MELDA ONUR: 1993 yaz sonunda, kadroda ciddi bir değişim oldu: Ufuk Güldemir başa geldi, büyük kalabalık bir ekiple, Gülgün Feyman, Pınar Türenç… Bütün kadroyu dağıttı ama nedense biz küçük bir ekip kaldık, sevdi bizi. Bana da “başka hiçbir şeyle uğraşma, sadece ekonomi yapacaksın” dedi. 2 yıl ekonomiye devam ettim, sonra İkitelli’ye taşındık. O süreçte Hande Mumcu’yu kaybettik, o günlerimiz çok acılıydı, gitti arkadaşımız. Trafik kazası işte, hatırlarsın. Sonra Ufuk Güldemir Milliyet’e gitti, Erol Aksoy’la anlaşamadı sanırım. O gidince Mehmet Tezkan kaldı ama Aksoy sürekli karışıyor, benimle de uğraşıyor bir şekilde. Banka haberlerim zorla giriyor veya girmiyor, bileşik faiz oranları gibi yaptığım haberler için “bunlarda hata var” demeye başladı. Meslek etiği açısından bunlar bana hiç uygun değildi, o güne kadar da görmemişim böyle şeyler, tartıştık biz Erol Aksoy’la. Bana “sen ekonomiden anlamıyorsun, git başka bir şey yap” dedi. Mehmet Tezkan’a da aynen böyle söylemiş…. Şimdiki aklım olsa, kalırdım belki, geç işte başka bir servise, magazin yap, spor yap filan…
MİA: Senden magazinci olur mu, içinde mi kalmış nedir?
MELDA ONUR: O zaman hiç doğru düzgün magazinci yoktu ki hatırlarsan, geçseydim şimdiye magazinin kraliçesi olurdum belki, ama işte çok dik kafalıydım, “o mu karar verecek benim ne yapacağıma” dedim, ciddi bir tazminatı da içeride bırakarak istifamı bastım! Sonra bir yıl kadar Kanal D’nin bir dış yapım programında çalıştım. Ekovizyon, Şeref Özgencil. Hem editörlük yaptım, hem de sunuculuk. Daha istikrarlı bir dönemdi benim için.
MİA: Sanırım bizim ilk tanışmamız o dönemler… Meslekten tabii, Melda Onur’un programı diye anımsıyorum, net.
MELDA ONUR: Sen de büyümüşsün o arada Sonra, program tıkandı bir şekilde. Star’a böyle bir program yapalım diye teklifte bulunduk. Star’a geçtik, Eko-haber programı. O arada Ufuk Güldemir tekrar Star’a döndü, biz devam ettik. İşte 28 Şubat süreçlerini orada yaşadık. Ufuk’la çok iyiydi aramız, ama beni işten çıkaran da o oldu sonunda… Ben çok inatçıydım, rahmetli de çok dediğim dedikti, biraz da ekran önüne çıkmamak için ayak direttim.
MİA: Neden? İyisin hâlbuki ekranda? Düşünüyor musun acaba yeniden geri dönmeyi?
MELDA ONUR: Televizyonculuğa mı? Hayır. Ama gazeteciliğe evet! Neden bilmem, çok sevmiyordum ben televizyonculuğu aslında. İstesem şu anda da araştırıp bir yerlerde program yapabilirim ama istemem. Gazetecilik başka. 
MELDA ONUR: Ben hep programın gerisinde, mutfakta olmayı sevdim. İlk blue box, virtual reality denilen şeyler gelmiş, Ufuk dedi ki “hadi sen bunlarla borsa bültenini sunacaksın artık”. Yönetmenle bir deneme çekimi yaptık o gün, çok beğenmişler ama ben istemiyorum aslında. Ufuk “hadi bu akşam başlıyorsun” dedi bana, “yok” dedim, başlayamam bu akşam, işte saçımın boyası var, hazır değilim dedim, tartıştık biraz. “Ya bu akşam yayına çıkarsın ya da..” dedi bana, odasındayız. “Ya da hiç mi diyorsunuz” diye sordum. “Aynen” dedi, ben de “hiç çıkmamayı tercih ederim” dedim, çıktım odasından. 10 dakika sonra personel müdürü geldi, “Ufuk Bey artık sizinle çalışmak istemiyor” diye… Sonra çok ağlamış, söylenmiş arkamdan ama… Bitti öyle. Çok ciddi prensipleri olan bir adamdı, ama benim de inadım vardı işte. Giderek sektörden de soğumuştum, aslında iyi bir TV habercisiydim. Ufuk bizi çok iyi eğitti. Çok çok iyi bir haberciydi. Ama ben bir mutsuzdum işte artık, öyle de bıraktım. Kısa bir dönem, geçiş dönemi diyelim, Ilıcak’ların Akşam Gazetesi’nde çalıştım. Sonra da 1998’de arkadaşlarımla Camev diye bir yapım ve prodüksiyon şirketi kurduk: Ben, Meliha Okur, Şaziye Karlıklı, başka bir iş kadını arkadaşımız. Bir süre kurumsal kitaplar ve kurum belgeselleri yaptık, PR işini pek yapmıyorduk ama çok güzel kitaplar yaptık, “Migros’un Tarihi” gibi. Büyük organizasyon olarak da İstanbul Metrosu’nun açılışını yaptık. Hani duruyor ya hala, Taksim metrosundaki dev fotoğraflar…
MİA: Bir gün beraber geçtiğimizde sen anlatmıştın bize fotoğrafları gösterip, Nazım Özgün hala her geçişimizde söylüyor: Bak, Melda’nın fotografları!
MELDA ONUR: Canım Nazım…! Evet, o fotoğraflar bizim eserimiz. Bir süre daha devam ettik, sonra Meliha ayrıldı, diğer arkadaşımız da. Biz Şaziye ile 2001 krizine kadar devam ettik ama o krizde dayanamadık artık…
