John Wick… Viki viki vik!

0
268

Film eleştirim John üzerine. Sadece adını söyleyince kimse tanımıyor gerçi. John Wick. Birleşik isim tamlaması gibi artık. John Wick 4. İmgesi de sanırım siyah takım elbiseli kavga eden adam. 2014’den beri süregelen bir macera. Bu seneki, Dördüncü film. Tarihçesini anlatmayacağım size. Filmle ilgili entelektüel bilgiler de vermeyeceğim, hatta inanmazsınız “Yönetmen Tarantino’ya selam çakmış’ ‘Tarkovski’ye öykünmüş’, ‘Kieslovski’vari bir yakınsak ögeyle’ diye başlayan cümleler de kurmayacağım. Sadece arkadaşıma nasıl anlatıyorsam????

Neo-Noir Action Comedy Movie – Kara Mizah Aksiyon Filmi

Ara başlığım iddialı oldu gerçi. Dayanamadım yine. Çünkü filmin türü bir garip. Karanlık tür 40 ve 50’ler sinemasının ışıkla ve uğursuz senaryolarla ilgili bir türü. Aksiyonu zaten biliyorsunuz ama film aynı zamanda bir kara komedi. Ağırbaşlı görselleri ile dövüş koreografisi olan aynı zamanda saçma ve komik bir film. İlginç bir karışım. Neredeyse bütün tanınmış aksiyon filmleri ile dalga geçiyor.

Film 3 saat. İzledim ama. Hem de hepsini. Pekii bakalım aklımda kalan replik ve sahneler neler? Hmm… Replik olarak Keanu Reeves’in bile aklında bir şeyler kaldığını sanmıyorum çünkü bütün film boyunca tüm replikleri ortalama 300 satırdan oluşuyor. Öl-geber-neden?-bırak-burası mı? En çok da -Evet, gibi kısa ve öz replikleri var.  J.Wick’in sahip olduğu en uzun diyalog, Shimazu Koji ile “Sen ve ben uzun zaman önce güzel bir hayatı geride bıraktık, dostum”. Bir de ‘Yaşamak isteyenler ölür, ölmek isteyenler yaşar’ repliği kalmış aklımda ama John Wick’in repliği değil bu da. Ayrıca derin felsefi bir açılım yaratmıyor bana kalırsa, hatta ilköğrenimde yazdığımız manilere gönderme yapıyor kafamın ucunda.

Keanu, Matrix’de meğer bülbül gibi şakımış zamanında. Tarihçe anlatmayacağım demiştim çünkü devam filmi olarak öncekilerden pek bir farkı yok. Eski eşi hariç hiçbir şeye bağlanmayan süper kahramanın filmi olduğu için senaryolar da genel olarak havai bir modda. Karısı ölürken ona bir köpek hediye ediyor, kötü adamlar buna bir nedenle kızıp o köpeciği öldürüyorlar ve işte 4 serilik bir intikam öyküsü ortaya çıkıyor. Bu sonuncuda -ki ona artık 4 diyeceğim- intikamını yeterince alamadığı için tatmin olamamış kahramanımız, emekli olacağı dönemde kışkırtılarak yine gidip birilerini öldürüyor.

Önceki filmde ölmüş olması gereken J.Wick’in hala yaşıyor olup intikamına devam etmesi, asilzade ama tiktok kullanıcısıvari minyon bir oğlan çocuğunu çok sinirlendiriyor. Bu çocuk mafya kast sistemine göre Marki yani yönetici yani bizdeki mahdumlar gibi mafya lideri çocuğu. Böylece J.Wick’in yok edilmesi için bütün gücünü kullanmaya hırsla ant içiyor. John W. kendi cephesinde kimden yardım isteyebilir, diye düşünüyoruz. En yakın arkadaşları ya çok zengin olmuş büyük oteller işletiyorlar ya da saf değiştirip ona düşman olmuş eski chp milletvekilivari adamlar. Zaten John kimseye güvenmiyor, tek desteği kendisi. Ama yine de uyuşturuculu, içkili, alemli kara parasını otel işi ile aklayan Japon dostunun Osaka’daki oteline gidiyor. Dostunun minyon ve küçücük elli-ayaklı kızı da otelin başarılı müdürü ama aynı zamanda küçük bir kızken kendisini koruması için şimdilerde ülkemizde de çok moda olan Krav-Maga dersleri almış harika bir jiu-jitsu dövüşçüsü olan tatlı bir Yakuza (Bu cümlem sarıya boyanacak öyle de anlaşılmaz oldu.). Tabii ki John Wick’den nefret etmektedir. Babasının bu mafya hükümlüsüne yardım ederek bütün düzenlerini bozacağını düşündüğü için sürekli sinirlidir küçük kız. Filmin ilk yarısında sıradanlaşmış Hollywood alışkanlıkları ile belki de sinirli bir öpüşme bekler izleyici kızla Wick arasında. Öpüşme olmaz. Bu arada başka bir otelin (NY Continental) yöneticisi olan, kendisine J.Wick’i öldürme görevi verilmiş yine eski bir dostu, Wick’i öldüremediği için Marki tarafından cezalandırılır ve oteli dinamitlerle patlatılırken, yöneticisi de infaz edilir. Bir de eski dostu ‘kör’ Caine vardır J.Wick’in. Kördür ama en başarılı suikastçidir. Öldüremediği kimse yoktur. John Wick’i öldürmezse kızını öldürmekle tehdit edip onu da üzerine yollar bizim tiktok Marki. Ve daha nice yiğitlerin hepsini J.Wick’in üzerine boca eder.

Senaryo Zafiyeti- Görsel Ziyafeti

Buraya kadar anlattığım senaryo, gece yemeği fazla kaçırdığım için uykumda midemin bana oynadığı oyunlardanmış gibi duyuluyor olsa da değil. Filmin ilk yarısının senaryosu bu. Sonraki bir buçuk saat ise adam öldürme koreografisi. İşte burası başka bir platform.

Video oyunlarından, play station oyun buluşlarından feyz alınmış bir görsel yaratımdan sözetmek gerekiyor şimdi. Öyle bir dövüş koreografisi yapılmış ki. Ben devrim olduğunu düşünüyorum. Naçizane Hartford Üniversitesi’nde sahne dövüş tekniği dersi almış olan ben, dövüş koreografilerine hep meraklıyımdır. Ama meraksız birisi için bile mükemmel bir yeni sistem gelmiş dövüşe. Bu devrimi yapan beyefendinin adı Jeremy Marinas. Bildiğiniz dans gösterisi. Hem de modern dans ile baleyi ve dövüşü birleştirerek yapılmış bir koreografi. Böylesini daha önce görmemiştim. Oyuncu diğer oyuncu ile tango gibi bir başlangıç yaparak yakın dövüşe geçip, sarılacakmış gibi burun buruna gelip boynunu kırıyor. Bazen de modern dans kalıbı gibi arkasından dolanıp, altına geçiyor önüne çıkıp hop diye gözlerini oyuyor. Mükemmel bir estetik. Aklımda hala dövüşlerin estetiği.

Bunun yanısıra sinematografi harika. Işık kullanımı, daha önce de söylediğim gibi loş. Karanlığın, gölgelerin fırça darbeleri uçuşuyor fonda. Müziğin de araba takip ve dövüş koreografilerine müthiş katkısı ile rüya gibi bir katliam filmi çıkıyor karşımıza. Dark Web* gibi bir ortam. Sonuçta çok uğraşılmış çünkü aşırı pahalı bir proje. Milyon dolarlar getirecek.

Film Almanya, Fransa, Japonya, New York ve Ürdün’de çekilmiş. Ekiplerin sırf uçak paraları bile…neyse ailenin eniştesi gibi hesaplara girmeyeceğim şimdi çünkü çok başarılı bir iş. Bir filmin bu kadar çok insanı öldürüp bu kadar da komik olmasını beklemezsiniz ama bunu başarıyor. Paris’in en meşhur turistik mekanlarından biri olan Sacré-Coeur Bazilikası’na çıkan 222 basamaktaki final sekansı zaman zaman aşırı komik anlar içeriyor. Keanu’nun Sisyphus gibi basamakları tırmanıp tırmanıp dövüşüp kayarak ya da yuvarlanarak ve hatta taklalar atarak yeniden düşüp yeniden dövüş için tırmanması zaten trajik olamazdı.

Reeves bu film için 3 aylık bir ön hazırlık çalışması kampına girmiş. İçinde yeni dövüş koreografileri, arabayı son sürat kullanırken asfalta düşen silahı alabilecek kadar eğilip arabayı çarpmamak -tamam araba da özel yapım yerle yeksan ama olsun- ve kondüsyonu artırmak için dolu bir egzersiz ve diyet programı olan kocaman bir çalışma planı. Son Matrix filminde Keanu bir kahraman olarak nasıl iğdiş edilip paketlenmişse, 4’de emeklilik yaşında olmasına rağmen film boyunca kondüsyonu sağlam ve çılgınlar gibi dövüşüyor. Bir efsanenin kendisini tedavi etmesi gibi. Matrix’e nasıl bir kadın eli deyip (Yönetmeni kadın oldu ya) kahramanın imgesini dönüştürmüşse, 4’de de testosteronun erkekleri nasıl delirttiğine tanık olabiliyorsunuz.

 İki dakika da kavga etmeyin be kardeşim diyerek geçiyor film. Tam 100 kişiyi öldürüyor, iki soluklanacak bu sefer 200 kişi geliyor. Bir play station oyunu oynuyormuşçasına kışkırtıyor film sizi. Elinizi PS konsoluna atma hissi oluşuyor sürekli. Buna, drone ile çekilmiş, 3 ayrı bölümün de yukarıdan izometrik görüntüsünü paylaşan efsane sahne de yol açıyor. Sanki Uncharted oynuyorsunuz.

Elyaf harika Bir Ceketle Mermisiz Şık Bir Hayat

John Wick’in ceketi mermi geçirmediği için son derece şık bir zırh. Tabii içine giyilecek gömlek, kravat, pantolon ve ayakkabılar ile saat kombininin takımı tam olarak tamamlayabil… Anlatırken kendimden geçtim, çok uzun oldu.

Öyle bir kostümle bu dövüşleri günlerce yapabilmek de tıp biliminin konusu artık. Son derece ağır ve esnekliği zor diyor bilim. Ama gerçek hayatta son günlerde Polyester kurşun geçirmez kostüm yapımı çalışmaları da aşırı hızlanmış durumda. Bizim de ülkece ihtiyacımız olacağı için ben konuyu takipteyim merak etmeyin. Ancak tabii bu kadar seri hareket serbestisi zor o kostümlerle ve aşırı terlemek de cabası. Çok terletir Allah muhafaza silah elinden kayıverir. Silah dedim de yepyeni silah tasarımları da mevcut filmde. Bunlar için de harekete geçilmiş. Aynılarını önümüzdeki günlerde mahallemizde, trafikte, salonlarımızda görebileceğiz. Kısacası her açıdan yenilikçi bir devrim niteliğinde John Wick 4.

Ben 170 dakikanın sonunda izleyici olarak yoruldum. Daha az adam öldürerek daha etkili bir iletişim yaratabilir miydi izleyiciyle? Bir başka yorgun kişi olan dövüş koordinatörü Scott Rogers, dublör ekibi arasında “bazı çarpma ve morluklar dışında beyin sarsıntısı olmamasından” gurur duyduğunu söylemiş. Ki filmi izleyince hakikaten siz de gurur duyuyorsunuz bu durumla. Bu kadar çok dublör ve kafa kırmalık dövüşler.   Wick Türkçe fitil anlamına geliyor. Yani intikam fitili yakılmıştır ve olaylar gelişir. Bu nedenle JohnWick 5 sırada ve spin-off* Ballerina da 2024’de gösterime girecek. Uykumuzu iyi alıp iyi beslenelim bari. Belli ki daha çok yorulacağız.