Gönüllerin Gönüllü Vekili…

0
930

MİA: Hadi devam edelim, yoksa sabahlayacağız! Ne oldu Ankara gazeteciliği sonra?
MELDA ONUR: Rahmetli Yavuz Gökmen’in bana çok emeği geçti. Dedi ki bir gün, “İstanbul’da öğrendiklerini unut sen, biz seni buradan sıfır Ankara muhabiri yetiştireceğiz. “ Hakikaten beni o zaman her yere gönderdi. Basın kartım yok. O zaman zordu almak. Dolayısıyla Meclis’e giremiyorum. Orhan Uğuroğlu beni kavga dövüş sokuyor her seferinde. Genelkurmay’a bile gidiyorum. Hiç unutamadığım bir şey; bir Eurovision Şarkı yarışmasını izlemeye gittik. O sene Timur Selçuk’un kızı Hazal yarışıyor…
MİA: Hazal, benim liseden sınıf arkadaşım. O sene bütün yılı Eurovision’la geçirdik biz. Hiç unutmuyorum, okulun kapısında gazeteciler beklerdi, biz arkada kapıdan Hazal’ı kaçırırdık…
MELDA ONUR: İşte o gazetecilerden biri de bendim! Tabii Ankara’da! (Kahkahalar) Birlikte o geceyi izlemeye gittiğim arkadaşlarımdan biri de İzzet Kezer. Sonra Newroz’da vuruldu… Dünyanın en iyi insanlarından biriydi. Magazinci değildi ama gececi oydu.. Seneler sonra, ben Paris’te çalışırken, haber geldi. Hiii! İzzet’i vurmuşlar! İnanamadım! Çok kanlı bir Newroz’du o… 
MİA: Ne acaip ülkeyiz! 
MELDA ONUR: Her zaman! 
MİA: Peki ne kadar sürdü Ankara macerası?
MELDA ONUR: 4 ay ama 4 sene gibi. Hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri de o 4 ay içinde oldu zaten: O gittiğim Devlet Planlama Teşkilatı AT kursunda bir sınav açtılar, Fransızca sınavı. Geçersen Fransız hükümeti burs verecek. Ben o sınava girdim, bir salon dolusu insan. Fransızca ama, dil sınavı değil. Konulu. Yazdım bir şeyler çıktım, unuttum gitti sonra. Hatta o yaz, Fransız Kültür bana çok özel bir yaz kampı bulmuş, çıktım Ağustos ayında Paris’e gittim. Böyle kaya tırmanışı, kano, doğa sporları. 3 gün Paris, sonra doğadasın. Müthişti! Döndüğümde, annem “seni Fransız Elçiliği’nden aradılar” dedi. Aradım, “sınavı kazandınız ama bir de sözlü sınav var” dediler. Olur deyip atladım gittim. Asil Nadir dönemi tabii, para da çok, bilet diyorsun alıyorlar 🙂 

Dört kişi var sözlüde, verdim döndüm. Aradan zaman geçti, aradılar “kazandınız” diye. Çok sevindim, “amanın burs kazandım!” Ama bilmiyorum hiç, nedir ne değildir? Bana ilk soruları: “Hangi Bakanlık’tan geliyorsunuz?” oldu. “Ben bakanlıktan gelmiyorum, gazeteciyim” dedim. “Nasıl olur? Bu sadece kamu personelinin girdiği bir sınav?” diye şaşırdılar. E ben bir ara kontenjan açıldığında girmiştim. “Ama olmaz o zaman alamayız sizi bu okula, sadece devlet memurlarını alıyoruz” dediler. Yapacak bir şey yok deyip, döndüm. Birkaç gün sonra tekrar telefon: “Melda Hanım, acaba ileride memur olmayı düşünür müsünüz?” “Düşünürüüüm? Niye olmasın?” dedim. Okulun ilk ayını kaçırmışım ama olsun. Gittim gazeteye, böyle bir okul kazandım ben diye. Osman abi, “hemen git sen” dedi ve ben bir yıllığına yeniden Fransa’ya gittim. İnanılmaz güzel bir okul kazanmışım da farkında değilim. Başbakanlık’a bağlı Uluslararası Kamu Yönetimi Akademisi. Okul koloni döneminde, kolonilerdeki memurları yetiştirmek üzere açılmış, ama koloni kalmayınca, gelişmekte olan 3. Dünya ülkelerinin memurlarını eğitmeye başlamışlar. Asgari ücret kadar burs veriyorlar. Harika bir yerleşim yerine yerleştirdiler beni, Fransa’da öğrenci olmak zaten şahane bir şey! Her şeyi yapıyoruz! Okul bir hafta kayağa, bir hafta Brüksel’de Avrupa Topluluğu’na staja götürdü. Normalde devlet memuru olsaydım, başka bir ülkedeki Fransız büyükelçiliğine gidecektim staja, ama  memur değilim diye göze alamadılar. Ben de gazeteci olduğum için Maliye Bakanlığı’nın basın bürosunda çalıştım. 2 hafta Antenne 2 televizyonunda çalıştım, sonra da bir hafta La Voix de Norde diye bir yerel gazetede… Direnişin gazetelerinden biridir. Okulu da nasıl olsa memur olmadığım için pek takmadım, epey kötü de bir dereceyle bitirdim ama sorun değildi. Sonuçta gazeteciydim ben ve oradan alınan sertifika, memur için önemliydi. Dünyanın her köşesinden arkadaşlarım oldu, mesela Meksika Merkez Bankası’ndan bir memur, Papua Yeni Gine’den birileri… Hepsi de dünyanın farklı ülkelerinde acaip yerlere geldiler sonra. Mesela New York’a gittiğimde Papua Yeni Gineli arkadaşımla buluştuk, BM PYG temsilcisi olmuş! Meksikalı Teresa, Merkez Bankası ve Maliye bakanlığında çalışıyor. Mısırlı arkadaş Avrupa Atom Enerjisi Kurumu’nda filan. Çok iyi hocalar var, harika okuduk. Tam mezun olduk döneceğiz, ben de Karayipler’e gitmek istiyorum, çünkü okulda Latin Amerika’da gibi yaşamışım, bir sürü arkadaşım var, Karayipliler bile! O arada almadığım bir kira yardımı varmış, elime toplu para verdiler aniden. Ne yapayım ben şimdi bu parayla?