Ulvi Yaman: Anket soru formunun hazırlanışı, soruların dağılımı, çoktan seçmeli sorulardaki öncelik sırası, olumlu/olumsuz soru çeşitleri bir araştırmayı ne kadar manipüle edebilir. Bu soru formu nasıl olmalı biraz anlatır mısın?
Ali Gizer: Yine kısa yanıtla başlayalım. Çok manipüle edebilir. Anket hazırlamak senaryo yazmak kadar incelikli bir iştir gerçekten de. Sürekli de geliştirmeye açıktır. Sorular, soru tipleri, çok önemli bir konu olarak kullanılan ölçekler ile kullanılacak dil ve senin de belirttiğin gibi akış. Bunlara büyük bir hassasiyetle karar vermek gerekir. Tıpkı aristokrat bir sofrada çatal, bıçak ve kaşıklar ile bardakları dizmek kadar lüzumsuz görünen ama incelikli bir çalışma.

Müşteri her toplantıda bir soru ekleyip bir soru çıkartarak sizi zor durumda bırakabilir. Üşenmeden her yeni giren bilgi parçacığına yer bulmanız lazım. Yoksa ne olur? Yoksa anket çekiçle ve zorla sıkıştırılmış yap boza döner. Evet günün sonunda kare bir şey elde edersiniz ama ortaya nasıl bir resim çıkar ve bakan ne anlar belli olmaz. İşte ankette de bir resim çiziyorsunuz ve bakandan yani yanıtlayıcıdan size anlamlı bir sonuç vermesini bekliyorsunuz, olacak iş değil.
Siz ne kadar saklarsanız saklayın anket enformatik bir dokümandır. Bu arada anket diyorum, ama buna geniş anlamda araştırma enstrümanı da diyebilirsiniz. Bir gözlem aracı yani. Bir de neyi biliyoruz artık kesin olarak? Çift yarık deneyi bize net olarak gösterdi ki, gözlemci gözlem konusunu bozar. Araştırmacının kendisi zaten gerçek bilgi ile gözlenen bilgi arasında bir yerde ve bir enterferans unsurudur. Bir de buna elindeki aracı eklerseniz, içinden çıkılmayacak zor bir durum ile karşı karşıya kalırsınız.
Öyle bir anket tasarlamalısınız ki, siz anketi yapıp kişinin yanından ayrıldığınızda kişinin araştırdığınız konu hakkındaki bilgi seviyesi ve kanaatleri değişmemiş olsun. Çok zor, hem de gerçekten zor. Araştırmacı kendisini bu konuda sürekli ve sistematik olarak eğitmeli. Her yapılmış araştırmasından sonra akışın etkisini muhakkak analiz etmeli. Hatalarını tespit etmeli ve bunlardan sakınmalı.
Geçenlerde bir araştırma modelledim ve buna ait anketi de tasarladım. Müşteri tarafından, danışmak şeklinde bile değil, bir eleştiri geldi. Tasarlanmış anketin ölçekleri hatalıdır, Likert ölçeği beşli olmalıdır, lütfen düzeltilsin diye. Yanıtım basitti tabi benim. Kullandığım ölçek Likert değil.
Biz hala elbette ki disiplinimiz için çok önemli bir araştırmacı olan Rensis Likert’in 1932 tarihli ölçeğinin ötesine geçemeyen bir anlayışa yeni ve unortodoks araştırmaları anlatmaya çalışıyoruz. Küçümsemek için söylemiyorum ama, T model arabaların müşterilerinin görüşlerini ölçmeye çalışan bir ölçek ile günümüz teknolojisi ile yaşam unsuru haline gelmiş olan mobil sistemleri ölçmeye çabalamaya benziyor bu.
Ulvi Yaman: Bir siyasal araştırmanın yöntemi sence nasıl olmalıdır? Kalitatif, kantitatif, Kati, Fokus Grup gibi bir çok teknik var, buna son dönemlerde yeni yöntemler de eklendi. Hybrid araştırmalar da çok görmeye başladık. Ne dersin?
Ali Gizer: Aslında, adını yeni koyduk veya duyduk diyelim. Araştırmacılar zaten uzun yıllardır araştırmalarını hibrid yani karma metotlar ile yapıyorlardı. Özellikle işini iyi yapmaya çalışanlar. Bir niceliksel araştırmayı modellerken dahi, aslında niteliksel araştırma yöntemlerinden yararlanırsınız. En azından araştırmacının kendisi yararlanır.
Ama burada yöntem seçerken, bu iyi şu kötü veya bu yeni şu eski diye bir şey yok. Araştırma yöntemi kesinlikle araştırma konusuna göre seçilir. Modellerken yapılacak tercihi belirlemede en önemli unsur budur. Bunu dışındaki yaklaşım ve düşünceler bir modayı takip etmenin ötesine geçmez. Çok güzel bir yöntem dahi kimi zaman çatalla çorba içmeye benzer.

Bir de yöntem ile tekniklerin birbirine karıştırılması sorunu var. Yani online yöntemini kullanıyor musunuz diye sorarlar. Ne gibi dediğinizde ise online anket yapıyor musunuz derler. Sonuçta kullanılan tekniğin niceliksel bir yöntem olduğunu fark etmez insanlar. Online araştırma da niceliksel, niteliksel veya karma olabilir. Bu yöntem değil tekniktir çünkü. Aynı şekilde CATI, odak grup gibi kullandığımız ifadeler de yöntem değil teknik ile ilgili uygulamaların adlarıdır.
Ama yine soruna dönersek, ben araştırmalarımı karma yöntem ile yapmaya eğilimliyim. Bu eğilimden çok bir zorunluluk aslında. Yani sadece bir yöntemi kullanarak bir sonuca ulaşmak o kadar zor ki. Hatta kimi zaman mümkün bile olamıyor. Yaşam öyle değil çünkü. Yaşam sadece sayılardan veya düşüncelerden oluşmuyor. Yaşam bunların bir karması. Ancak sonuçların sunumunda anlaşılır dile uygun olarak yöntemi niceliksel veya niteliksel olarak ifade etmemiz gerekebiliyor.
Ulvi Yaman: Araştırmayı yapan şirket, sahadan gelen dataya ne kadar güvenebilir. Yani anketörün o anket formlarını evde kendi doldurmadığını, yönergede yer alan yaş, cinsiyet, bölge vb. kriterlere uyup uymadığını anlayabilir mi? Bunun için bir kontrol mekanizması var mıdır?
Ali Gizer: Çok rahatlıkla anlaşılır. Hani denir ya, uyduruk anket yüz metreden kendisini belli eder. İyi bir araştırmacının, bir anketin doğru olup olmadığını anlaması çok zor değil. Ama tabi bu deneyim kısmı işin. Deneyim de geçerliliği olan bir güvenilirlik aracı değil. O yüzden sizi sıkmadan biraz da işin teknik kısmını anlatayım. Bir de şunun altını çizeyim açıklamaya girmeden. Araştırma sektörü de eskisi gibi değil. Yani geçmişte birçok uygunsuzluk yaşanmıştır. Ama sektördeki herkes de bilir ki bu uygunsuzluklar sizin geleceğinizi büyük tehdit altına alır. Sürdürülebilir bir hizmet üretemez hale gelirsiniz. Araştırma her pozisyonu ile ciddiyetli bir meslektir. Yani sanıldığı gibi öğrencilerin boş zamanlarında para kazanmak için yaptığı bir uğraş değildir. O çok eskidendi.
Öncelikle, biraz da hatalı olarak kullanılan, serbest saha denilen yöntemden bahsedelim. Toplum genellikle bu tip anketler ile karşılaşır ve tüm araştırmaların böyle yapıldığına dair bir genellemeye sahip olur zihninde. Oysa ki serbest saha çok nadiren kullanılır. Serbest saha denildiğinde tabi akla şu geliyor, kelimeden dolayı, anketör önüne çıkan ile görüşüyor sanılıyor. Tesadüfilik de aynı şekilde yanlış anlaşılır. Bu terimler aslında, araştırma nüfusundaki her bireyin araştırma örneklemine dahil edilme ihtimallerinin eşitlenmesi anlamında teorik karşılığı olan ifadelerdir.
Dolayısı ile bir araştırma şirketi tarafından yapılan bir araştırma, dildeki genel kullanımı anlamıyla, ne serbest yapılır ne de tesadüfi olarak. Önemsiz bir açıklama gibi görülse de zaten gerçek ve olmayan anketi ayırabilmenin püf noktası da burada.
Araştırmacı, saha çalışmasına başlamadan önce, ya gidilecek yer ya da görüşülecek kişi olarak ne yapılması gerektiğini bilir. Yani araştırma nokta atışı görüşmeler yapar. Bütün görüşme ihtimalleri önceden belirlenir. Eğer bu görüşme gerçekleşmez ise, buna alternatif olacak ikameler de yine aynı şekilde önceden belirlenir. Yani kişisel bilgileri olarak söylemiyorum ama, kiminle görüşüleceği çok bellidir. Anketörü sokakta karşınıza çıkan birisi olarak kabul edersiniz genellikle. Ama o anketörün neden orada olacağı, kiminle görüşmesi gerektiği, hangi görüşmenin geçerli kabul edilip edilmeyeceği daha sahaya çıkmadan bellidir.
Her araştırma ekibi kendi içinde, daha sahadayken bile kontrol mekanizmalarına sahiptir. Bunlar pek görülmez ama her ekibin bir takipçisi vardır. Araştırmanın türüne göre sürekli bir saha gözleme durumu vardır. Ancak bu da yeterli değil. Saha sonrası kontroller de var. İç tutarlılık kontrolleri, gerekli hallerde yanıtlayıcı ile iletişime geçerek kontrol etme en çok kullanılanlar. Burada bahsettiğimiz konu, güvenilirlik ve geçerlilik başlığı altında toplayabileceğimiz çok derinlikli bir literatür. Sadece anketörün doğru görüşmeler yapmış olması bu elde edilen verinin kullanılması için yeterli değildir. Sahada çok sayıda görüşme yapabilirsiniz ama kabul edeceğiniz net görüşme sayısı bunun çok altında olabilir.
