Yanlı da olsa, okumayı bilirsen her siyasal araştırma doğru bir şey söyler…

0
657

Ulvi Yaman: Sevgili Ali öncelikle teşekkür ederim bu sohbeti gerçekleştirmeyi kabul ettiğin için. Sanırım otuz yılı buldu dostluğumuz, iş ortaklığımız… Bu süreçte birlikte çalıştığımız sayısını hatırlayamadığım sayıda bir çok projede gerek siyasi gerekse tecimsel bir çok araştırma yaptın, raporladın, birlikte senin yapmadığın, müşteri tarafından bizle paylaşılan bir çok araştırmayı birlikte okuduk, benim için yorumladın. Malum olduğu üzere gerek seçim dönemlerinde gerekse seçim dönemlerinden bağımsız olarak bir çok araştırma şirketi sürekli siyasal araştırma sonuçları yayınlıyor. Bu araştırma şirketlerinden kimi iktidara kimi muhalefete yakın araştırma şirketleri, az sayıda bağımsız araştırma şirketi de var. Tüm bunlardan bağımsız, bu söyleşide senden siyasal bir araştırma önümüze düştüğünde nasıl bakmalıyız, nasıl okumalıyız, satır aralarını, araştırmanın bize söylediklerini, sakladıklarını nasıl anlayabiliriz onu konuşacağız.

Ali Gizer: Sevgili Ulvi, sorulara geçmeden bir teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle sana tabi. Dolandırmadan söyleyeceğim. Reportare adına benimle röportaj yaptığın için teşekkür etmek istiyorum. Bunu yıllardır beklediğimi de gizlemeyeceğim bu arada. Yani düşün on senedir bekliyorum. Çünkü Reportare önemsediğim bir platform. Sizin röportaj yaptığınız her insanı okudukça kendimi şöyle teselli ettim. Normal canım, bu insan varken şimdi niye benimle konuşsunlar ki diye. Şimdi artık benim de Reportare’de bir röportajım var. Yarın daha farklı hissedeceğim kendimi. Reportare’de röportajı olan birisi gibi hissedeceğim.

Ulvi Yaman: Her şeyden önce araştırma şirketi bağımsız olmalı ve gerek ulusal, gerekse uluslararası bir takım etik standartlarına uymayı taahhüt etmeli diye biliyoruz. Olması gereken bu. O zaman ilk soru şu, siyasal araştırmalarda araştırmayı yapan şirketin gerek hükümetle gerekse muhalefetle olan ilişkisi bizlerin araştırmayı okumakta, inanmaktaki pozisyonumuzda bir kriter midir? Bir kriter olmalı mıdır?

Ali Gizer: Kısa yanıt evet. Bir kriterdir elbette. Ancak bu soruya, tabi ki çizdiğin çerçevede, yanıt verirken, hemen her iş alanı için geçerli olan iki temel konuya değinmek gerekiyor.

Birincisi, bir araştırma şirketi olarak, araştırma hizmetini vermenize olanak sağlayacak şekilde pazarda karşılaşabileceğiniz ana müşteri gruplarının hangileri olduğu. Neredeyse dünyanın her yerinde ve Türkiye’de de araştırma sektörünün müşterileri iki ana gruba ayrılır. Birincisi özel sektör, ki yoğun olarak bu gruba hizmet verilir. Neden? Çünkü sayıca daha çok aktörün olduğu bir grubu oluşturur. İkincisi ise kamu sektörü, yani kısaca Devlet olarak da ifade edebiliriz. Bu gruptaki aktör sayısı özel sektör ile karşılaştırınca elbette ki daha düşük. Ancak buna karşılık yarattığı iş potansiyeli olarak hem sayısal açıdan hem de ciro etkisi açısından küçümsenmeyecek bir müşteri grubu elbette.

Kamuoyu geneli araştırma şirketlerinin isimlerini daha çok seçim dönemlerinde duyar. Ama bu şirketler sadece seçimden seçime çalışmazlar, sürekli olarak faaliyetlerine devam ederler. Dolayısı ile bu faaliyetlerine devam ederken de her iki müşteri grubu ile de çalışabilirler. Yani seçim dönemleri dışında da birçok araştırma şirketinin zaten Devlet, Türkiye gibi ülkelerde ise siyaset ile doğrudan ticari ilişkileri vardır. Bu ticari ilişki seçim arasındaki dönemlerde de devam etmektedir. Ancak kimi araştırma şirketleri siyasal araştırmalarını sadece seçim dönemlerinde yaparak, aradaki dönemde Devlet ile hiç ilişkide olmayabilirler.

Ben genel olarak Devlet ile çalışmamayı tercih eden grupta yer alıyorum. Bu Devlet işlerini yapmaya istekli olmadığımdan değil, aksine kamu projeleri hem çok kapsamlı hem de topluma değer katan çalışmalardır. Ancak kamu sisteminin siyasal sistem ile fazlasıyla karıştığı ortamlarda Devlet ile çalışmak kesinlikle siyaset ile de bir ilişkiye girmek anlamına gelir. Türkiye ne yazık ki bu açıdan talihsiz bir ülke. Devlet hemen hemen tüm organları ile siyasete bağlı olarak pozisyon ve karar alabilen bir yapıda.

Buradan da net anlaşılacağı üzere, araştırma şirketlerinin sadece seçim dönemlerinde değil, zaten sürekli olarak partiler ile ilişkileri olmaktadır. Önemi olan bu ilişkiyi nasıl yönetebildiğiniz veya yönetemediğiniz.

Bu noktada, ikinci ve daha önemli olan konu çıkıyor karşımıza. Araştırma şirketinin, müşterisi ister özel ister sektörden ister kamu sektöründen olsun, araştırmasını hangi etik ilkelere bağlı kalarak yaptığı ve sonuçlarını ne ölçüde takip edebildiği ile ilgili kısım.

Kamu veya özel sektör fark etmez aslında toplumda değer üreten herhangi bir unsurun temel etik kurallara bağlı kalarak çalışmasını yapması gerekir. Araştırma sektörü için bu kuralların neler olduğunu öğrenmek kolaydır. Hiç bilmeyen ESOMAR’ın, yani Avrupa Fikir ve Pazarlama Araştırmaları Derneği’nin sitesinden araştırmacılığın etik standartlarına rahatlıkla ulaşabilir.

Bu standartlar bir araştırmacının, araştırma öncesinde, süresince ve sonrasında hangi etik kurallara uyması gerektiğini; uymasının hem kendisi hem müşterisi hem de toplumun geneli için neden önemli olduğunu açıkça izah etmektedir.

Buna göre bir araştırmanın doğru olmasından araştırma şirketinin kendisi sorumludur. Siyasi araştırmalarda ise, araştırmayı doğru bir metodoloji ile yapmayı saymıyorum bile, en önemli sorumluluk alanı yayın aşamasıdır.

Bu konuya ESOMAR meslek etik standartlarında özel bir bölüm ayrılmıştır ve araştırmacının, kendisinden doğrulayıcı bir görüş alınmadığı halde bir araştırmanın yayınlanmasına izin vermeyeceğini iş akdinde belirtmesi gerektiği, yayınlanan araştırma sonucunda toplumun kanaatini çarpıtıcı bir sonuç olduğunda ise bundan araştırmacının birincil derecede sorumlu olacağı açık ve net olarak bildirilmiştir.

İşte eğer bir araştırma şirketi bu etik standardı karşılayamayacağını, daha doğrusu savunamayacağını düşünüyorsa kesinlikle ne Devlet ne de herhangi bir siyasi parti ile çalışmamalıdır. İşsiz mi kalır peki? Elbette ki hayır. Bütün bir sektör bu kuralı harfiyen uyguladığı halde araştırma şirketleri işsiz değil, kamunun kendisi araştırma şirketsiz kalır.

1
2
3
4
5
6
7
Önceki İçerikOyun Oyun İçinde…
Sonraki İçerikPandemi, Eğitim, Gerçekler…
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project