MİA: Peki lise de mi Sarıkamış’taydı?
MELDA ONUR: Hayır sadece ortaokul… Orta sona başladım, bu defa da Erzincan’a geldik. Orta 3’ün yarısını Sarıkamış’ta, yarısını Erzincan’da okudum.
MİA: Oyy, kaç okul etti?
MELDA ONUR: Çok zorlandım, çok okul etti valla! Ablamın ilkokul 4 yerde mesela… Çok fena. Sarıkamış’tan Erzincan’a geldiğimizde, okulda çok zorlandım. Sarıkamış’ta zayıftı eğitim ama Erzincan Lisesi çok kuvvetli, özellikle matematikte falan bayağı inanılmaz bir liseydi. Çok zorlandım. Gerçi çok çalışkan bir öğrenciydim, hep takdir, teşekkür, öyle geçerdim yani. Toparladım hemen. Ama zorlandığım doğrudur. Erzincan’da önce sivil bir evdeydik. Daha sonra lojmana taşındık.
MİA: “Sivil ev”?
MELDA ONUR: Lojman dışındakilere sivil ev deriz biz. Geçmişe dönüp baktığımda, en sevdiğim ev hangisi diye sorsan, Erzincan’daki ilk evdir derim. Bahçeli bir evdi.
ALİ FUAT: Neresi acaba hatırlıyor musunuz, Yenimahalle, Bahçelievler, Cumhuriyet Mahallesi?
MİA: Bir arkadaşım gidersen asla aç kalmazsın demişti.
MELDA ONUR: Asla! Böyle ağzını açıp zorla yedirir içirirler vallahi! (Kahkahalar) Hiç unutmam, 78 senesiydi, Mayıs ayı. Bir sabah uyandım, bütün evlerin duvarlarında kırmızı bir portre çizili. Daha orta sondayım. Bu nedir yahu diye merak ettim tabii. Bütün duvarlara İbrahim Kaypakkaya’nın portresini çizmişler. Büyük ihtimalle 5. Ölüm yıldönümü falandı. Sordum, kim bu diye. “Terörist” dediler. O zamanların en popüler tanımlamasıyla…
MİA: E hala diyorlar?
MELDA ONUR: E şimdi bir kesim diyor, bir kesim demiyor en azından. Neyse. Erzincan’daki o güzel evden lojmana geçtik. Lise hayatım başladı. Güzel, iyi bir liseydi Erzincan Lisesi. İyi bir eğitim aldım. Okul birincisi olarak mezun oldum. Okuldaki hemen herkes iyi üniversitelerde, iyi bölümler kazandı. Tıp, hukuk falan! O döneme dair en iyi hatırladığım detaylardan biri sinema. Askeriyede iyi bir sinema kültürü vardır hep. Sarıkamış’ta da, Burdur’da da sinema herkesin hafta sonu eğlencesiydi. Askeriyenin sineması vardı ama sivil vatandaş da gelirdi. Oranın sinemasıydı işte sonuçta. Canan Perver’in uyduruk “Şeytan” filmini orada izlediğimi hatırlıyorum mesela. “The Exorcist” in yerli versiyonu. (Kahkahalar) Erzincan’da sinema sevilirdi, çoluk çocuk gelirdi sinemaya, gençler flört ederdi.
