Ulvi Yaman: Bir başka konu da araştırmanın sahasının yapıldığı süre… Yani araştırmanın sahadaki başlangıç ve bitiş tarihlerinin hangi aralıkta olması gerekiyor. Özellikle bizim gibi gündem yoğun ülkelerde araştırmanın sahası uzadıkça gündem bağımlı cevaplarda sapmalar olabiliyor, en doğru süreç nasıldır, nasıl belirlenmelidir?
Ali Gizer: Bu da çok önemli bir soru. Yanıtım yine araştırma amacına göre değişir olacak. Daha doğrusu araştırma konusunun dış etkenler ile etkileşimine ve bu etkileşimin yoğunluğuna göre değişir diyeceğim. Ama bu etkileşimden daha önemli bir husus daha var. Etkileşim çok yoğun olabilir ama araştırma konusunun bu değişime tepki verme süresi değişiklik gösterebilir. Araştırma konusunun değişim gösterme ve tepki verme süresi çok uzun olabilir.
Ama böyle bir soru olunca, yine de büyük ölçüde siyasi araştırmalar akla geliyor tabi. Öncelikle soruda belirttiğin yönde bir etki olduğunu kabul ettiğimi söylemeliyim. Araştırmanın başlangıcı ile bitişi arasındaki sürenin uzunluğu, bilgisine başvurduğumuz bireylerin yanıtlarında değişimlere neden olabilir. Önemli olan bu değişimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bir bilgimiz var mı. Bu noktada biraz deneyimin yararı olduğunu söyleyebilirim. Ancak deneyimi olmayan çaresiz mi, elbette ki hayır. Ancak bu konuya çalışmış olması lazım. Çok okuyup fenomenler ile bunları etkileyen dış unsurlar arasındaki etkileşime dair fikir sahibi olması gerekir.
Aslında her araştırma bize bu konuda bir şeyler öğretiyor. İyi bir araştırmacı araştırma bittikten sonra da her fırsatta elindeki veri setini inceleyerek bir takım yeni keşiflerde bulunabilir. Ayrıca bir araştırmacı yıllar boyunca farklı farklı konularda yaptığı araştırmaları tek bir büyük araştırmaymış gibi bir bütün olarak da anlamak kabiliyetine sahip olmalıdır bence. Böylelikle bu bahsettiğimiz etkiden kendisini ve çok değerli araştırmasını koruyabilecektir.
Ulvi Yaman: Her siyasi araştırmada karşımıza çıkan bir şey var; “Kararsızların Dağılımı” bu kararsızların ve/veya nötr cevap verenlerin dağılımı nasıl yapılıyor, nasıl yapılmalı? Burası manüpilasyona açık bir yer midir? Doğrusu nasıldır?
Ali Gizer: Hem de çok açık bir yer. Hele ki bu dağılım, zayıf varsayımlar ve yine aynı zayıflıktaki ek veri setleri ile yapılıyorsa. Kafadan yapılmasını saymıyorum dahi. İtibar edilecek bir şey değil. Evet deneyim önemli ama, deneyim mantıksal bir denetim aracı olarak kıymetli burada.
Şimdi senin sorunun biraz daha çetrefilli kısmına gelelim. Acaba bu yanıt alamadığımız kişiler kararsız mı, yoksa araştırmada sıklıkla karşılaşılan ve katılım önyargısı veya yanıtlanmama hatası olarak adlandırdığımız bir durum ile mi karşı karşıyayız. Araştırmacının her ikisi arasındaki farkı iyi ayırt edebilmesi gerekir. Eğer bu bias ile karşı karşıya iseniz hiçbir metot sizin kararsızları doğru bir şekilde dağıtmanıza olanak sağlamaz.

En meşhurundan bahsedelim mesela. Bunu bilmeyen araştırmacı yoktur zaten. The Literary Digest dergisi 1936 Amerikan Başkanlık seçimleri öncesinde okurlarına on milyon anket postalıyor ve dörtte bir oranında geri dönüş alıyor. Rekor bir sayı yani. 2.4 milyon anketten bahsediyoruz. Analizler sonucunda Cumhuriyetçi Alf Landon’un 531 oyun 370’ini alarak başkan olacağını öngörüyor derginin analistleri. Seçimlerde Landon sadece sekiz oy alabiliyor. Landon bir önceki Başkan olan Hoover’ı yenerek Cumhuriyetçilerin adayı oluyor bu arada. Müthiş bir başarı. Kazanan başkan ise Demokrat aday Roosevelt. Araştırma tarihine en önemli kararsız dağıtımı başarısızlığı olarak geçtiğini söyleyebiliriz. Neden, Demokratlar yanıt vermiyor çünkü.
İyi bir araştırmacının kararsızlık durumu ile çok ama gerçekten çok nadiren karşılaşacağını bilmesi gerekir. İnsanların özellikle de siyasal konularda kararsız olma durumları çok geçicidir. Birey kararsız olmayı sevmez, ancak kararını ifade etmekte sorunlar yaşayabilir. Buna göre esasen yanıtsızlık ile karşılaşırız araştırmada. Bu nedenle araştırmacının bireyin aldığı karar ile ilgili fikir sahibi olmasına olanak sağlayacak veriyi araştırma sırasında veya belki de başka bir araştırmada üretmiş olması daha doğru olacaktır. Ancak bundan sonra, kararsızların değil belki ama yanıtsızların dağıtımdan bahsedebiliriz.
