaba kötüden anladığımız nedir?

Hadi kötü ekonomi kriterlerine bakalım; ama günlük yaşamı etkileyen türden olsun. Her ay bir giyim kuşam ürünü alamadan avm’den çıkmak. Ucuza ananas bulamadan marketten dönmek. Haftada iki üç kez pizza sipariş etmeden evde pişirmek. En yeni EV aracı alamadan toplu taşıma kullanmak. Son çıkan mobil telefona sahip olamayıp eskisini dördüncü yılında kullanmak. Elektrik ve suya eskisinden çok para ödemek. Tüm IPTV platformlarına üye olamadan en çok iki platforma bağlı kalmak… Herkes için liste uzar gider.

Artık aldığımız her ürün ve hizmet için harcanan suyun, salınan karbonun, bozulan doğanın, kaybolan biyoçeşitliliğin ve insanın hakkı ile harcanan emeğin parasını vermek zorundayız.

Yok olmaya direnen ihtiras…

Bir de şirketlerin durumu var. Onlar için de ekonomi kötüye gidiyor.

Bunları da sayalım. Yani yeni kurallara uymanın zorunlulukları: Artezyen çakıp bedava su çekemeyip, suya para vermek. Bacadan gazı salmak yerine, emisyonun beş beş parasını ödemek. Biyolojik çeşitliliğe zarar vermeyen hammadde ve kimyasalları kullanmak. İki günde bozulacak dandik ürünler yerine, dayanıklı ve tamir edilebilen mallar üretmek.

Bunlara ek olarak değişmesi gereken başka alışkanlıklar da var. Emeği üç kuruş paraya satın alırken, çalışan bağlılığı beklemek. Çeşitlilik, kapsayıcılık ve eşitliği sağlamadan yoluna devam etmek. İnsan sağlığı ve güvenliğini gözetmek yerine bu kavramı iş güvenliği ile sınırlı tutmak. Ölümlü kazalardan tereyağından kıl çeker gibi kurtulmak. Bizim sektör böyle yalanını atarak, sadece erkek çalıştırmak. Yönetim ve karar almada sadece erkeğe söz hakkı vermek. Üstüne üstlük eşit işe eşit ücret ödememek. Çocukları ve yaşlıları güvencesiz çalıştırmak.

Kapitalizm imana geldiği için değil ama, başına taş düştüğü için dönüşüyor. Yeni sistem düne kadar para vermediğimiz, ekonominin içine dahil etmediğimiz nesne ve kavramları finansallaştırıyor. Bu nedenle de, bir yandan girdi maliyetleri ile ölçek (çok sat) ekonomisi, diğer yandan da yüksek enflasyon ile tüketim (israf) toplumu baskılanıyor.

Kapitalsiz kapitalistler

Evet ekonomi kötüye gidiyor ve gidecek. Adam Smith’i yarım yamalak, Marx’ı ise hiç okumamış olan kapitalistler, neyin nasıl değiştiğini, neyin neden bittiğini anlamakta güçlük çekiyor.

Özellikle eski kafalı fikirsiz iş insanları kapitalizmdeki dönüşümü anlamakta yetersiz kalıyorlar. Yalnızca kar elde etmek gibi, etik ve zeka gerektirmeyen, niteliksiz bir beceriye sahip eskinin patronları devirlerinin kapandığından habersiz.

Artık kapitalizmin kendini akıllı zanneden bu fikirsizlere ihtiyacı yok. Hele ki Türkiye’nin, devlet parası ile başımıza efendi kesilen, kapitalsiz kapitalistlerine hiç ihtiyaç yok. Hepsi gidici.

Eğitimin geleceği…

Kapitalizmin durumu böyle iken, bugün tüm ebeveynler çocuklarını ana okulundan itibaren aslında bir üniversiteye kayıt ettiriyor. Gaye ise güvenilir bir meslek sahibi olmaları; sistemin istediği türden. Bu anaokuluna giderse şu ilköğretime gider. Bunu bitirirse şu ortaöğretime hak kazanır. Oradan da filanca üniversiteye girer. Umudun sonsuza uzaması.

Ama yetmez! Sanat eğitimi de almalı; baleye veya piyanoya gitmeli, para yetmezse gitar da olur. Spor da önemli yahu! Basketbola veya jimnastiğe de gitsin, kız ise futbolda gelecek var. Unutmadan, çocuğun kod bilmesi de çok önemli; kod yazamazsa aç kalır! Dil? Dili ne yapacağız? Keşke doğuştan iki dilli olsaydı. Ama bu da diğer sıradan çocuklar gibi, kendi dilini bile konuşamaz halde doğdu. Dil kursuna da yazdıralım.

Velhasıl çocuğa dört yaşından yirmi yaşına kadar, en az on altı yıl boyunca eziyet edelim, suyunu çıkartalım. Bu arada aptalca oyunlar oynamasın, sokağa çıkmasın, televizyon izlemesin, sinemaya gitmesin, başka çocuklar ile zaman geçirmesin. Müzik eğitimi alıyor ama müzik dinlemesin. Spor yapıyor ama müsabaka seyretmesin. Kod öğreniyor ama oyunlarla oynamasın. Dil öğreniyor ama sosyal medyada gezinmesin.

Geleceğin meslekleri…

Ama çocuğumuz WEF’in geleceğin meslekleri (Future of Jobs 2023) raporunda yer almayan herhangi bir alana da yönelmesin. Birçok veli aslında bu raporu okumamıştır bile. Okusa da ilk on mesleğe bakmıştır. Buna karşılık raporda yer alan meslekler arasında; tarım aracı operatörü, ağır vasıta ve otobüs şoförü, şef ve aşçı, enerji ve gıda sektörü işçisi gibi meslekler de yer alıyor. Bir de listede hiç yer almayan meslekler var. Geleceğin meslekleri arasında sayılmaya layık görülmeyen meslekler; bakkal, manav, berber, tesisatçı, tamirci, marangoz, kuruyemişçi, garson, arıcı, çiftçi, müzisyen, tiyatrocu, ressam, terzi veya tuhafiyeci gibi…

WEF Future of Jobs 2023 raporu geleceğin meslekleri hakkında fikir veriyor.

Geleceğin meslekleri promosyonu, sadece bir yönlendirme ile sınırlı kalmıyor. Çocuklarımızın mutlu olmasının yolunun bu mesleklerden birisine sahip olmasından geçtiğine inandırılıyoruz. Yaşamdan keyif almak ve mutlu olmak, kapitalizmin “işte bu güzel” dediği bir mesleği yapmaya bağlı sanki. Henüz üç yaşındayken kamyonun ışıklarından etkilenerek çöpçü veya itfaiyeci olmak istediğini söyleyen bir çocuğa ancak saflığından hareketle gülüyoruz. Ama ya olursa? Böyle bir ebeveyn herhalde intiharı düşünür.

Ekonomi nasıl olacak?

Ekonomi düzelir elbette. Ancak bunun için iyi ve kötü ekonomi anlayışımızı Smith’in “refah” ve Marx’ın “üretim ilişkileri” dar kapsamından çıkartmamız gerekiyor. Hatta daha da öncesine giderek ekonomi ve para ilişkisinden de sıyırmamız gerekiyor. Bunun yerine Karatani’nin “mübadele ilişkileri” kavramını kullanmak iyi bir başlangıç olabilir.

Ekonomi, insanlar arasındaki her türlü faaliyet ile gerçekleşen hareketliliği kapsayan bir fenomen. Yani bir mutabakat ve mübadele alanı ekonomi. Buna hediyeleşmek ve selamlaşmak da dahil. İnsan olarak ekonomik bir sistemin içinde olmamız, parasal mübadelesi eski mutabakata göre gerçekleşen bir üretim ilişkisine bağlı ise, bu halde ekonominin düzeleceğini beklemek umutsuz bir hayal olur. Oysa ki her türlü mübadelemiz ile içinde olacağımız bir ekonominin düzelmesinden bahsedebiliriz.

Ekonomi anlayışımızdaki bu değişimi yapabilecek güçteyiz. Elbette ki yapacağız da. Özellikle eski sistemin devamında yarar görmeyen yeni nesiller farklı yaklaşımları ile bu köhne sistemin değişimini sağlayacak. Bu değişim (alteration) ise kökten bir dönüşüme (transformation) gebe olacak.

Bunun neden ve nasıl olacağını ayrıca izah edecek bir yazı dizisini, önümüzdeki dönemde reportare’de bulacaksınız. Şimdilik bu giriş ile bırakalım.

Kalın sağlıcakla.

Önemli Not: Bu yazıda geçen “kapitalsiz kapitalistler” ifadesi Harun Karadeniz‘in enfes kitabının adından alıntıdır. Yani sevgili Ulvi Yaman’ın tabiri ile “okunası”…

Bu serinin tüm yazıları:

Neden umudun yok kızım? 1 (Gezegen)
Neden umudun yok kızım? 2 (Ekonomi)
Neden umudun yok kızım? 3 (Demokrasi)
Neden umudun yok kızım? 4 (İletişim)
Neden umudun yok kızım? 5 (Suçlama)
Neden umudun yok kızım? 6 (Aklama)

Görsel: Xavi Cabrera, unsplash.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz