Birlikte Suyu Havalandırıyoruz. Su Çürür Çünkü…

0
473

Sinan: Tamam tamam değiştiriyorum konuyu! Seferihisar’a yerleşiyorsun?
İlkay Akkaya: Evet, iki seneden beri her önümüzdeki ay gidiyorum. Ama bu sefer oluyor:). 
Sinan: Neden böyle bir karar verdin?
İlkay Akkaya: İstanbul çok kalabalık. Birilerinin gitmesi lazım, biz gidelim dedik:). Çünkü orada zaman daha yavaş akıyor Sinan. Daha çok şey üretebilirim. Yazabilirim, çizebilirim, beste yapabilirim, şarkılara kafa yorabilirim. Ben İstanbul’dan gitmeyi çok uzun zamandır istiyordum aslında. Eşim de bunu bildiği için, gitti bir araştırma yaptı bir kış. En uygun yer Seferihisar dedi. Ben de ikna oldum.  Şehre kırk km uzaklıkta, havaalanı yarım saat. İstediğinde şehir hayatı içindesin. O nedenle Seferihisar’ı seçtik. Toprakla da uğraşacağım orada biraz. Badem, mandalina ağacı dikeceğim. Patates, patlıcan, domates, biber… Seramik yapıyorum bir taraftan. Orada bir hocam var. O çalışmaları geliştirmek istiyorum biraz. Kendime ait küçük bir atölye yapacağım orada. 
Sinan: Bir seramik sanatçısı da var yani içinde?
İlkay Akkaya: Sanıyorum çıkacak. Daha yeni yeni yapıyorum ama güzel şeyler yaptım. Bir tane kurbağa testi yaptım:). Sen bilirsin, hamilelik testine kurbağa testi deniyordu eskiden. Ben de bir tane testi yaptım, kurbağa şeklinde. 
Sinan: Ha ha ha ha! 
İlkay Akkaya: Çok güzel oldu ama?
Sinan: İlahi! Çok güldüm ya! Seferihisar “yavaş şehir” bu arada?
İlkay Akkaya: Yavaş şehir evet. Ama sadece bürokraside yavaş! Geri kalan her şey aynı:).
İlkay AkkayaSinan: İnsanların ülkeyi terk etmeyi düşündükleri bir dönemde sen kenti terk etmeyi tercih ediyorsun?
İlkay Akkaya: Ülkeyi terk edemem ki? Etseydim taa o yasaklı zamanlarda ederdim. O zamanlar çok teklifler gelmişti. Almanya’ya yerleşebilirdik. Vatandaşlık alabilirdik… Ama ben başka bir ülkede yapamam Sinan. Sonuçta bir mücadelenin şarkılarını söylüyorum. O kötü koşullar burada olduğu gibi kalırken, oralarda, daha iyi koşullarda, başka bir memlekete gitmek ayıp geliyor bana. Ölmüş insanlar var, cezaevinde insanlar var. Nereye gidiyorsun yahu?
Sinan: Ülkeyi terk eden, terk etmeyi düşünen çok insan var ama?
İlkay Akkaya: Tabii ki kişisel tasarrufudur insanların. Ben bir söz söylemiş, bir söz vermiş insanım. Birlikte bir şeyler yapalım diye çıkmışım. Politik olarak bunun arkasında durmamam kadar rezalet bir durum olabilir mi? Bunun kimseyle de alakası yok üstelik. Ben sözlerimin, şarkılarımın arkasında durmazsam ben mi olurum yani? Kimse için yapmıyorum, yapmadım yaptıklarımı. İş dönüp dolaşıp vicdanıma geliyor. Bir kötülük gördüm, baktım tutamıyorum içimde, bunu anlatmam lazım dedim ve anlattım. İnsanlar işkence görmesin demek benim vicdanımla ilgili bir şey. Bazıları ülkeye bakıp “senin için şunu yaptım, bunu yaptım, senin bana vereceğin bu muydu? O zaman ben de gidiyorum” diyebilir tabii. Ama ülke sana benim için bir şey yap demedi ki? Sen yaptın? Niye onu suçluyorsun şimdi? Öyle değil mi?  
Sinan: Ne kadar direneceksin peki Türkiye’nin bu tımarhane haline?
İlkay Akkaya: Birlikte direniyoruz Sinancığım ya? Öyle değil mi? Bir aradayız bak yine. Sen benim mimiğimden anlıyorsun, “yook” deyişimin nasıl olduğunu. Bu ne kadar değerli bir şey değil mi yani? Birlikte gülebildiğimize göre, birlikte de ülke nereye gidiyorsa gitsin, direneceğiz yine öyle değil mi? Bir de bu direnmek de değil ki aslında…  Bizim var oluşumuz böyle. Böyleyiz yani elimizde değil? 
Sinan: Ama İlkay hakikaten şuna gelmiyor mu?  Dön dolaş…
İlkay Akkaya: Geliyor. “Pislikler!” Diyorum dişlerimi sıkarak:).
Sinan: Of yaa! Bildiğin en ağır laf bu mu?
İlkay Akkaya: Yok daha pis küfür de edebiliyorum ama çok nadir oluyor. Off çok pis hem de!
Sinan: Hııı… Bilmez miyim o “pis” halini! “Eşek” falan diyorsundur en kabası! Zaten istediklerimi de vermedin bana!
İlkay Akkaya: Ne istiyordun ki ya?
Sinan: Manşet vermeliydin! Sağa sola laf çakmalıydın! Neyse artık… Özgür bak son kez soruyorum; bütün cevaplarını aldın mı İlkay’dan?
Özgür: Aldım!
Sinan: Çok can sıkıcı değil mi bu yahu? Bir insandan bütün cevaplarını almış olamazsın? Bütün cevaplarını aldığın insanı niye dinleyesin ki daha?
İlkay Akkaya: Ama işte sonra oluşacak yeni sorular var, onların cevapları var, niye öyle diyorsun:).
Özgür: Biz ayrı ayrı yerlerde de olsak, birlikte yürüdüğümüz bir yoldaydık. Ben bir yerlerdeydim, birisi benim için bir şeyler söyledi. Ben onun için bir şeyler söyledim. Biz zaten birbirimize kenetliyiz. Sen soruyorsun ya hani ülke gündemi hakkında ne düşünüyorsun diye… Ben ne düşündüğünü biliyorum. Cevabını yıllar önce aldım. 
Sinan: Oyyy tamam! Bu röportaj burada biter ve ben çeker giderim! Çok teşekkürler İlkay.
İlkay Akkaya: Ben teşekkür ederim bu güzel sohbet için.