YANLIŞLIKLAR TRAGEDYASI (Bölüm3.)

1
57

(1.Bayram İkramiyesi– 2.Bir Oy Bir Oydur ve 3.İki Oğlan Bir Kız adlı, daha önce Reportare’de yayımlanmış kısa oyunların devamı niteliğinde olan 3 bölümlük serinin ikincisidir.)

(Müzik- Ayla Algan – Vermediler  – eşliğinde okunmalıdır.)

(Aybige evinde deliler gibi ağlamakta. Kapı çalınır. Zeynep gider kapıyı açar. Tanımadığı 2 kişi kapıdadır. Girerler.)

Zerrin– Abla çok üzgünüm.

Aybige– Ah Zerrin. Artık bu kadarı çok fazla. Artık kaldıramıyom.

Ufuk– Başın sağolsun yenge.

Zerrin– Zeynepçim şu çiçekleri suya…

(Zeynep çiçeklerle birlikte çıkar.)

Ufuk– Yenge senin daha 2 oğlan yok mudu Allah bağışlasın, onlar nerdeler?

Aybige– Duramadılar evde. Küçük, arkadaşıylan çıktı. Büyüğün kursu mu bişeyi varmış oraya gitti.

Ufuk– He bi tek senin kız evde yani.

Aybige– Neden sordun?

Ufuk– Yok be abla sigara aldırıcam da bitmiş, oğlanları ondan sordum.

Aybige– Sen tanışıyon mu benim çocuklarlan?

Ufuk– Yok tanışmıyom.

(Zeynep vazonun içinde çiçeklerle girer.)

Zerrin– Zeynep sen nasılsın? Amma kocaman olmuşun. Boyun uzamış.

Zeynep– Evet.

Zerrin– Senin de başın sağolsun.

Zeynep– Sizin de.

Zerrin– Sağol. Hiç uyumadım, üç gündür bir gram uyumadım. Nasıl oldu anlamadık hala. O kadar üzgünüm ki. Bittim yeminle mahfoldum.

Aybige– Polis geldi dün bize. Size de uğramış galiba.

Zerrin– Evet yok. Bize uğramadılar da bizi çağırdılar. Gittik ifade verdik. Sonra da ofisi açmamı istediler. Biz zaten evvelki gün gidip açmıştık.

Aybige– Kurşun üstüne kurşun sıkmışlar. Boşaltmış şarjörü dedi polis. Kim yapar? Neden? Hiç görgü tanığı yok. Biri sokakta basmış kaçmış. Görüntü yok. Hiç bi şey yok.

Zerrin– Benden hastaların dosyalarını istediler. Böyle bir şeyi yapma olasılığı olan hastası varsa diye hepsini beraber taradık. Dosyaların, bilgisayarların hepsini alıp gittiler. Araştıracaklar. Oradan bir şey çıkar dediler. Bir hastası yaptı kesin diyolar.

Aybige– Var mıydı öyle bi hastanız?

Zerrin– Var tabi olmaz mı? Hasta bunlar Aybige abla adı üstünde. Sadece aile terapisi değil ki bütün terapiye yollananlar bize geliyodu. Çok hafifinden aşırı sakinleştirici ilaç kullananına kadar bir sürü dengesiz insan.

Aybige– Çok ilaç verdiler bana da. Çok fazla sakinleştirici yuttum, iki gündür hep uyuyo gibiyim.

Ufuk– Zeynep bi rica etsem sen bana şu arka sokaktaki büfeden sigara alır mısın?

(Zeynep annesine bakar, Aybige bitap bir halde omuz silker, artık hiçbir şey umurunda değildir.)

Zeynep– Olur gideyim.

Ufuk– Al bu parayı. Malboro alıcan. Bununla 3 tane alırsın, üstünle de sen bişey al.

(Zeynep çıkar)

Zerrin– Aybige abla bişeye ihtiyacın var mı?

Aybige– Yok Zerrincim sağol. Giden gidiyor işte. Nasıl olur hala aklım almıyor.

Zerrin– Bak beni biliyosun kardeşi gibiydim. Sen artık benim ailem gibisin. Ne olur bak ne lazım olursa, neye ihtiyacın olursa bana söyle. Ben de senin kardeşin sayılırım.

Aybige– Sağolasın Zerrin çok sağol ne kadar iyisin cansın ya.

Ufuk– Yenge Hidayet abi sana bişeyler söylemiş miydi son günlerde?

Aybige– Nasıl?

Ufuk– Yani ne bileyim başka bişeyler. Yani işte dolanıyodu ya ortalıkta.

Zerrin– Gelmiyodu…

Ufuk– Gelmiyodu hah mesela işe falan, bir yerlere gidiyomuş, sen biliyon mu?

Aybige– Bir defasında ben Hasip’i ziyarete gittiğim zaman işte.

Ufuk– Hah işte ne anlattıydı sana mesela?

Aybige– Vallahi şu anda hatırlayamıyom. O kadar çok sakinleştirici verdiler ki rüya görüyom sanki.

Zerrin– Dur ben sana bi su getireyim Aybige abla ah ablam ah nasıl kıydılar Hidayet Bey’e hala aklım almıyor.

(Zerrin çıkar)

Ufuk– Sen ne biliyon bi onu anlatıver.

Aybige– Efendim?

Ufuk– Sen bi anlat bakalım neler anlattı sana kuzenin Hidayet. Vardı onun bi kurcalamaları. Ortalıkta dolanmaları boşa değildi onun.

Aybige– Ufuk evladım ben ne bileyim işte sorup soruşturuyodu herhalde.

Ufuk– Neyi?

Aybige– Ne bileyim, Hasip için. Bilmiyorum ben de. Kadını tanımıyo diyodu, onu öğrenmiş, birilerinin başka parmak izleri mi ne bulunmuş, ruj izi varmış, fincanlar varmış kadının evinde, birisi kahve içmiş kadınla hatta fal kapamışlar sonra saplamış satırı kadına. İşte böyle şeyler, herkesin bildiği.

Ufuk– Ee benle ilgili bişey söyledi mi sana?

Aybige– Senle mi? Ne?

(Zerrin girer, elinde bir bardak su vardır. Aybige’ye verir. Aybige içmez.)

Zerrin– İç abla bunu azıcık limon da koydum içine sakinleştirir. Tadı garip gelmesin yani o bakımdan söyliyim dedim.

Aybige– Sağolasın Zerrin.

Ufuk– Zerrin bak benim hakımda bişey söylememiş Hidayet buna.

Zerrin– Öyle mi?

Aybige– Evladım ne söyleyecek işte zaten ben seni tanımam etmem, bilmem ben.

Zerrin– Aybige abla hadi iç suyunu.

(Aybige bardağı ağzına götürür ama içmeden aklına bir şey gelir.)

Aybige– Sana ne sordu polis? Polis mi bişey dedi sana?

Ufuk– Bana zaten bişey diyemez polis de, sen onlara ne dedin onu merak ediyorum ben.

Aybige– Ne biliyosam o.

Zerrin– Hayır sen Ufukla ilgili bişey dedin mi veya benle ilgili?

Aybige– Allah allah ben ne diyeyim?

Zerrin– Valla ben çok sıkıldım artık he. İç şu suyu.

(Zerrin bardağı alır, Aybige’nin ağzına zorla götürür, içirmeye uğraşır Aybige bir yudum alır, yutamaz, su ters gider, öksüre öksüre onu çıkarır.)

Zerrin– Yettiniz be. Ufuk içir şu suyu sıkıldım artık.

Ufuk– İçer içer, o değil de bi anlatsın önce. Bişey olacağından değil. Neler bulmuş da bana ne dava açacakmış o Allahın belası Hidayet. Kolay mı öyle bu işler? Zavallı adammışmış da mış mış. Oturmasaymış kaldırımda g@toş. Biz suçlu oluyoruz sonra. B@ktan herifin hayatına s@çayım. Çarpınca kıymetli oluyo bu herifler. Zaten gelmiş kaç yaşına, oksijen israfı. Emekli hıyar bi işe yaramaz, sonra bize çamur atmaya kalkar bunun hıyar kuzeni gibiler.

Aybige– Allahım aklıma mukayyet ol.

Zerrin– Kuş kadar aklın var be. Nesine mukayyet olacakmış.

Ufuk– Dur, sıra onun avukatına da gelecek. Hepsi sırayla. Ruj izimiş parmak iziymiş. Ona kaldı di mi sokak kadınının derdine düşmek. Baksın şimdi bakalım bi tane parmak izi buluyo mu orda? Hepsini halettirdim. Bi b@kum bulamaz. Ben o parmak izini kaydedicem kendisine münasipçe.

Aybige– O satırı da mı sen?

Zerrin– Ufukla oynaşmasaydı satırı yemezdi o kalt@k. Ama işte hep bu yanlışlar yanlışlar.

Aybige– Zerrin?

Zerrin– Benim adamıma bakacak ben de bişey yapmayacam öyle mi? Yok efendim selamlaşmışmış sadece, billahi gülümsedim selam verdim sadece diyo. Bi de kahve ikram edeyim bilmem ne. Dedim et hadi, yap kahveyi. Falına da baktım. Dedim kafana talih kuşu konacak. Sonra? Dedim az bekle, ben bi çıkıp gelecem. İndim aşağıya baktım senin Hasip yan dükkanda, daldım aldım satırı. Koştum yukarı çaldım kapıyı. Bu açtı gene o kırıtık merhabalı gülümsemesiyle. İttirdim salona kırdım kafasını. Bi de dalga geçer gibi ‘selam vermek adettendir’ diyo hayvan.

Ufuk– Sana bişey diyim mi böyle böyle azalacaksınız. Salaklar sürüsü. Toplu virüs falan işinizi görmez sizin yani. Hepiniz virüssünüz zaten. Ot gibi yaşıyonuz. Bana imkan verseler Gazze’yi de bi gecede alırım, senin gibileri de hallederim. Bir geceye bakar.

(Kapının kapanma sesi duyulur. Zeynep girer. Elindeki sigaraları verir. Para üstünü de.)

Ufuk– Sağolasın abisi. Yok, para sende kalacak. Kendine bişey alırsın bebeğim. Pahalı bişeyse gel Ufuk abin sana alır. Her zaman, bak her zaman.

Zerrin– Zeynepçim annene bi limonlu suyu içiremedik. Hadi sen içir, senin elinden olursa içer. (sesini iyice alçaltarak) Zorla da olsa içir güzelim. Bak kendinde değil. Bi kendine gelsin. Hadi tatlım.

Zeynep– Annecim içsene su, bize hep su için diyosun yani.

(Aybige konuşamaz, zor nefes alıp vermekte. Zeynep bardağı alır ve annesine zor da olsa içirir.)

Zerrin– Eh hadi artık biz gidelim. Başsağlığı ziyareti uzun olmaz. Zeynepçim annene bişey lazım olursa bak numaram bu kartta var. Hemen beni arıyorsun.

Ufuk– Al bu da benim kartım, beni de ararsın.

Zeynep– Çok teşekkür ederim. Çok iyisiniz, iyi ki varsınız.

Zerrin– Tamam tamam hadi bakalım. Allah’a emanet.

(Çıkarlar.)

Ayla Algan – Vermediler  – eşliğinde okunmalıdır.)

(Aybige evinde deliler gibi ağlamakta. Kapı çalınır. Zeynep gider kapıyı açar. Tanımadığı 2 kişi kapıdadır. Girerler.)

Zerrin– Abla çok üzgünüm.

Aybige– Ah Zerrin. Artık bu kadarı çok fazla. Artık kaldıramıyom.

Ufuk– Başın sağolsun yenge.

Zerrin– Zeynepçim şu çiçekleri suya…

(Zeynep çiçeklerle birlikte çıkar.)

Ufuk– Yenge senin daha 2 oğlan yok mudu Allah bağışlasın, onlar nerdeler?

Aybige– Duramadılar evde. Küçük, arkadaşıylan çıktı. Büyüğün kursu mu bişeyi varmış oraya gitti.

Ufuk– He bi tek senin kız evde yani.

Aybige– Neden sordun?

Ufuk– Yok be abla sigara aldırıcam da bitmiş, oğlanları ondan sordum.

Aybige– Sen tanışıyon mu benim çocuklarlan?

Ufuk– Yok tanışmıyom.

(Zeynep vazonun içinde çiçeklerle girer.)

Zerrin– Zeynep sen nasılsın? Amma kocaman olmuşun. Boyun uzamış.

Zeynep– Evet.

Zerrin– Senin de başın sağolsun.

Zeynep– Sizin de.

Zerrin– Sağol. Hiç uyumadım, üç gündür bir gram uyumadım. Nasıl oldu anlamadık hala. O kadar üzgünüm ki. Bittim yeminle mahfoldum.

Aybige– Polis geldi dün bize. Size de uğramış galiba.

Zerrin– Evet yok. Bize uğramadılar da bizi çağırdılar. Gittik ifade verdik. Sonra da ofisi açmamı istediler. Biz zaten evvelki gün gidip açmıştık.

Aybige– Kurşun üstüne kurşun sıkmışlar. Boşaltmış şarjörü dedi polis. Kim yapar? Neden? Hiç görgü tanığı yok. Biri sokakta basmış kaçmış. Görüntü yok. Hiç bi şey yok.

Zerrin– Benden hastaların dosyalarını istediler. Böyle bir şeyi yapma olasılığı olan hastası varsa diye hepsini beraber taradık. Dosyaların, bilgisayarların hepsini alıp gittiler. Araştıracaklar. Oradan bir şey çıkar dediler. Bir hastası yaptı kesin diyolar.

Aybige– Var mıydı öyle bi hastanız?

Zerrin– Var tabi olmaz mı? Hasta bunlar Aybige abla adı üstünde. Sadece aile terapisi değil ki bütün terapiye yollananlar bize geliyodu. Çok hafifinden aşırı sakinleştirici ilaç kullananına kadar bir sürü dengesiz insan.

Aybige– Çok ilaç verdiler bana da. Çok fazla sakinleştirici yuttum, iki gündür hep uyuyo gibiyim.

Ufuk– Zeynep bi rica etsem sen bana şu arka sokaktaki büfeden sigara alır mısın?

(Zeynep annesine bakar, Aybige bitap bir halde omuz silker, artık hiçbir şey umurunda değildir.)

Zeynep– Olur gideyim.

Ufuk– Al bu parayı. Malboro alıcan. Bununla 3 tane alırsın, üstünle de sen bişey al.

(Zeynep çıkar)

Zerrin– Aybige abla bişeye ihtiyacın var mı?

Aybige– Yok Zerrincim sağol. Giden gidiyor işte. Nasıl olur hala aklım almıyor.

Zerrin– Bak beni biliyosun kardeşi gibiydim. Sen artık benim ailem gibisin. Ne olur bak ne lazım olursa, neye ihtiyacın olursa bana söyle. Ben de senin kardeşin sayılırım.

Aybige– Sağolasın Zerrin çok sağol ne kadar iyisin cansın ya.

Ufuk– Yenge Hidayet abi sana bişeyler söylemiş miydi son günlerde?

Aybige– Nasıl?

Ufuk– Yani ne bileyim başka bişeyler. Yani işte dolanıyodu ya ortalıkta.

Zerrin– Gelmiyodu…

Ufuk– Gelmiyodu hah mesela işe falan, bir yerlere gidiyomuş, sen biliyon mu?

Aybige– Bir defasında ben Hasip’i ziyarete gittiğim zaman işte.

Ufuk– Hah işte ne anlattıydı sana mesela?

Aybige– Vallahi şu anda hatırlayamıyom. O kadar çok sakinleştirici verdiler ki rüya görüyom sanki.

Zerrin– Dur ben sana bi su getireyim Aybige abla ah ablam ah nasıl kıydılar Hidayet Bey’e hala aklım almıyor.

(Zerrin çıkar)

Ufuk– Sen ne biliyon bi onu anlatıver.

Aybige– Efendim?

Ufuk– Sen bi anlat bakalım neler anlattı sana kuzenin Hidayet. Vardı onun bi kurcalamaları. Ortalıkta dolanmaları boşa değildi onun.

Aybige– Ufuk evladım ben ne bileyim işte sorup soruşturuyodu herhalde.

Ufuk– Neyi?

Aybige– Ne bileyim, Hasip için. Bilmiyorum ben de. Kadını tanımıyo diyodu, onu öğrenmiş, birilerinin başka parmak izleri mi ne bulunmuş, ruj izi varmış, fincanlar varmış kadının evinde, birisi kahve içmiş kadınla hatta fal kapamışlar sonra saplamış satırı kadına. İşte böyle şeyler, herkesin bildiği.

Ufuk– Ee benle ilgili bişey söyledi mi sana?

Aybige– Senle mi? Ne?

(Zerrin girer, elinde bir bardak su vardır. Aybige’ye verir. Aybige içmez.)

Zerrin– İç abla bunu azıcık limon da koydum içine sakinleştirir. Tadı garip gelmesin yani o bakımdan söyliyim dedim.

Aybige– Sağolasın Zerrin.

Ufuk– Zerrin bak benim hakımda bişey söylememiş Hidayet buna.

Zerrin– Öyle mi?

Aybige– Evladım ne söyleyecek işte zaten ben seni tanımam etmem, bilmem ben.

Zerrin– Aybige abla hadi iç suyunu.

(Aybige bardağı ağzına götürür ama içmeden aklına bir şey gelir.)

Aybige– Sana ne sordu polis? Polis mi bişey dedi sana?

Ufuk– Bana zaten bişey diyemez polis de, sen onlara ne dedin onu merak ediyorum ben.

Aybige– Ne biliyosam o.

Zerrin– Hayır sen Ufukla ilgili bişey dedin mi veya benle ilgili?

Aybige– Allah allah ben ne diyeyim?

Zerrin– Valla ben çok sıkıldım artık he. İç şu suyu.

(Zerrin bardağı alır, Aybige’nin ağzına zorla götürür, içirmeye uğraşır Aybige bir yudum alır, yutamaz, su ters gider, öksüre öksüre onu çıkarır.)

Zerrin– Yettiniz be. Ufuk içir şu suyu sıkıldım artık.

Ufuk– İçer içer, o değil de bi anlatsın önce. Bişey olacağından değil. Neler bulmuş da bana ne dava açacakmış o Allahın belası Hidayet. Kolay mı öyle bu işler? Zavallı adammışmış da mış mış. Oturmasaymış kaldırımda g@toş. Biz suçlu oluyoruz sonra. B@ktan herifin hayatına s@çayım. Çarpınca kıymetli oluyo bu herifler. Zaten gelmiş kaç yaşına, oksijen israfı. Emekli hıyar bi işe yaramaz, sonra bize çamur atmaya kalkar bunun hıyar kuzeni gibiler.

Aybige– Allahım aklıma mukayyet ol.

Zerrin– Kuş kadar aklın var be. Nesine mukayyet olacakmış.

Ufuk– Dur, sıra onun avukatına da gelecek. Hepsi sırayla. Ruj izimiş parmak iziymiş. Ona kaldı di mi sokak kadınının derdine düşmek. Baksın şimdi bakalım bi tane parmak izi buluyo mu orda? Hepsini halettirdim. Bi b@kum bulamaz. Ben o parmak izini kaydedicem kendisine münasipçe.

Aybige– O satırı da mı sen?

Zerrin– Ufukla oynaşmasaydı satırı yemezdi o kalt@k. Ama işte hep bu yanlışlar yanlışlar.

Aybige– Zerrin?

Zerrin– Benim adamıma bakacak ben de bişey yapmayacam öyle mi? Yok efendim selamlaşmışmış sadece, billahi gülümsedim selam verdim sadece diyo. Bi de kahve ikram edeyim bilmem ne. Dedim et hadi, yap kahveyi. Falına da baktım. Dedim kafana talih kuşu konacak. Sonra? Dedim az bekle, ben bi çıkıp gelecem. İndim aşağıya baktım senin Hasip yan dükkanda, daldım aldım satırı. Koştum yukarı çaldım kapıyı. Bu açtı gene o kırıtık merhabalı gülümsemesiyle. İttirdim salona kırdım kafasını. Bi de dalga geçer gibi ‘selam vermek adettendir’ diyo hayvan.

Ufuk– Sana bişey diyim mi böyle böyle azalacaksınız. Salaklar sürüsü. Toplu virüs falan işinizi görmez sizin yani. Hepiniz virüssünüz zaten. Ot gibi yaşıyonuz. Bana imkan verseler Gazze’yi de bi gecede alırım, senin gibileri de hallederim. Bir geceye bakar.

(Kapının kapanma sesi duyulur. Zeynep girer. Elindeki sigaraları verir. Para üstünü de.)

Ufuk– Sağolasın abisi. Yok, para sende kalacak. Kendine bişey alırsın bebeğim. Pahalı bişeyse gel Ufuk abin sana alır. Her zaman, bak her zaman.

Zerrin– Zeynepçim annene bi limonlu suyu içiremedik. Hadi sen içir, senin elinden olursa içer. (sesini iyice alçaltarak) Zorla da olsa içir güzelim. Bak kendinde değil. Bi kendine gelsin. Hadi tatlım.

Zeynep– Annecim içsene su, bize hep su için diyosun yani.

(Aybige konuşamaz, zor nefes alıp vermekte. Zeynep bardağı alır ve annesine zor da olsa içirir.)

Zerrin– Eh hadi artık biz gidelim. Başsağlığı ziyareti uzun olmaz. Zeynepçim annene bişey lazım olursa bak numaram bu kartta var. Hemen beni arıyorsun.

Ufuk– Al bu da benim kartım, beni de ararsın.

Zeynep– Çok teşekkür ederim. Çok iyisiniz, iyi ki varsınız.

Zerrin– Tamam tamam hadi bakalım. Allah’a emanet.

(Çıkarlar.)

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz