“Ağır ağır geldiler, karanlık sarnıçlardan sıza sıza,
sağır küplerde birike birike, yararak kaslarının içine
yuvarlanmış sızıları ve ciğerlerinde yer etmiş
ışıksız lekeleri.”*
Alev Şahin; Maden kelimesi, ülkemiz hafızasına kesilen ağaçlar, yok edilen ormanlar, ağacına ve ormanına sahip çıkmak için direnen köylüler ile kazınmış durumda. Madenci kelimesi ise grizu patlamaları, ocak yangınları, göçükler ve en çok da Soma ve Ermenek katliamları ile belleğimizde tazeliğini koruyor.
Dünyanın en tehlikeli meslekleri listesinde birinci sırada madenciler yer almasına rağmen ihmaller, denetimsizlikler, alınmayan iş güvenliği önlemleri ve sık sık yaşanan ölümler ile karşı karşıya işçiler. Sohbetimize başlarken, Bağımsız Maden-İş Sendikası avukatı olmanız itibariyle ülkemizdeki maden işçilerinin çalışma koşulları hakkında genel bir bilgilendirme istesem sizden, neler anlatırsınız?

Av.Abdurrahim Demiryürek; Türkiye, yer altında ve üstünde çeşitli madenler ile tarım havzalarıyla, orman arazileriyle aslında çok zengin bir memleket. Gördüğümüz bu zenginlik ise bu topraklarla mayalanmış, bütünleşmiş, tarihiyle var olmuş üretenlerin değil. Dolayısıyla yörenin kendi insanının kendisiyle bütünleştirdiği ve onu var eden doğa, ormanlar, meralar, yaşam; yerli ve yabancı sermaye grupları tarafından tahrip ediliyor, yok ediliyor, devlet tarafından kendilerine ya hibe ediliyor ya da satılmış oluyor. Bu havzaların insanları, sermaye grupları tarafından birer sayıdan ibaret, ölümleri çok basitleşmiş, yaşamları kısalmış, değersiz bir işçiden fazlası olmuyor. Bu topraklarla bütünleşmiş tüm değerler sermaye gruplarına aktarılıyor, transfer ediliyor.
Günümüzde bize çağrışım yapan hafızamızı taze tutan tek gerçek şudur: Servetleri bizlerden çaldıkları toprak, yaşam ve emek üzerinden büyütüyorlar, öldürürlerse cezasızlıkla ödüllendiriliyorlar. Tüm yaralanmaların, ölümlerin, türlü hastalıkların, doğayı ve yaşamı tahrip etmenin ve buralardan ciddi servet biriktirmenin yanında büyük güç elde ediyorlar. Soma 301 katliamında denetim eksiklikleri, iş güvenliği önlemlerinin eksikliğiyle 301 madenciyi öldürdüler. Ermenek maden katliamında Fernas Maden işçilerini direnişe geçiren “Toplu ölüm riski var. İSİG eksiksiz yerine getirilsin.” talebiydi aynı zamanda. Ermenek maden katliamında yeraltında biriken suyun tahliye sistemindeki eksiklikler nedeniyle su baskınında 18 madenci öldürüldü. Memlekette Soma Ordu, Artvin, Erzincan, Sivas ve birçok maden havzasında farklı madenler çıkmasından kaynaklı olarak üretim biçimi farklılıklar gösteriyor. Örneğin İliç’te altın madenciliği siyanürlü solüsyon kullanmak üzere- bu en düşük maliyeti olan bir üretim metodudur- altın üretimi yapılıyordu. 9 maden işçisini kaybettiğimiz İliç’te göz göre göre gelmişti.
Maden üretiminde ağır kimyasallar kullanılıyor. Hem çevre sağlığına hem de insan sağlığını kısa ve uzun vadede ciddi hasar bırakan üretim uygulamaları görüyoruz. Düşük maliyet, yüksek kar ve daha çok kar etme adına daha çok üretim baskısı neredeyse çoğu madende karşılaştığımız şeyler. Türkiye’deki maden işletmelerinde yaşanan, el, kol, parmak, göz kayıpları, solunum yolları hastalıkları, ciğer hastalıkları, koah, kanserli hastalıklar ve erken ölümler türüyor. Fiziksel ve kimyasal tehlikelere karşı sıklıkla iş kazaları ve iş cinayetleri yaşanıyor. Dolayısıyla çoğu üretim baskısı, korunmasız ve tedbirsiz çalışma şartları altında gerçekleşiyor.
