Kadıköy’ün Yalnız Çocuğu: Can Gox

0
922

Ulvi: MP3 çıktı mertlik bozuldu. Albümler satmıyor. Artık müzikleri indiriyoruz, para vermiyoruz… Nasıl para kazanacak müzisyenler?

Can Gox: Event olayına döndük artık. Event yoksa bara gitmiyorlar. Eskiden Salı günleri Soul Staff çalardı, Cuma günleri Mojo, Perşembe Garage Band çalardı… Mojo’da, Hayal Kahvesi’nde, Kemancı’da her günün bir grubu vardı… Pop piyasası için de Arto şurada, Hayko, Ümit Besen, Cengiz Kurtoğlu şurada çalardı… Herkesin yeri vardı, günleri belliydi… Şimdi tuhaf bir keşmekeş, vıcık vıcık bir durum içindeyiz. Maslak bilmem ne arenada Selami Şahin, ertesi gün Şebnem Ferah konseri… Mekanların tarzları bitti. Event anlamında ne varsa insanlar ona gidiyor. MP3 konusuna gelelim. Tamam, indirsinler. Ben albümü hala 24 liraya satıyorum. ITunes’dan indirsinler… “Korsan hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye soruyorlar. Ne düşüneyim? Kim dinliyor en çok müziği bu ülkede? Öğrenci! Parası var mı? Yok! Bir albüm 24 TL, iyi de bu çocuk 24 TL’ye 2 gün yaşıyor. Albümü 5 TL den satmadığım sürece korsanla falan mücadele edemem. Ben her seferinde şu albümü 5 TL’ye, hatta 1 TL’ye satmanın yolunu bulalım diyorum. Bu olmadığı sürece albüm hiçbir işe yaramıyor.

Sinan: Albümün sanatçıya hiç mi katkısı yok gerçekten?

Can Gox: Yok, kalmadı! Sadece koleksiyonerler topluyor. O da evinde 1000 tane CD’si varsa… Sıfırdan koleksiyoner olmak isteyen, 1 milyon kişide 3 kişi falandır anca! CD için konuşuyorum. Çünkü o döneme yetişemediler. İsteseler de CD toplayamazlar şu anda.

Ulvi: Türkçe, Blues için uygun bir dil mi?  İngilizce ve o gırtlak yapısını gerektiriyor çünkü.

Can Gox: Çok zorlandım. Prozodl olarak çok zor Türkçe. Başlangıçta büyük dertti. Blues ile türküler çok yakınlaştı benim için. Metin olarak da öyle…

Ulvi: Gırtlak da uygun diyorsun yani? Blues ve türkü olarak baktığın zaman?

Can Gox: Gırtlakta çok zor abi. fonetik olarak tamam ama gırtlakta o kadar zor ki, ben şu anda bile beceremiyorum. Benimki türkü söylemek değil… Türkü, ağızdan ağıza devredilen bir deyiş. Ama ben jenerasyon olarak türkü geleneğine karşı görevimi yapmaya çalışıyorum. Neşet Ertaş “Neredesin Sen” diyordu, ben de diyorum. Datça’da konser verirken 16 yaşındaki çocukların da “Neredesin Sen” dediğini gördüğümde gözlerim doluyor. Ben görevimi o şekilde yaptığımı düşünüyorum. Teknik olarak herkes affetsin, çok özür dilerim teknik hatalarım nedeniyle. Ama gönlümün açık olduğunu, iyi niyetle söylediğimi bilsinler bu yeter benim için. 

BİTTİ