Değildir...
Onca yaşamı geride bıraktım hala sivil bir toplum kuruluşuna (STK) rastlayamadım. Hani şu serbest piyasa savunucusu burjuva temsillerinin, demokrasinin vazgeçilemez gereği, önemli bir piyasa...
“Nasılsın kardeşim?”
“Ya ne diyeyim, iyi diyelim, iyi olsun işte.”
“Aman hepimiz öyle, takma kafana. Ev ahalisi nasıl? Herkes iyi mi?”
“İyiler, iyiler.”
“Canın sıkkın gibi?”
“Biraz öyle... Biliyorsun...
“Çok güzel söylüyor değil mi?”
“Evet. Gülümse hadi gülümse, bulutlar gitsin...”
“Gülemiyoruz ama böylesi bir dünyada.”
“Belki de bunun için söylemiştir. Gülümsetmek istemiştir.”
“Sezen’in tüm şarkılarını beğenirim.”
“Ben de....
Yeni emekli olmuş, kırk yıla yakın öğretmenlik mesleğinden ağlayarak ayrıldığını anlatıyor. “Bir hiç uğruna mı bunca emeği verdik. Bak emekli maaşıma, zaten emekli değilken...
Sen de yüzlerce ben diyeyim binlerce, belki de milyonlarca kez hakkında konuşulmuş, yazılmış, çizilmiş, sloganlar atılmış olabilir. Kitaplara konu olmuş, şarkılarda dile gelmiş veyahut...
Üç erkek kardeş aynı evde bir arada yaşamaktadır. Aileleri onları okumaları, adam olmaları için İstanbul’a yollamıştır. Her ailenin hayali işte... Okusunlar, büyüsünler, iyi yerlerde...
Kerli ferli adamlar oturmuşuz oradan buradan sohbet halindeyiz. Hani öyle ciddi konular da değil. Futboldan, gezmeden tozmadan, gençlik yılları maceralarından... Arada birkaçı borsa, yatırım...