Düşen Kimdi?

0
194

Eş dost sohbetlerinde, sosyal medyada adını daha sık duymaya başladığımız bir kelime DEMANS. Adı ağıza alındığında sesler kısılır, yavaşça, kimse duymasın diye adeta fısıldanır ve “ O, demans olmuş” diyerek haberi verilir. Demans bir insanın hayatının tüm var oluş alanlarını olumsuz olarak derinden etkileyen kronik ve ilerleyici bir durum anlatır. Demans, neredeyse insanın öz varlığına karşı bir saldırıyı temsil eder. Demanslı kişinin bilgiyi hatırlamasını, insanları ve yerleri tanımasını, olup bitenleri anlamlandırmasını ve bunu tanımlayacak kelimeleri bulmasını zorlaştırır. Ayrıca kişinin geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağlantı kurmasını sağlayan zamansal ilişkiye tutunması her geçen gün daha da güçleşir. Demanslı kişi için daha önce yapabildiği şeyleri artık yapamaz olması ve bu duruma ilişkin farkındalık taşıması da gerçek bir azaptır.

Herkesin gözü önünde

Demansla birlikte beynimizin içinde bulunan ve her tür yaşamsal fonksiyonlarımızı yerine getirilmesini sağlayan nöronlar budanmaya uğrar, giderek küçülür, ayrı düşmeye başlar. Beynimiz artık bir bütün olarak kontrolü elinde tutamaz olur. Nöronlar arası bilgi akışı artık doğru işlemez, kesintiye uğrar. Adeta solan yapraklar gibi nöronlar da canlılıklarını kaybetmeye, ölmeye başlar. Demanslı kişi için daha önce yapabildiği şeyleri artık yapamaz olmak ve bu duruma ilişkin farkındalık taşıması da katlanılması zor bir azaptır. Yaşayacakları onca güzel gün, biriktirecekleri onca anı olabilecekken türlü yanlış anlaşılmalara, türlü yanlış bilgilere kurban gider demans hastaları, sosyal kabulden diskalifiye edilirler. Hayatın içinde kalarak yeni deneyimlere ulaşma şansını kaybederek birbirinin aynı geçen günlerinde yaşama şansından uzaklaşırlar. Bu hepimizin gözü önünde olur.

İhtiyaçların basamakları

Abraham Maslow uzun bir süre önce insanın ihtiyaçlarını gösteren ve her birimizin tırmanmak zorunda olduğu bir piramitten bahsetti. İhtiyaçlar Hiyerarşisi adını verdiği bu beş basamaklı piramitin her bir basamağı hiyerarşik olarak insan ihtiyaçlarını anlatıyordu. Merak edilen soru; basamaklar aşıldıkça insanları neyin mutlu ettiği idi. İnsan doğası gereği, kendini gerçekleştirme yani olabileceği şeyi olma arzusuna sahiptir ve bu arzuyu hepimizde vardır. Fakat bu nihai hedefimize ulaşmak için neleri aşmamız gerekir?

 Öncelikle piramitin ilk basamağını geçmek gerekir. Yani en temel ihtiyaçlarımız olan yiyecek, içecek, barınma gereksinimlerimizin karşılanması şartı vardır. İkinci basamakta ise güvenlik, arayışımız ve güven içinde yaşama arzumuz bulunur. Sağlık hizmetlerine ulaşmak, finansal açıdan sağlam olmak, görece adil bir düzen içinde yaşamak bu basamağın konularıdır ve bunlara kavuşmamız gerekir. Bunları halledip üçüncü basamağa ulaştığımızda da sosyal ihtiyaçlarımızı fark ederiz. Çünkü insan yalnızca yiyip, içip, para kazanıp yaşayabilen bir tür değildir. Bizler ancak başkalarıyla iletişim içinde olduğunda var olabilir, kendimizi bulabiliriz. Üçüncü basamak bize insani derinliklerimizi gösterir. Sevgi ihtiyacımız, kabul görme ve ait olma arzularımız karşılık bulmak ister. Piramitin tepesine varmak için kural, her seferde tek bir basamağın geçilmesidir. Dördüncü basamağa ulaşınca saygı ve takdir görme ihtiyacımızla karşılaşırız. Bu aşamada davranışlarımızın altındaki itici güç saygı arayışımızdır.  Bir şeyleri başarmak ister, bu uğurda çabalarımızı ortaya koyar, bu çabalarımızın da takdir edilmesini umarız. Başkaları tarafından bize değer verildiğini, dünyaya bir katkı sağladığımızı görmek isteriz. Böylelikle kendimize güvenir, benlik saygımızı kazanırız. Sonraki adım bizi en son, beşinci basamağa taşır. Bu basamakta durur bir aştığımız yola bir kendimize bakarız. Maslow, “ bir insan ne olabilirse o olmalıdır” der ve işte beşinci basamak bunun gerçekleşeceği yerdir. Onca yolu aşıp onca ihtiyacımızı karşıladıktan sonra içimizdeki potansiyeli dışarı çıkmalı, yeteneklerimiz tam olarak kullanılmalıdır. Yapabileceklerimizin en iyisini yapabilmek için buraya vardık neticede.

Düşüyorum…dikkat!

Peki kişi demans olunca ihtiyaçları yok mu olur? Piramiti demans yüzünden adeta kum fırtınası altındadır.  Basamaklar silinir, zemin kaybolur.  Demans nedeniyle yaşanan bilişsel, fiziksel, duygusal değişiklikler demanlı kişinin ihtiyaçlarının fark edilmesine ve karşılanmasına engel olur. Kendisini ifade etmekte zorlanması, çoğu zaman gerçek gereksinimlerini bizlere anlatamaması onun en insani en temel ihtiyaçlarının fark edilememesine, dikkate alınmamasına, karşılanmamasına neden olur. Üstelik demans hastasının kendisi genellikle hangi ihtiyaçlarının karşılandığından hangi ihtiyaçlarının karşılanmadığından da emin olamaz. Bu durum ne yazık ki kendilerinde paranoya ve korkuya neden olur. Görünen o ki, demanslı kişi piramitte adımlarını koyacağı yeri görememekte, az sonra piramitten aşağıya düşmek üzeredir. Burada hayati bir sorunun sorulup cevap bulması gerekir. Demanslı kişinin yanında olan biz bu duruma seyirci mi kalacağız?

Yeniden yukarıya

Demans dostu yaşamın kalbinde demanslı kişi ve ona bakım veren için kişileştirilmiş, yaratıcı, saygılı çözümler geliştirmek yatar. Demanslı kişinin ihtiyaçlarının var olduğu ve olacağının şuuru ile kişinin kendisini yeniden yaratışın destek olmak amaçtır. Piramitin en üst basamağına çıkış demans hastası için de bir hak, olasılık ve gerçekliktir.

Amaç, bu zorlu yolda yürüyenlerin sadece günü kurtarması, hayatta kalması değil, birlikte yeni ve özel anlar yaşamasının mümkün olduğunu göstermek üzerinedir. Hayata tutunmak yaşama sarılmaya dönüşür ve yine yeniden denebilir. Var oluşumuzun yansıması olarak yaşamı her ne zamanda ve yerde olursak olalım deneyimleyerek yaratıyoruz. Bu da neredeyse neşe ve hayal içinde eylemde bulunabilme becerisi, adeta sanatsal bir yaratımdır. İçimizde var olan bu yetenek başlı başına kaideler ve kurallar arasına sıkıştırılamayan deneyim dünyası olup, bizlerin gerçek kimliğini ortaya çıkarır. Ve demanslı kişi kimliğini kaybetmiş değildir. Kimliğinin devam etmesi için onunla beraber mücadele edeceklere ihtiyaç duyan, özgür ve onurlu yetişkin bir bireydir.