Saka Kuşunun Şarkısı

0
234

Nereye taşınıyorum?

Yaşlılığa bakış açımızda ciddi problemler var bizim. İlginçtir hepimiz yaşlanacağız. Kişisel ve toplumsal geçmişimizin neresinde bir bozulma yaşadıysak yaşlı olmayı normal dışı kabul edip yaşlıları yani aslında kendimizi devre dışı bıraktık, bırakmaya hevesli olduk. Şehrin dış çeperlerine yayılmış ötekilerin yaşamı olarak görülen gecekondular gibi kendimizi her yaş aldıkça hayatın merkezinden uzaklaştırıp, dışına taşımaya isteksiz bir gönüllülükle razı geldik, geliyoruz. Yaşını yeteri kadar ileri gördüklerimizi adeta kollarında tutup biz taşıyoruz.

Bir süre yerel yönetimlerin birinde semtin ileri yaştaki sakinlerine yönelik bir yaşam merkezinde gönüllü olarak çalıştım. Uzun bir süre önce hayata geçmiş bir merkez olmasına rağmen geldiğimde eski günlerindeki canlılığı yoktu. Merkeze gelen sadece bir kişi vardı o da zaten kurulduğu günden beri oraya gelmeye devam ediyordu. Kendisinin çok bilinçli ve ilgili olan oğlu annesi için sosyal hayata karışmasının, yeni arkadaşlıklar kurmasının, farklı faaliyetler ile gününü geçirmesinin önemini bilerek annesini teşvik etmekteydi. 

Dönülmez akşamın ufkunda mıyım?

Genelde böyle merkezlerde gözlemlediğim yaşlılara faaliyet olarak sunulan şeylerin gerçek anlamda onların ilgi alanlarına, yaşanmışlıklarının kabulüne ve değerine ulaşamayan, fark edemeyen, onların sahip oldukları birikimin dışarı çıkıp çoğalmasına imkân tanımayan kısıtlı, kısıtlanmış aktiviteler olduğu. Belki sizler de şahit oldunuz ya da duydunuz; bilmem ne gecesi ya da günü yapılır, yaşlılar sıra halinde masaların etrafına dizilir ve bir şarkı mutlaka çama mutlaka çalar, inanın şarkı ile hiç derdim yok, ama nedir o “dönülmez akşamın ufkundayım… Vakit çok geç; bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!”. Kabul yaşlandılar, yaşlanıyoruz, yaşlanıyorsunuz ama ölmediler, ölmedik, ölmediniz. Yaşayacakları, yaşayacağımız onca güzel gün, biriktirecekleri, biriktireceğimiz onca anı olabilecekken türlü yanlış anlaşılmalar, türlü yanlış bilgiler neticesinde yaşlı yetişkinler sosyal kabulden diskalifiye edilir. Hayatın içinde kalarak yeni deneyimlere ulaşma şansını kaybederek birbirinin aynı geçen günlerinde yaşama şansından uzaklaşırlar.

Aksine yaşlananlar hayat dolu, arzuları olan, isteklerini gerçekleştirmek için çabalayan ve haklı talepleri olan bireylerdir. Genel kanı onları düşkün, işten anlamayan ve amaçsız olarak yaşayan bireyler konumuna itmekte. Halbuki onları asıl engelleyen, tökezleten bu inanışlardır.  

Yaşam merkezine geri dönüyoruz

Semtin yaşlı sakinlerine kapılarını açan merkezinde yeniden eski canlılığına, yaşlılar için yeniden bir yaşam merkezi olma yolunda adım atması gerekiyordu. Bunun için çok çabaladık. Şimdi buradan, çok da uzak olmayan geçmişe bakınca nasıl uğraştığımızı görüyorum. Öncelikle bir soru sorduk kendimize biz nasıl yaşamak isterdik tabii ki eldeki imkanlarla, bize nasıl davranılmasını isterdik bu yaşımızda, o yaşımızda? Belki hayatta sahip olabileceğimiz en büyük şans bir kişinin diğerini önemsemesi, değerini ona göstermesidir. İhtiyacımız olan buydu. Dört koldan semtin yaşlı sakinlerine ulaşmak, gerçekten yaşayan bir yer olması için merkeze farklı alanlardan kişileri davet ettik, ben de onlardan biri olarak orada yerimi aldım. Resim, dikiş kursları, perküsyon çalışmaları, her konuda sohbetler, geziler…Belki diyebilirsiniz herkes bunu yapıyor. Evet yapar ama ortak karar vererek, katılımcıların fikirlerini alarak yaptık biz. Kimseye hazır olarak, işte bu var diyerek sunmadık. Fikir sorarak, nasıl gittiğine bakarak, gerektiğinde dost, gerektiğinde komşu, gerektiğinde uzman, gerektiğinde kızı, oğlu olarak, birbirimizle beraber yaptık.

Yapacaklarımız yeni başlıyordu

Ne yapıyorsak yapalım hepimizin güçlü yönlerinin ortaya çıkmasını, hem şimdi yapabileceklerimize hem de geçmiş yaşamında yapmış olduklarımıza ulaşmasını sağlayan faaliyetlerle günümüzün anlamlı ve dolu geçmesini istedik. Burada önemli olan faaliyet yaptırılan edilgen bir kesimden bahsetmiyor olmamız.  Farkımız; birlikte yapıyor, zevk alıyor, deneyimliyor oluşumuzdu. Keşke geçtiğimiz yaz birlikte olsaydık ve merkezimize gelen ve bizi takip eden yaklaşık yüz semt sakinimizin yemyeşil bir parkta ağaçlar altındaki perküsyon çalışmamıza katılsaydınız. Hatırladıkça, dönüp eski kayıtları izledikçe hala içim hop kalkar hop oturur heyecandan. Anlamlı aktiviteler madem çok geniş bir alanda sürüyor, birçok farklı etkinliği kapsıyor bu bizim için büyük bir şans. Yaşımız ilerledikçe, mümkün olan her yer ve zamanda bizim için anlamlı gelen etkinlikleri seçme ve bu etkinliklere katılmamız teşvik edilmelidir. Etkinlikten zevk almak, değerli hissetmek ve hayatla ilişkimizin gelişerek sürebilmesi bu küçük çabada yatar.  

Saka Kuşunun Şarkısı

Yaşam merkezimizde demans olan kişiler de vardı. Etkinliklerimiz onları da kapsar, onları da mümkün olduğunca uygun olarak her aktivitede yer almaları için cesaretlendirirdik. Aktiviteler, kişide demans nedeniyle meydana gelen fonksiyon kaybını azaltmak, hayatını düzenlemesine yardımcı olmak ve azalan performansı artırmak için ya da daha önce farkında olunmayan yetenekleri hastalığa rağmen ortaya çıkarmak için de vardır.
Daha önce hayatında hiç resim yapmamış, hiç resim dersi almamış demans hastası olan bir katılımcımız yaşam merkezinde resim dersleri almaya başladı. Kendisi 74 yaşında, akademisyen olarak hayatını geçirmiş bir bilim insanıydı. Alzheimer tanısını alalı henüz birkaç yıl olmasına rağmen ne yazık ki hayattan, sosyallikten uzaklaşmıştı. Yalnızdı ve canı sıkkındı. Nasıl olmasın ki? Aradan geçen haftalarda sonuç hepimizi şaşırttı. Kendisi harika çizimler yapıyordu artık daha da önemlisi mutluydu ve hayata karşı daha ilgiliydi. Sonrasında ne mi oldu dersiniz; resimleri diğer grup üyelerinki ile sergilendi hatta biri evimde duvarımda ve bana her gün yaşama sevinci veriyor. Çizdiği saka kuşu adeta en tatlı ve neşeli şarkıları söylüyor. 
Hepimizin içinde şarkısını söylemeyi bekleyen, şarkısını söylemeye hazır saka kuşu var. Özellikle ileri yaştaki kişilerin içinde saka kuşları…