“Geldiler bir büyük sesin harfleriyle ağızları dopdolu,
suskun çamuru küremek için kentin gölgeli
sokaklarından, sıyırıp almak için yıllardır gökyüzüne
birikmiş pası, ovmak için isli alnını sabahın.”*
Alev Şahin; “Üretim baskısı, korunmasız ve tedbirsiz çalışma şartları” tespitlerinizle birlikte Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın hangi ihtiyaçtan ve hatta hangi zorunluluktan doğduğunu da özetmişsiniz sanki. Yaşamak için direnen ve 53.günün sonunda kazandıklarını açıklayan Fernas İşçilerinin direnişine geçmeden önce bu direnişe öncülük eden ve sizin de avukatlığını yürüttüğünüz sendikanızı daha yakından tanımak ve tanıtmak isterim. Bağımsız Maden-İş ne zaman kuruldu? Kimler, nasıl süreçlerden geçerek bugüne taşıdı? Hangi ilke ve kurallar çerçevesinde hareket eder?
Av.Abdurrahim Demiryürek; Özelleştirmelerle başlayan süreçte yıllar boyu maden işçilerinin mücadelelerle kazanmış olduğu birtakım haklar sıfırlandı, sıfırdan başladılar her şeye. İnşaat sektörüyle paralel olarak gelişen enerji ve maden sektörü dağ yamaçlarında doğanın yağması ve oradaki insanların emeğinin yağması olarak belirdi. Ucuz emek ve yoğun sömürü üzerinde ciddi rant zemini oluşturuldu. 301 faciası öncesinde yer altı maden işçileri asgari ücret bandında çalışıyorlardı. Değişik yörelerde Çorum, Ordu, Zonguldak, Kütahya, Şırnak, Elâzığ gibi havzalarda madencilik yapan insanlar, köylülükten erken kopan topluluklar dededen toruna bir mesleki aktarım olarak madenciliğe devam ediyorlardı. Yurdun bu madenlerinden, kapatılan ocaklarından Zonguldaklının, Bartınlının, Ordulunun, Kütahyalının göçtüğü ve yerli nüfustan daha yaygın olduğu bir bölgeye dönüştü Soma ve yeni maden ocakları açılmaya başlandı. Türkiye’de, evvelinde taş madenciliği sektöründe yaklaşık 48.000 maden işçisini barındıran en yoğun yerlerinden biri Zonguldak iken günümüzde en yoğun linyit madeni işçisinin barındığı yer Soma havzasıdır.

Bu tarihsel hafızayla beraber özellikle Soma’da 301 maden faciasından sonra maden işçileri içerisinde sorgulamayla, aydınlanmayla başlayan bir sürece işaret edebiliriz. 13 Mayıs 2014’ten sonra yoğun tepkiler, protesto ve direnişler yaşandı. 6 ay içerisinde yüzlerce işçinin taleplerini içeren eylemlilikler sürdü.
Maden işçileri, 301’in faili olanlardan birinin de sarı sendika olduğunu biliyordu Bu sarı sendikal yapılar işverenlerin yönettiği, seçimin yapılmadığı, lüks araçlar kullanan, takımlı-kravatlı sendikacılardan oluşup işçiler içerisinde hemşericilik üzerine, kültürel özelliklerine ya da etnik kimliklerine göre işçileri kontrol etmekten başka bir görev ve sorumluluk duymayan yapılardı. Dolayısıyla holdingci güçlere dahil olan bu sarı sendikal yapıya karşı da mücadele etmeye başladılar. Örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Kâmil Kartal, madenci önderleri Tahir Çetin, Gökay Çakır ve mücadele arkadaşları madencilerin kararlılığıyla DİSK’e bağlı Dev Maden-Sen’e üyelik faaliyetleri yürütüyordu. Dev Maden-Sen’e örgütlenen işçilerin ilerleyen süreçlerini daha iyi görebilmek adına özet olacak nitelikte kısa bir paragraf eklemenin faydası olacaktır.
Yine 301 faciasından kısa bir zaman sonra iş cinayetinde ölen madencinin taziyesine gittikleri sırada emniyet, sarı sendika Türkiye Maden-İş ve patronların organizasyonuyla Soma’da Başaran Aksu’ya linç girişiminde bulunulmuştu. Süreci kendisi şöyle anlatır; “Bu olaydan sonra da DİSK işçilere “Toplu Sözleşme yapmak istiyorsanız Türkiye Maden-İş’e geri dönmek zorundasınız.” içerikli mesaj atmış ve bu mesaj nedeniyle istifalar başlamış, örgütlenme çökertilmişti. Bağımsız bir sendika fikrini denemeden önce işçi arkadaşların bir kısmı yine de Dev Maden-Sen’in yönetimini alma fikrini değerlendirmek istedi. Fakat bu kez de işçiler kongre salonuna alınmak istenmedi, kapıya barikat kuruldu. 60-70 yaşında olan ve madencilikle alâkası olmayan sosyalist kişilere oy kullandırıldı, madencinin sendikayı almaması sağlandı.”
Bağımsız Maden-İş, 301 faciasından sonra işçilerin Soma Maden İşçileri Meclisi’nde fiili mücadele odaklı bir örgütlenmeyle yürüttükleri, mücadele edenlerin geliştirdiği ihtiyaçlarla kurulmuştur. O dönemde sendikal barajın da düşürülmesiyle yeni, bağımsız bir sendika, kendi imkan ve olanaklarıyla 2018 yılında ilk kongresiyle beraber kurulmuş oldu.
Bağımsız Maden-İş Sendikasını kuran işçiler, bu korkunç yapı karşısına dikilmeyi cüret ederek bu havzaya tutundu. 301 maden işçisinin ölümüne neden olan Soma Holding, 301 faciasından kısa bir zaman sonra kısa mesaj ile 2831 madenciyi işten çıkarttı. Aynı zamanda daha öncesinde Uyar Madencilik İşletmesi’nde işten çıkartılan madencilerin emeklilik ve tazminat hakları verilmemişti. 2014 ile 2019 Mayıs’ına kadar işçiler bildiğimiz mekanizmalarla oyalandı. Mesela siyasiler işçilere “bu seçim sonrasında senin sorununu çözeceğiz” dedi ama çözmedi. O güne kadar orada örgütlü olan Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş Sendikası da işçileri kandırdı.
Tazminat ve emeklilik hakları gasp edilen 3500 madencinin hakları için 60 kişilik madenci heyeti Ankara’ya yürüdü. Yoğun bir mücadeleyle Soma Holding ve Uyar madencilerinin hakları kazanılmış oldu. Bu süreçte mücadelenin kazanımı ile iki tane yasa çıkartıldı. Birincisi ile Soma Holding ve Uyar Maden işçilerinin taleplerinin devlet eliyle ödenmesi sağlandı. Ayrıca tazminat mağduru madencilerin Ankara yürüyüşü sırasında kolluğun keyfi olarak engellemesine ilişkin sendika avukatlarımız tarafından açılan davada, Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 22’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “şehirlerarası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” hükmünün iptali sağlandı. Hükmün Anayasa’ya aykırı olduğuna dair talebimiz Manisa 1. İdare Mahkemesi tarafından kabul edilerek iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi ve akabinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.
1980 Askeri darbesinden günümüze kadar İş Kanunlarında işçiler lehine olan çoğu haklar patronlar lehine budanmıştı. 13 Mayıs 2014’ten beri sendikamızın kurucuları öncülüğünde ve işçilerin mücadelesi sayesinde yasaya dönüşen bir diğer kazanım ise yer altında çalışan madencilerin en az çift asgari ücret alması yönünde bir maddenin İş Kanunu’na eklenmesidir.
Bağımsız Maden-İş önce 1700 işçinin sonra 3000 işçinin sonra 748 işçinin sorununu çözdü. Bu havzada yoğun bir teveccühe sahip oldu. Netice itibariyle kurulduktan sonra 2-3 yıl içerisinde yoğun, meşakkatli mücadelelerle madenciler lehine kazanım sağlamış bir sendika, fiili meşru mücadeleyle var oldu.
4 Temmuz 2021’de Uyar maden işçilerinin gasp edilen haklarını almak üzere Meclis ve Enerji Bakanlığı ile yapılacak olan görüşmeler için gittikleri Ankara’dan dönüş yolunda 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece önderlerimiz ve yoldaşlarımız Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’i trafik kazasında kaybettik. Bağımsız Maden-İş, Soma merkezinde madencilerin kurtuluş mücadelesi uğruna gösterilen çaba, adanma, inanç, cesaret, kardeşlik, yoldaşlık, yoksulluk, zorluklar, acı kayıplara rağmen madencilerin tırnaklarıyla kazıya kazıya ortaya koyduğu mücadelelerinin bayrağı oldu.
Kazma ustası olan Tahir Çetin, şu anki Genel Başkan Gökay Çakır ve sendikanın kurucu üyeleri madencilik geleneğinden gelen usta madencilerdir. “İlk kez bir kazmacı ustası genel başkan olmuş, madencilerle beraber tertibe giriyor, yer altına inip kazma sallayıp kömür içindeki yüzüyle tekrar yeryüzüne çıkıyor, servise madencilerle binip kendi evine gidiyordu. Tahir, her madencinin alabileceği alternatif bir duruşu temsil ediyordu. (Ruhu olan yollar syf. 45, Başaran Aksu)” Tahir Çetin’in kazma arkadaşı, yoldaşı, 2014’ten beri madenci örgütlenmesi içerisinde yer alan Gökay Çakır genel başkanlık görevine başladığında kurulan yönetimle birlikte Bağımsız Maden-İş, ülkenin dört bir tarafındaki maden ocaklarında mücadeleyi ve örgütlenme faaliyetlerini sürdürmektedir. Madenciliği en iyi bilen, madencileri en iyi anlayabilecek olan, yukarıda anlattığımız sorunları içselleştirmiş işçi önderlerinin, madencilerin her türlü hak talebine karşı girilecek mücadelede işçi sınıfını harekete geçiren bir ustalığa da sahip oldukları gerçeğini pratikte de görüyoruz.
Bağımsız Maden-İş’in en temel ilkesi, bir mücadelede bir işçinin dahi hakkı yeniyorsa onun arkasında durmak ve direnmektir. Bunun birçok örneği var. Prensip olarak bir işçi, üye arkada bırakılmaz. İşçinin direnme eğilimi doğrultusunda yürünür. Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’den kalan çizgi budur, devam ettirilir. Kurulduğundan bugüne Soma’da bulunan maden ocaklarından başlayarak haksızlığa uğrayan tek bir madenci kalmayana dek yol yürümeye devam edecek bir anlayış geliştirilmiştir. Bugüne kadar yürüttüğümüz bütün bu kavga, maden işçilerinin tarihinde fiili meşru mücadeleler olarak yerini almıştır.
Bağımsız Maden-İş bir işletmede, bir sorunun çözümüne ilişkin yola çıktığında karşısına muhatabını alır. Adım adım, etap etap mücadele haritasını örer. Bunun içerisinde hem müzakere hem mücadele pratikleri yer alır. Müzakere süreçlerinde de mücadele süreçlerinde de aktif rol oynayan madencilerin kendi toplamı, meclisidir. Toplantılarda tüm işçiler tek tek söz alıp fikirlerini söyler. Bu da işçilerin kendisini temsil etmesini esas almamızdandır. Dolayısıyla sendikal tarz bakımından atanmışların, sendikal bürokratların, aidat ağalarının yerine onlarla da mücadele eden, bu holdingci yapılarla kavga eden işçi önderlerinden ve mücadelenin imbiğinden geçmiş, güçlenmiş, kendi gücünün ve muhatabının farkında olanların yürüttüğü bir sendikal tarzı benimsiyoruz. İşçi sınıfının güçlenmesi, patronlara ve holdingci güçlere karşı itibar kazanması, saygın bir uzlaşı zemininin sağlanmasının da ancak bu yoldan geçeceğine inanıyoruz. Sendikanın örgütlenme uzmanları, avukatları gönüllülük esasıyla üretenlerin yöneteceğine olan inançla hareket eder. Başkan, yönetici, uzmanlık gibi unvanlar ise prosedürel makamlardır. Asıl olan üretenler, direnen işçilerdir.
Bağımsız Maden-İş, bu kapitalist üretim biçimi ve sömürü mekanizmalarının tam karşısında mücadele ettikçe gelişmiş, öğrenmiş ve devrimci bir ufka doğru yelken açmıştır. Kendisine güç katıp büyümüş, geliştirmiştir. Bu konuda sendikamızın ölümsüz önderleri Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’in bizlere bıraktığı mücadele mirası ve ruhu olan yolların yolcusu olma pratiği mücadelemize daima ışık tutuyor.
